Translate

Deliler Kasabası

6 Mart 2014 Perşembe

HAYAT ASKIDA (Roman)



HAYAT ASKIDA

Fotoğraf: HAYAT ASKIDA

 "İnsanların büyük umutları olunca, hayal kırıklıkları da büyük oluyor,” dedim. “Benim hiç büyük hayallerim olmadı,” dedi. “Büyük hayaller kuranlar, hep bir şeyler kaçırdıklarını düşünürler.” Bu cümle sanki beni anlatıyordu. “Onlar için hayatın gizemli bir özü, mutluluğu vardır ama o tadı bir türlü alamazlar,” diye devam etti. Aslında hayatın küçük mutluluklardan oluştuğunun farkındaydım ama sözünü ettiği tadı ben de hep kırıntılar halinde hissetmiştim. Doğruydu; lezzet bir türlü damağıma yayılamıyordu. “Onlar büyük beklentilerle gittikleri filmde, filmin ortasına gelindiği halde, asıl filmin henüz başlamadığını düşünenler gibidirler... Zaman, her şey akıp gider, onlar biterken bile başlayacak olanı beklerler.

” O bunları söylerken, içimde eski İstanbul’un bir caddesi belirdi. Arnavut kaldırımlı bu caddede bir tramvay durağı vardı. Bir adam her gün o durağa yürüyor ve varlığı müphem bir tramvayın oradan geçmesini bekliyordu. Zihnimde beliren öyküyü anlattım onlara: “Bu adam “Mutluluk” tramvayını bekliyormuş. Çünkü rüyalarında o tramvayın kendisini yeşil mantolu, güzel bir kadına götürdüğünü görürmüş. Masal bu ya, adam tramvayların üzerindeki yazıların semt isimleri olduğunu da bilmezmiş. İstanbul’un “Mutluluk” adında bir semti olsaydı dahi, oraya giden tramvayın bir vaat içinde değil, sadece belediye memurunun çizdiği hat içinde bulunduğunu anlamaktan uzakmış. Saçları o durakta ağarmış.” Bu naif öykü, Selinay’ı gülümsetti. 

Bunun üzerine öyküye bir ek yapma gereği duydum: “Belki, bir sonraki durakta da her sabah tramvaya binip işine giden yeşil mantolu bir kadın varmış. Bindiği tramvaylarda sürekli yolculara bakar, rüyalarında görüp, hafızasına nakşettiği bir yüzü ararmış her daim. Bu yüz bahsettiğimiz adamın yüzüymüş. Ne yazık ki, adamımıza rüyalarını yanlış yorumlamışlar. Eğer mutluluğun o adı taşıyan bir tramvay değil, bir simge olduğunu söyleselermiş, eskiden yaptığı gibi o yolu yürüyecekmiş ve bir sonraki durakta rüyasındaki kadını görecekmiş. Beklemek yerine gelip geçen herhangi bir tramvaya binseymiş yine sonraki durakta, mutlaka birbirlerine rastlayacaklarmış. Ama her ikisi de, bir ömür beklemeye devam etmişler. Oysa aralarındaki mesafe yürüyerek beş dakika sürüyormuş.” Selinay, “Hoş bir öykü,” dedi. “Evet, bazen sihirli değnek elimizde ya da yanı başımızdadır, ama biz onun farkına varmayız.”

 HAYAT ASKIDA (Roman)
"İnsanların büyük umutları olunca, hayal kırıklıkları da büyük oluyor,” dedim. “Benim hiç büyük hayallerim olmadı,” dedi. “Büyük hayaller kuranlar, hep bir şeyler kaçırdıklarını düşünürler.” Bu cümle sanki beni anlatıyordu. “Onlar için hayatın gizemli bir özü, mutluluğu vardır ama o tadı bir türlü alamazlar,” diye devam etti. Aslında hayatın küçük mutluluklardan oluştuğunun farkındaydım ama sözünü ettiği tadı ben de hep kırıntılar halinde hissetmiştim. Doğruydu; lezzet bir türlü damağıma yayılamıyordu. “Onlar büyük beklentilerle gittikleri filmde, filmin ortasına
gelindiği halde, asıl filmin henüz başlamadığını düşünenler gibidirler... Zaman, her şey akıp gider, onlar biterken bile başlayacak olanı beklerler.

” O bunları söylerken, içimde eski İstanbul’un bir caddesi belirdi. Arnavut kaldırımlı bu caddede bir tramvay durağı vardı. Bir adam her gün o durağa yürüyor ve varlığı müphem bir tramvayın oradan geçmesini bekliyordu. Zihnimde beliren öyküyü anlattım onlara: “Bu adam “Mutluluk” tramvayını bekliyormuş. Çünkü rüyalarında o tramvayın kendisini yeşil mantolu, güzel bir kadına götürdüğünü görürmüş. Masal bu ya, adam tramvayların üzerindeki yazıların semt isimleri olduğunu da bilmezmiş. İstanbul’un “Mutluluk” adında bir semti olsaydı dahi, oraya giden tramvayın bir vaat içinde değil, sadece belediye memurunun çizdiği hat içinde bulunduğunu anlamaktan uzakmış. Saçları o durakta ağarmış.” Bu naif öykü, Selinay’ı gülümsetti. 

Bunun üzerine öyküye bir ek yapma gereği duydum: “Belki, bir sonraki durakta da her sabah tramvaya binip işine giden yeşil mantolu bir kadın varmış. Bindiği tramvaylarda sürekli yolculara bakar, rüyalarında görüp, hafızasına nakşettiği bir yüzü ararmış her daim. Bu yüz bahsettiğimiz adamın yüzüymüş. Ne yazık ki, adamımıza rüyalarını yanlış yorumlamışlar. Eğer mutluluğun o adı taşıyan bir tramvay değil, bir simge olduğunu söyleselermiş, eskiden yaptığı gibi o yolu yürüyecekmiş ve bir sonraki durakta rüyasındaki kadını görecekmiş. Beklemek yerine gelip geçen herhangi bir tramvaya binseymiş yine sonraki durakta, mutlaka birbirlerine rastlayacaklarmış. Ama her ikisi de, bir ömür beklemeye devam etmişler. Oysa aralarındaki mesafe yürüyerek beş dakika sürüyormuş.” Selinay, “Hoş bir öykü,” dedi. “Evet, bazen sihirli değnek elimizde ya da yanı başımızdadır, ama biz onun farkına varmayız.”

HAYAT ASKIDA (Roman) 
Kitapçılarda ve internet satış sitelerinde !

E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap