Translate

Deliler Kasabası

5 Mayıs 2011 Perşembe

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Şıpsevdi

Eserin adı : Şıpsevdi



Yazarı : Hüseyin Rahmi Gürpınar





1. YAZAR:



1864 yılında İstanbul’da doğmuştur. Hünkar yaverlerinden Sait Paşa’nın oğludur. Annesi, kendisi küçük yaşlarda iken öldüğü, babası da görevle taşralarda dolaştığı için çoğunlukla akrabalarının yanında ve onların kadınları arasında büyüdü. Bir süre Aksaray’ın o zamanların ünlü bir okulu olan Mahmudiye Rüştiyesi’nde okuyan Hüseyin Rahmi. Bu okulu bitirdikten sonra Mülkiye mektebine girdi.
Mahmudiye Rüştiyesi’nde iken özel öğretmenlerden aldığı derslerle Fransızcasını ilerleterek bu edebiyatın başlıca ürünlerini kaynağından okumaya başladı. Mülkiyedeki öğrenimini sağlık durumu nedeniyle tamamlayamadı. Buradan ayrılıp kısa bir süre Adliyede daha sonra Nafia Nezareti tercüme kaleminde memur olarak çalıştı. İkinci Ticaret Mahkemesi’nden üye adayı olarak da görev aldı. Fakat bu sıralarda, ilk romanlarıyla, oldukça geniş bir ün sağlamış bulunuyordu. Bundan dolayı, memurluğu bırakarak, hayatını kalemiyle kazanmaya yöneldi. 1908’de Meşrutiyetten sonra kendisine önemli devlet görevleri teklif ettilerse de kabul etmeyip yazarlığını sürdürdü. 1909’da birkaç arkadaşı İle “Boşboğaz” adlı bir mizah dergisi kurdu. Fakat uzun sürmedi. Hayatının ikinci döneminde Heybeliada’ya yerleşen Hüseyin Rahmi, kalan ömrünü hep orada geçirerek, yazılarını da oradan göndermek ve pek seyrek olarak İstanbul’a inmekle yetindi. 1925 yılında natüralist yapıdaki eserlerinden biri olan “Ben Deli miyim ?” adlı romanı yüzünden mahkemeye verildi. Eser aşırı müstehcen bulunmuştu. Fakat yazar mahkemede kendi davasını bizzat kendisi savunarak romanının müstehcen olmadığını, bunun sadece natüralist bir karakter taşıdığını ispatlayarak beraat etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin beşinci ve altıncı dönemlerinde milletvekilliğine seçilen Gürpınar, sekiz yıl kadar bu görevde kaldı. Ömrünün son günlerine kadar Heybeliada’daki köşkünde vaktini okuyup yazmakla ve devamlı eser vermekle geçirdi. 1944 yılı başlarında burada öldü. Mezarı, yaşamının ikinci yarısını içinde geçirdiği köşkünün yakınlarındadır.



Başlıca eserleri: Şık, İffet, Metres, Cehennemlik, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Cadı, Hakka Sığındık, Toraman, Son Arzu, Efsuncu Baba, Muhabbet Tılsımı, Ben Deli miyim ?, Tutuşmuş Gönüller, Nimetşinas, Kokotlar Mektebi, Mezarından Kalkan Şehit, Hayattan Sahifeler, Eşkıya İninde, Kaynanam Nasıl Kudurdu ?, Utanmaz Adam, Deli Filozof, Namusla Açlık Meselesi, İki Hödüğün Seyahati, Tünelden İlk Çıkış, Tokuşan Kafalar, Hazan Bülbülü.



2.ESER:



a) Türü: Roman

b) Teması: Batılılaşma

c) Eserin yazılmasındaki amaç: Toplumda eksikleri olan kişilerin davranışlarını ortaya koymak.

Eser bu amaca ulaşabilmiş mi ?: Eser amacına ulaşmıştır.









3.PLAN:



Eserin serim bölümünde olaya bir giriş ve bazı olaylar hakkında bilgi verilmiştir. Düğüm bölümünde ise olaylar geniş bir bölümde anlatılmış ve ayrıntılar iyi bir şekilde verilmiştir. Çözüm bölümünde ise olayların sonuna yani sonuca ulaşılmıştır.



4. ESERİN ÖZETİ:



Meftun Bey adında alafrangaya düşkün bir adam vardır. Meftun Bey Fransa’da kalmış, kendini beğenmiş herşeyi bildiğini zanneden bir şıpsevdidir. Meftun Bey Fransa’da bir süre kaldıktan sonra memleketine geri döner. Memleketinde de fazla bir şey bilen olmadığı için kendini en üstte görür. Burada Fransa’da gördüğü alafrangalığı öğretmeğe çalışır. Fakat fazla bir şey bilmemektedir. İyi ve rahat bir hayat kurmaktadır ve bunun için uğraş göstermektedir. Fakat fazla parası yoktur ve paraya ihtiyacı vardır. Çünkü güzel bir hayat için para gereklidir. Karşı köşkün kızı olan Edibe’yi gözüne kestirir. Karşı köşk zengin bir ailedir ve Edibe’yi kendine uygun bulur. Evlenmek ister çünkü istediği hayatı kurabilecektir. Meftun Bey Lebibe adında bir kız kardeşine sahiptir. Kız kardeşi de Edibe’nin erkek kardeşi ile konuşmaktadır. Edibe ile evlenmek için, kardeşinin ve Edibe’nin kardeşinin buluşmalarını, konuşmalarını gözardı etmektedir. Eğer bunların konuşmasına, buluşmasına engel olursa, Edibe’nin erkek kardeşi Edibe’yi Meftun Bey’ e karşı soğutacaktı ve evlenemeyecekti. Bunun sonucunda da kurmak istediği hayat olmayacaktı.

Karşı köşkün oğlu Mahir Bey ile kız kardeşi Lebibe Hanımı evlendirdikten sonra Meftun Bey Mahir Bey’in kız kardeşi olan Edibe Hanım ile evlenir. Meftun Bey evlendikten sonra şıpsevdiliğe başlar. Kayınpederinin parasına sahip olmak ister. Kızıyla evlenmesinin amacı da parasıydı. Fakat kayınpederinin ölümünü beklemek zorundadır. Meftun Bey daha sonraları McFerlan adındaki kültürlü bir kadınla tanışır ve onu sevmeğe başlar. Bu sırada da Mahir Bey Madam’a gönlünü kaptırır. Madam McFerlan Fransız kültürünü almış, o zaman da erkeklerin gözdesi olan güzel bir kadındır. Meftun Bey parayı almak için kayınpederinin ölümünü bekleyemeyecek seviyeye gelir ve bir plan kurarak bunu elde etmeye çalışır.

Meftun Bey planında Madam McFerlan’ı Mahir Bey’e karşı koz olarak kullanacaktır ve böylece parayı elde etmiş olacaktı. Madam McFerlan Mahir Bey’e vaatlerde bulunarak babasının parasını getirmesini ister. Mahir Bey ise parayı getirdiğinde Madam ile Meftun Bey’in anlaştığını görür. Meftun Bey planının anlaşıldığını fark edince vakit kaybetmeden Fransa’ya kaçar. Mahir Bey de bu olaya üzülerek intihara başvurur ve kendini öldürür. İki yıl sonra Meftun Bey Fransa’dan bir mektup gönderir ve kayınpederinin ölümünü beklediğini yazar.



5.ÜSLUP:



a) Romanda devrik cümlelere sıklıkla rastlanmaktadır. Fakat cümleler uzun kurulmuştur.

b) Anlatım eserin konusunu çok uzatarak bir sonuca bağlamıştır.

c) ---

d) Eserde yazıldığı çağı belirten özellikler vardır. Bunlar romandaki kelimelerin eski dilden

Kalması ve kahraman adlarının eski olmasıdır.



6.ESERİ ELEŞTİRME:



Eserde yabancı kelimeler olmasına rağmen dili sadedir ve anlaşılmaktadır. Fakat cümleler genellikle uzun kurulmuştur. Bu yüzden bazen anlam karmaşasına yo açabilmektedir. Konular ve olaylar uzatılarak dolambaçlı şekilde anlatılmıştır.