Translate

24 Nisan 2014 Perşembe

Helene Wecker “Golem ve Cin”


Aynı yarayla bağlananların hikâyesi
1899’da Polonya Danzing’de Otto adında genç bir adam, Yehudah Schaalman adında yaşlı ama çok güçlü bir büyücüye gidiyor ve kendisine eş olarak bir Golem yapmasını istiyor. Golem aslında Yahudi mitolojisine göre kilden yapılarak canlandırılmış bir varlık. Ruhları yok fakat canlı gibiler, sahiplerine bağlı olarak çalışıyorlar ve baktığında insandan ayırt edilemiyorlar. Golem sahibine köle olarak yapılır, bir sahibe bağlanır ve onun emrine girer, amacı bir köle olarak koşulsuz hizmet etmektir. Ama bütün köleler gibi yoldan çıkabildiğinde bütün duvarları yıkan bir yok ediciye dönüşebilir. Golemlerin bir özelliği de insanların, tabii öncelikle sahiplerinin duygu ve düşüncelerini okuyabilmektir. Otto mutsuz bir adamdır, o ilk kez gelenekleri tersine çevirip kendine eş olarak bir Golem istemiştir. Zira o güne kadar hiçbir dişi Golem yapılmamıştır. Bazı özellikler de talep etmiştir büyücüden, çalışkan, zeki ve meraklı olsun gibi… Otto, güzel Golemini bavuluna koyar ve yeni bir hayat kurmak üzere New York’a doğru yola çıkar. Ancak hayat ona izin vermeyecektir, ağır bir hastalığa yakalanmıştır ve New York’a inmezden önce hayatını kaybeder. Ancak ölmeden önce Golem’e komut verip canlandırmıştır. Genç bir kadın ya da daha doğru bir deyişle çalışkan, meraklı, güzel ancak kilden yaratılmış, köle olmak üzere dünyaya gelmiş, insanların duygu

Dile Neşe Açıker 'Evladıma Miras Bu Sevda' kitabından sonra "Denizin hikayesi"



2012 yılında taraftar olma öykülerinin derlendiği 'Evladıma Miras Bu Sevda' adlı kitabından sonra Dilek Neşe Açıker, bu kez bir roman ile karşımıza çıktı.

Destek yayınlarından çıkan 200 sayfalık romanı,“ Hatalarını âşık olduğu adamdan daha çok seven bir kadının hikâyesi” olarak tanımlıyor yazar. Romanda başkahraman Mahur’un kendini arayışına,  zayıf elleriyle hayatın tüm duvarlarını yıkmaya çalışırken yaptığı hatalara ve yalnızlığına denizi ortak edişine hikaye ediliyor.

Ahmet Büke'nin son öykü toplamı okuyucu karşısında: "Yüklük"


 

Memleketin gör dediğini yazan
Ahmet Büke ilk öyküsünü otuz iki yaşında yazdı; bundan yaklaşık on iki yıl önce. O günden bugüne de yazmaya devam ediyor Büke. İlk öykü toplamı İzmir Postası'nın Adamları'ndan bu yana, hemen her yıl, düzenli olarak öyküleriyle buluşturdu okuyucusunu. Buna bağlı olarak da on iki yıllık yazı yaşantısına yadsınamayacak sayıda kitap sığdırdı: Yedi öykü toplamı, bir de gençlik romanı...
Büke, genç bir öykücü olarak çıktığı yolda, her öyküde, her kitapta biraz daha üstüne koyarak ilerliyor. Her durakta da bildiğimizi sandığımız, "bizden" bir dünyanın kıyıda köşede kalmış bir ayrıntısını kendi dünyasına ekleyerek ardında bıraktığı mesafeleri zenginleştiriyor. Kat edeceği

20 Nisan 2014 Pazar

Eduardo Berti'den "Düşlenen Ülke"

 Arjantinli yazar Eduardo Berti'nin "Düşlenen Ülke"sinde okur daha ilk sayfalarda kendisini tamamlanmış, harikulade, son derece berrak ve anlaşılır bir şeyin beklediğini bilir ama Berti zarif bir cömertlikle vaadini kesin olarak yerine getirmeyip okurun düşlemeyi sürdürmesine izin verir. Kitabı, Alberto Manguel'in değerlendirmesiyle tanıyoruz...

 Sevdalı kızın öyküsü (*)
Bir yerde okumuştum, Moğolistan’da bir hikâye anlatmaya hazırlanan kişinin, giriş mahiyetinde, anlatının çağırdığı hayaletler yaşayanların arasına yerleşmesin diye önce bir büyü töreni yapması gerekirmiş. Bu törenin ardından, hikâyesini bitirdiği zaman kahramanların içinden çıkıp geldikleri karanlığa geri döneceğini bildiğinden, rahat rahat anlatmaya başlayabilirmiş. Bu önlemin Batı’da anlaşılıp anlaşılamayacağını bilmiyorum; Batılı yazarlar kibirlidir, hayal ürünü kişilerinin okurları arasında canlanmasını istemekle kalmaz, ölümsüz

13 Nisan 2014 Pazar

Édouard Levé’den “İntihar”

 Édouard Levé’nin “İntihar”ı, hem konusu hem de yazarın hızla gittiği sonu anlatışı nedeniyle ilginç. Kitap, Levé’nin ölümü göz önüne alındığında tamamen bir tasarı metni olarak da görülebilir.

 ‘Yaşamın bir varsayımdı’
Bazı kitaplar, içindekiyle olduğu kadar kendi hikâyesiyle de öne çıkar. Tabii bu aynı zamanda yazarın hikâyesidir. İkisi birbirini tamamlar. Okura da keşfedilecek, soru sorduracak ve kurcalayacak epey malzeme çıkar.
Édouard Levé ismini duymayanlar, onun intiharıyla bu ada aşina oldu. Daldan dala konan bu adam,

Haydar Kazgan'dan "Galata Bankerleri"

 "Galata Bankerleri", Haydar Kazgan’ın finans tarihi alanındaki önemli yapıtlarından biri olarak yazar hayattayken iki cilt halinde basılan yapıtın, tek cilt olarak yeniden gözden geçirilmiş baskısı. Kitabı Cevahir Kayam değerlendirdi...


 Osmanlı finans dünyasının başlıca aktörleri

Türkiye’de iktisat tarihi çalışmaları Batı’ya göre oldukça geç başladı. Bu alanda finans tarihi ise son yıllara kadar neredeyse hemen hiç ilgi gösterilmeyen bir alandı. Prof. Dr. Haydar Kazgan (1921-2009), Türkiye’de finans tarihi alanındaki çalışmaların önünü açıp bu alanda temel başvuru yapıtları sayılacak ürünler ortaya koydu. Ağırlıklı olarak para, banka, sanayi ve şirketleşme tarihi

Serkan Koktay'tan "Valizimde Gölgeler"


Valizimde Gölgeler, ince ve derinlikli bir şekilde işlenmiş hayatların romanı. Kimlik arayışından daha çok insan olabilmenin öyküsü. Karakter, zaman ve mekan çeşitliliği içinde çağıldayan, yaşamın her rengini bulabileceğiniz bir baş yapıt. Okuyanın iç sesiyle hemen buluşabileceği kıvrak bir üslübun sahibi Serkan Koktay’ın karakterleri, toplumsal baskılara maruz kalmış ve farklı kültürlere sahip insanlardan oluşuyor. Hepsinin, geleceğe dair umutlarının çiçekleri kitabın her kelimesinde, sayfa aralarında. Bu kitabı okuduktan sonra kendinize, insana bakışınız değişecek.
Valizimdeki Gölgeler, günümüz okurlarının Salçalı Ekmek ile tanıyıp çok sevdiği Serkan Koktay’ın ikinci kitabı.

E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap