Translate

Deliler Kasabası

18 Mart 2014 Salı

'Allahaısmarladık' Çanakkale Savaşında Bir Şehidin Günlüğü

 

20 yaşındaki genç teğmenin 24 Mayıs 1915'te başlayan günlüğü, 21 Haziran'da İbrahim Naci'nin şahadetiyle son buluyor. 

... Yeni gelen emirde, 5 günde Akbaş İskelesi'ne gidilecek,oradan da vapur ile Anadolu'ya geçecekmişiz. 

... Ben siperde düşmanla karşı karşıya olmalıyım. Çünkü çarpışmak,boğuşmak istiyorum. Hem ben, kendimin ne olduğunu anlayayım, hem düşman... 

... Şimdi düşünüyorum. Şehit olursam bende mi böyle solgun yapraklı bir kaç kel ağacın dibine gömülüp terk edilecegim ?

Çanakkale Savaşı'nda alay 10'uncu bölükte görevli Teğmen İbrahim Naci'nin tuttuğu ve şehit düştükten sonra da komutanının yazmaya devam ettiği günlük tam 98 yıl sonra ortaya çıktı.

E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap

9 Mart 2014 Pazar

Burroughs ve Ginsberg’den “Yage Mektupları”

 Yeni bir var oluşun eşiğinde
5 Şubat 2014, William S. Burroughs’un yüzler kulübüne girdiği gündü. Türkiye’de tam da bu yaşına denk gelecek şekilde yayımlanan Yage Mektupları, deneysellikte ustalaşmış yazarın maharetlerini bize yeniden hatırlatıyor. Kimileri bugün içi epey boşaltılıp olur olmaz her yerde kullanılan deneysellikle Burroughs’unkini karıştırıp buna burun kıvırabilir, aman dikkat. Onun ömrü boyunca yaptığı en önemli şey, bu deneyselliğin hakkını vermekti. Tüm zamanını iflah olmaz bir araştırıcı

7 Mart 2014 Cuma

Kadim Felsefe - ALDOUS HUXLEY

 Cesur Yeni Dünya’nın yazarı Aldous Huxley, Kadim Felsefe’de okurlarını Doğu ve Batı’nın eskimeyen felsefi ve dini geleneklerinde eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, Eckhart ve Buddha’dan Gazali ve Mevlana’ya kadar, içsel aydınlanmanın en önemli üstatlarından yapılan alıntılarla çok önemli bir antoloji görevi de görüyor.

E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap

Sevinç Kuşları üçlemesinin ilk kitabı "Deccal'in Hatırı"

 'Angara' usulü aşk romanı
Erkin Koray'ın ünlü Ankara oyun havası ne zaman kulağıma çalınsa, aklım ritmden çok sözlerine kayar. "Bu bir Ankara hatırasıdır, Ankara'dan çıkar" der Erkin Koray ve elektronik bağlamanın bilinen ritmi arkadan tıngır mıngır devam eder. Sözlerine gider aklım çünkü bir oyun havası ancak bu kadar duyguyu aynı anda barındırabilir: Romantik, arkadaş canlısı, hırçın, iddalı, sert, naif, absürd, eğlenceli, komik ve alabildiğine ciddi. Tüm bu duygular, aynı anda duyulur bu oyun havasının sözlerinde ve Erkin Koray'ı, Erkin Koray yapan duyguların tamamı bunlar bana göre. Bu duyguların

Orhan Veli aşkı “Yalnız Seni Arıyorum”


 Türk şiirinin efsanesi Orhan Veli aşklarını “Aşkın Resmi Geçidi” şiirinde anlatmıştı. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Yalnız Seni Arıyorum” kitabıyla evli bir kadın olan Nahit Hanım’a yazdığı aşk mektupları ise 64 yıl sonra ortaya çıktı. Ancak, o sıralar Orhan Veli’ye şiirler yazdıran bir başka kadın daha varmış: Bella Eskenazi ya da şairin seslenişiyle; düşes!


Vatan Kitap’ın Genel Yayın Yönetmeni Buket Aşçı'nın hazırladığı yazı gizli aşkı gün yüzüne çıkardı.Yazının bir kısmı şöyle:

Biliyorsunuz, geçenlerde Yapı Kredi Yayınları’ndan bir kitap yayımlandı: “Yalnız Seni Arıyorum/ Nahit Hanım’a Mektuplar” adında. Orhan Veli’nin kısacık ömrünün son üç yılında (1947-1950) sevgilisi Nahit Hanım’a yazdığı bu mektuplar ilk kez, tam 64 yıl sonra, günışığına çıkıyordu. Şu ana kadar hep bir şehir efsanesi olarak konuşulan bu mektuplar gizliydi çünkü daha sonra şair Arif

6 Mart 2014 Perşembe

HAYAT ASKIDA (Roman)



HAYAT ASKIDA

Fotoğraf: HAYAT ASKIDA

 "İnsanların büyük umutları olunca, hayal kırıklıkları da büyük oluyor,” dedim. “Benim hiç büyük hayallerim olmadı,” dedi. “Büyük hayaller kuranlar, hep bir şeyler kaçırdıklarını düşünürler.” Bu cümle sanki beni anlatıyordu. “Onlar için hayatın gizemli bir özü, mutluluğu vardır ama o tadı bir türlü alamazlar,” diye devam etti. Aslında hayatın küçük mutluluklardan oluştuğunun farkındaydım ama sözünü ettiği tadı ben de hep kırıntılar halinde hissetmiştim. Doğruydu; lezzet bir türlü damağıma yayılamıyordu. “Onlar büyük beklentilerle gittikleri filmde, filmin ortasına gelindiği halde, asıl filmin henüz başlamadığını düşünenler gibidirler... Zaman, her şey akıp gider, onlar biterken bile başlayacak olanı beklerler.

” O bunları söylerken, içimde eski İstanbul’un bir caddesi belirdi. Arnavut kaldırımlı bu caddede bir tramvay durağı vardı. Bir adam her gün o durağa yürüyor ve varlığı müphem bir tramvayın oradan geçmesini bekliyordu. Zihnimde beliren öyküyü anlattım onlara: “Bu adam “Mutluluk” tramvayını bekliyormuş. Çünkü rüyalarında o tramvayın kendisini yeşil mantolu, güzel bir kadına götürdüğünü görürmüş. Masal bu ya, adam tramvayların üzerindeki yazıların semt isimleri olduğunu da bilmezmiş. İstanbul’un “Mutluluk” adında bir semti olsaydı dahi, oraya giden tramvayın bir vaat içinde değil, sadece belediye memurunun çizdiği hat içinde bulunduğunu anlamaktan uzakmış. Saçları o durakta ağarmış.” Bu naif öykü, Selinay’ı gülümsetti. 

Bunun üzerine öyküye bir ek yapma gereği duydum: “Belki, bir sonraki durakta da her sabah tramvaya binip işine giden yeşil mantolu bir kadın varmış. Bindiği tramvaylarda sürekli yolculara bakar, rüyalarında görüp, hafızasına nakşettiği bir yüzü ararmış her daim. Bu yüz bahsettiğimiz adamın yüzüymüş. Ne yazık ki, adamımıza rüyalarını yanlış yorumlamışlar. Eğer mutluluğun o adı taşıyan bir tramvay değil, bir simge olduğunu söyleselermiş, eskiden yaptığı gibi o yolu yürüyecekmiş ve bir sonraki durakta rüyasındaki kadını görecekmiş. Beklemek yerine gelip geçen herhangi bir tramvaya binseymiş yine sonraki durakta, mutlaka birbirlerine rastlayacaklarmış. Ama her ikisi de, bir ömür beklemeye devam etmişler. Oysa aralarındaki mesafe yürüyerek beş dakika sürüyormuş.” Selinay, “Hoş bir öykü,” dedi. “Evet, bazen sihirli değnek elimizde ya da yanı başımızdadır, ama biz onun farkına varmayız.”

 HAYAT ASKIDA (Roman)
"İnsanların büyük umutları olunca, hayal kırıklıkları da büyük oluyor,” dedim. “Benim hiç büyük hayallerim olmadı,” dedi. “Büyük hayaller kuranlar, hep bir şeyler kaçırdıklarını düşünürler.” Bu cümle sanki beni anlatıyordu. “Onlar için hayatın gizemli bir özü, mutluluğu vardır ama o tadı bir türlü alamazlar,” diye devam etti. Aslında hayatın küçük mutluluklardan oluştuğunun farkındaydım ama sözünü ettiği tadı ben de hep kırıntılar halinde hissetmiştim. Doğruydu; lezzet bir türlü damağıma yayılamıyordu. “Onlar büyük beklentilerle gittikleri filmde, filmin ortasına

4 Mart 2014 Salı

Türkiye'nin Ezber Bozan Haber Gazetesi: En eski "Binbir Gece Masalları" kitaplaştırılıyor....

Türkiye'nin Ezber Bozan Haber Gazetesi: En eski "Binbir Gece Masalları" kitaplaştırılıyor....: Bilinen en eski "Binbir Gece Masalları" yeniden kitaplaştırılıyor. Pek çok film, senfonik beste ve edebiyat eser...






bilinen,en eski,osmanlıca,Binbir Gece,Masalları,kitap,tarih
Computer - Internet Technology Design World --------------- Bilim ve Toplum - Bilim ve Teknik -- -------------------- internet,oyun,bilgisayar,bilişim,Programlama,Bilim Network,Msn,Yahoo,messenger,Gmail,Hotmail,Cep, İPhone,Android

2 Mart 2014 Pazar

Efsanevi folk müzikçi Woody Guthrie’nin tek romanı "Toprak Ev", Türkiye’de

 "Bu toprak senin toprağın…"
Geçen ay, 27 Ocak’ta, Pete Seeger’ın ölüm haberi geldiğinde, derin bir sızı duymuştum yüreğimde. Haberi gazete için toparlamaya çalışırken, Amerikan folk müziğine yepyeni bir yön vermekle kalmayan, insan hakları savaşımını müziğinin ayrılmaz bir parçası kılan Seeger’ın bir zamanlar çok