Translate

Deliler Kasabası

6 Mayıs 2011 Cuma

Elimizde en bol malzeme bırakan Karabekir

'Elimizde en bol malzeme bırakan Karabekir'

Atatürk'ün Üç Muhalifi I: Kâzım Karabekir adlı yapıtıyla Yunus Nadi Sosyal Bilimler Araştırma Ödülü'nü kazanan Osman Selim Kocahanoğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye-Sosyal Bölümü'nü bitirdi. Yakın dönem tarihimizle ilgili çok sayıda inceleme ve anı türünde eserler veren Kocahanoğlu ile yapıtı üzerine konuştuk.
kitaplar- -Atatürk'ün Üç Muhalifi isimli çalışmanız nasıl doğdu ve neden Karabekir'e öncelik tanıdınız?

- Ali Fuat Paşa ile Mustafa Kemal arasında Harbiye sıralarına kadar inen bir dostluk bulunur. Mustafa Kemal bu ailenin ekmeğini yemiştir. Dolayısıyla Ali Fuat Paşa ile Mustafa Kemal arasında diğerleri gibi derin bir ayrılık ve kopuş yaşanmaz. Karabekir ve Rauf Bey lidere karşı sert muhalefete giriştiği halde, Ali Fuat Paşa Çankaya sofrasından gene eksik olmaz. En erken ve sert anlaşmazlık Mustafa Kemal ile Karabekir arasında
yaşanır. Bu, hem Karabekir'in kişiliğinden hem erken temasa gelmelerinden hem de ideolojik yaklaşımlardan kaynaklanır. Çalışmada Karabekir'e öncelik vermemizin nedeni, hayatının her anını anılarına ve notlarına yansıtması. Dolayısıyla Karabekir Paşa kendini zamanımıza taşıdı. Elimize en bol malzeme bırakan Karabekir Paşa.

- Mustafa Kemal'in hedefleriyle Karabekir Paşa'nın hedefleri gerçekten farklı mıydı veya en belirgin olarak bu ayrışma ne zaman yaşandı?


- Karabekir Paşa, kişiliğinin ideolojik parametrelerini açıkça ortaya koymadığı veya Mustafa Kemal gibi uygulama alanına çıkarmadığı için, yol haritasını kendi yazdıklarından anlamaya çalışırız. Psiko-sosyal zihin kodları belirsiz olsa da Türk ya da Türkmen kimliğiyle kendine bir aidiyet yaratır. Diğer yandan, 'evrimci-telifçi' diye kategorize edilebilen 'taassuptan uzak ve tekamül yanlısıyım' cümlesi bizim için anahtar bir söylemdir. Çeşitli vesilelerle vurgular bunu. Dindar ama mutaassıp değil veya hem dindar hem yenilikçi. Bu sözü modernite üzerinden kavramlaştırırsak, muhafazakâr bir kişilik yapısı veya anlayışı çıkar karşımıza. Karabekir Paşa açıkça tanımlamasa da, Batı uygarlığını sadece teknoloji transferi olarak benimser. Bu anlayışta, toplumun yaygın ve alışılagelmiş geleneksel değerlerinin kurcalanmaması, değişim uğruna örselenmemesi ifade edilmek istenir.

- O günlerde aralarında sanki fazla bir anlaşmazlık yokmuş gibi görünüyor. Öyle değil mi?

- Hayır öyle değil. Aslında anlaşmazlık konusu hem köklü hem de çok parametreli olarak gelişiyordu. Fakat mücadele sessizce gidiyor. Örneğin Karabekir Paşa, Mustafa Kemal'in diktatör olma, hatta padişah olma ihtimalini bile düşünüyor! Bunu yüzüne karşı da söyler. Aslında Karabekir ve Rauf Bey, salatanatın kaldırılmasına ses çıkarmasa da hilafetin kaldırılmasını istemiyordu. Zaten saltanat da hilafetin devam edeceği, devletin başında halifenin bulunacağı ümidi ve garantisiyle kaldırıldı. İşin garibi anlaşmazlığın ve kopuşun sinyali İsmet Paşa daha Lozan'dan dönmeden verildi. Rauf Bey İsmet Paşa'nın 'yüzünü bile görmemek' için başvekillikten istifa ederek Sivas'a gitti. Bu aynı zamanda Mustafa Kemal'in etrafını boşaltıp bunalıma sürüklemekti. Mustafa Kemal bu resti gördü. Bu sırada Karabekir Paşa Çankaya'da bir siyaset oyunuyla elendi. İkinci dönemde beklediği görevlere gelemeyip, sıradan bir mebus gibi köşede kalınca ister istemez tepki mekanizmaları harekete geçti. Kendi isteğiyle Ordu Müfettişliği'ne ayrıldı. Bu da Karabekir'in kopuş noktası...

- En yakın arkadaşlarının açık-kapalı muhalefetleri bile Atatürk'ü yolundan döndüremedi. Bu noktada Mustafa Kemal'in irade gücünü nasıl açıklarsınız?


- Gerçekten de Mustafa Kemal Paşa'nın en büyük özelliği olaylar ve kişiler karşısında gösterdiği sabır ve irade gücü. Bu sorunun cevabı da zaten Mustafa Kemal'in karizması, yani liderlik özelliğiyle yakından ilgilidir. Mustafa Kemal, eğer gemileri yakma cesaretini göstermese mücadele de akim kalabilirdi.

Atatürk'ün Üç Muhalifi: Kâzım Karabekir/ Osman Selim Kocahanoğlu/ Temel Yayınları/ 634 s.