Translate

Deliler Kasabası

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Kralları, Savaşları ve Filleri Anlat Onlara" adlı romanın yazarı Mathias Énard

Michelangelo'nun anlatıcısı İstanbul'a geliyor

"Kralları, Savaşları ve Filleri Anlat Onlara" adlı romanın yazarı Mathias Énard Türkiye'ye geliyor.
Kitap Portalı
Sultan İkinci Bayezid’in daveti üzerine Michelangelo’nun İstanbul’a gelişini konu edinen romanıyla büyük ilgi gören ve edebiyat dünyasının en önemli ödüllerinden Goncourt des Lycéens’i kazanan Fransız yazar Mathias Énard, 16 Mayıs 2011’de Türkiye’ye geliyor.

Romana konu olan dönemin atmosferini yeniden yaratmadaki başarısıyla adından söz ettiren Énard, iki gün boyunca yakından tanıdığı İstanbul’u gezip basın mensuplarıyla bir araya gelecek. Bu arada 17 Mayıs 2011 Salı günü 19.00’da, Fransız Kültür Merkezi’nde okuyucularıyla birlikte olacak. Söyleşide, yazar ve ödüllü kitabı üzerine konuşulurken edebiyat, sanat ve tarihin asırlardır süregelen etkileşimi de gözler önüne serilmiş olacak.

Kralları, Savaşları ve Filleri Anlat Onlara, Énard’ın kısa sürede önemli bir okur kitlesine ulaşmasına sebep oldu. Çarpıcı aktarım dili ve etkileyici gözlemleriyle romanı gerçekçi bir atmosfere büründüren yazarın İstanbul ziyareti, edebiyat tutkunları tarafından merakla bekleniyor.


Mathias Énard

Mathias Énard, 1972’de Fransa’da doğdu. Doğu Dilleri Enstitüsü’nde Arapça ve Farsça eğitimi gören yazar, Ortadoğu’ya uzun süreli yolculuklar yaptı. 2000 yılından beri Barcelona’da yaşıyor ve Barcelona Üniversitesi’nde Arapça dersleri veriyor. Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, 2010 yılı Goncourt des Lycéens Ödülü’nü kazanmıştır.

13 Mayıs 1506: Michelangelo İstanbul’da!

Mathias Énard’ın Goncourt des Lycéens ödüllü romanı Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, XVI. yüzyıl İstanbulu’nun, zamanın karanlığına gömülmüş Galata’nın ve Saray’ın öyküsü…
Ve Sultan İkinci Bayezid’in davetiyle İstanbul’a gelen, kaldığı üç ayın güncesini tutan
büyük ressamın…

13 Mayıs 1506. Marmara’dan gelen gemi, Sarayburnu’ndan süzülerek limana yanaştı.
Gemiden indirilen kürkler, çuha yünler, top top Bergamo satenleri ve Floransa kadifeleri arasında limana ayak basan esmer bir erkek. Belli, bir yabancı… Davud’u yeryüzüne indiren, yarattığı heykelin azameti karşısında dizlerine kapanıp “Konuş artık!” diye ağlayan büyük sanatçıdır: Michelangelo Buonarroti.

Hayal kırıklığı ve küskünlük içinde Roma’dan ayrılıp Floransa’da soluklanmak isteyen Michelangelo, karnını doyurmak için gittiği handa karşısına iki adam dikilir. Kendisine Papa’dan bir mesaj geldiğine emindir. Yumuşak mumlu kağıda uzanır ve damga yerine bilmediği harflerle mühürlenmiş olan mektubu şaşkınlıkla açar. Papa’dan gelmediğini anladığı mektubu isteksizce masaya bırakır ama merakı ağır basar. Kendi ülkesinde gördüğü aşağılanmaya karşı durmaya çalıştığı o garip ve karmakarışık günlerde Osmanlı Sultanı Bayezid, kendisini İstanbul’a davet etmektedir! Sultan, asırlardır tüm medeniyetlerin gözdesi başkentinin “Altın Boynuz”una, şehri ikiye ayıran Haliç’e, İmparatorluğun şanına yaraşır bir köprü inşa edilmesini istemektedir. Leonardo Da Vinci’nin yaptığı çizimler geri çevrilmiştir; şimdi sıra ondadır. Sultan, mektupta şöyle der: “Kabul edecek olursanız, şan ve şerefte Büyük Usta’yı geçeceksiniz, çünkü onun başaramadığını başaracak ve dünyaya eşsiz bir anıt armağan edeceksiniz… ”

Can Yayınları'ndan çıkan Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara’da Mathias Énard, Michelangelo’nun hayatının hiç bilinmeyen bir dönemi hakkında bir masal anlatıyor:
İstanbul’da geçen üç ay. Ve 1500’lü yılların Osmanlı payitahtı, Katolik Krallar’ın zulmünden kaçan Yahudilerin sığındığı, çok farklı kökenden insanların yan yana yaşayabildiği, sanatçıların birbiriyle yarıştığı, Doğu’dan Batı’ya tüm yolların kesiştiği benzersiz kent İstanbul’u…