Translate

Deliler Kasabası

5 Mayıs 2011 Perşembe

Hamlet - William Shakespeare Kitaptan Alıntılar, sözler, derlemeler, kitap hakkında

Hamlet - William Shakespeare Kitaptan Alıntılar, sözler, derlemeler, kitap hakkında

Hamlet- William Shakespeare Kitaptan Alıntılar, sözler, derlemeler, kitap hakkında

* Olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu.
* Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi...
* Daha çok madde daha az sanat.
* Ölmek,uyumak sadece!
* düşler yanlızca tembel bir beynin çocuklarıdır
* Çürüyen birşeyler var Danimarka krallığında...
* Sonrası sessizlik(Hamlet'in ölümü)

Ophelia


* Nasıl ayırdederim bir bakışta
Seveni sevmeyenden?
Külahından, tozlu çarıklarından,
Elindeki değnekten.
Öldü, güzel sultanım çoktan öldü.
Öldü, gömüldü bile.
Başında yemyeşil otlar büyüdü,
Taşı dikildi bile.
Ne olur dinleyin!
Ak kefenler giyindi kardan beyaz,
Sarıldı çiçeklere.
Arar arar sevdiğini bulamaz,
Ağlayanlar içinde.
Polonius

* Belki seni seviyor; niyetinin safiyeti lekesiz. Kirlenmemiş ve içine fesat karışmamıştır henüz; fakat korkmalısın; çünkü her arzusunu yerine getirebilecek bir mevkide değil.(Ophelia'ya Hamlet hakkında söylediği söz)

I. Hamlet Oyununun Konusu


Hamlet

Shakespeare’in (1564-1616) “Hamlet” (1601) adlı oyununun en belirgin teması, “intikam”dır. Oyunun baş kahramanı olan Hamlet, babasının kulağına zehirli sıvı akıtılarak amcası tarafından öldürüldüğünü öğrendikten sonra, tek bir amaç için yaşar: Babasının öcünü almak. Ayrıca Laertes de, babasını öldürdüğü için Hamlet’ten intikam almak ister.

Oyunun konusuna Hamlet’in amcası Claudius açısından bakacak olursak, şiddetli bir “ihtiras” duygusunun ön plana çıktığını görürüz. Claudius gözü doymaz bir insandır. Her şeyi elde etmek ister. Kardeşinin tacını alır, fakat bununla da yetinmez, karısına göz diker. İstek ve arzularına kavuşmak için önüne çıkan her türlü engeli yok etmek ister.

Kraliçe Gertrude açısından baktığımızda ise, “ihanet” temasını görürüz. Kraliçe kocasının ölümünden sonra yas tutup ağlamak yerine, Claudius’un yaptığı aşk davetine karşılık vererek onunla evlenmiştir. Kocasının katiliyle aynı yatağı paylaşmış, kocasına ihanet etmiştir.
This image has been resized.Click to view original image

Oyunda “aşk” teması oldukça zayıf kalmıştır. Hamlet ile Ophelia arasında belli bir duygusal ilişki olmakla beraber, bu hiçbir zaman olgunlaşıp tutku seviyesine ulaşamamıştır. Bunun nedeni ise, Ophelia’nın kişilik yönünden zayıf bir kız olması, bu ilişkiyi taşıyamamasıdır. Ophelia, Hamlet’le arasında geçen özel şeyleri çenesini tutamaz ve babasına anlatır. Oyunda yaşanan bir başka aşk da Hamlet’in amcası Claudius ile annesi Gertrude arasında yaşanan aşktır. Bu aşk, temiz duygularla örülmüş saf bir aşk değildir. Claudius’un amacı, kraliçenin kalbini ve sevgisini kazanmak değil, onu elde etmektir. Gertrude zayıf bir iradeye sahip olduğu ve duygularını kontrol edemediği için bu ilişkinin içine çabucak girmiştir, fakat onun yaşadığı, aşkın verdiği bir mutluluk değil, dayanılmaz vicdan azabıdır.

Oyunda Hamlet’in yakın arkadaşı olan Horatio’ya baktığımızda ise zihnimizde “fedakârlık, arkadaşlık, dostluk, bağlılık, güven, cesaret” gibi kavramların belirdiğini görürüz. Hamlet’in eserin başından sonuna dek güvendiği, saygı duyduğu tek bir insan vardır, o da Horatio’dur. Hamlet zehirli kılıç darbeleri aldıktan sonra, zehrin tesiriyle can çekişmeye başlar. Horatio, eğer arkadaşı ölecekse kendisinin yaşamasının bir anlamı olmadığını gösterir ve zehirli içkinin bulunduğu kupayı eline alır, içip ölmek ister. Hamlet, buna izin vermez.

Oyunda ele alınan bir başka konu da “adalet”tir. Hamlet’in amcası, adaletsiz bir şekilde tahtı ele geçirmiştir. Hamlet’in amacı sadece babasının intikamını almak değil, Danimarka’da yeniden adaleti, doğruluğu ortaya çıkarmaktır. Hamlet bir taşla iki kuş vurmak istemiştir; hem intikamını alacak hem de adalet yerini bulacaktır. Bunu da sadece amcasını öldürmekle yapamayacağını çok iyi bilmektedir.


II. Hamlet Oyununun Kişileri


Claudius: Danimarka kralı, Hamlet’in amcasıdır. Ağabeyini öldürerek onun hem tacını hem de karısını elinden almıştır. Karaktersiz, hilekâr, ahlâksız, gözünü hırs bürümüş bir insandır. Yaptığı türlü oyunlarla ağabeyinin karısını kendisine âşık etmiş, koynuna almıştır. Yengesiyle yatmayı hazmedebilecek derecede iğrenç bir adamdır. Hamlet’in gerçeği bildiğinden şüphelenir ve onu hemen ölüm fermanıyla birlikte İngiltere’ye gönderir. Rahatını, lüksünü ve zevkini bozabilecek her türlü engeli gözünü kırpmadan yok etmek ister. Hamlet, gemiden kaçıp geri dönünce, planının suya düştüğünü üzülerek görür. Fakat yine pes etmez. Ünlü bir kılıç ustası olan Laertes’i kışkırtarak Hamlet’le dövüşmeye ikna eder. Hamlet’i zehirli bir kılıçla öldürmeyi planlar. Bu da olmazsa ona dövüş sırasında susadığı bir anda zehirli içki verecek ve onu öldürecektir. Fakat dövüş sonunda Hamlet’in kılıç darbeleriyle ölür.

Gertrude: Danimarka kraliçesi, Hamlet’in annesidir. Eski kocasının yılan sokması sonucu öldüğünü zannetmektedir. Hâlbuki kral, kardeşi Claudius tarafından kulağına zehir damlatılarak öldürülmüştür. Kocasının ölümünden kısa bir süre sonra Claudius, aldığı hediyeler ve söylediği tatlı sözlerle kendisini kandırmış, evlenmeye ikna etmiştir. Ölen kocasının sevgisine sadık kalmamış, ona ihanet etmiştir. Kocasının katiliyle evlenmiştir. Oyunun sonunda, kocasının Hamlet için hazırlatmış olduğu zehirli içkiden içer ve ölür.

Hamlet: Öldürülen kralın oğlu, yeni kralın yeğenidir. Oldukça zeki, eğitimli ve bilgili bir kişidir. Ophelia’ya karşı kalbinde az da olsa birtakım duygular yeşermiş, fakat Ophelia bu sevgiye gereken karşılığı verememiştir. Hamlet, babasının hayaletiyle konuşup tüm gerçekleri öğrendikten sonra, artık tek bir amaç için yaşamaktadır, intikam. Bu işi aceleye getirip eline yüzüne bulaştırmamak için her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplar ve bu doğrultuda hareket eder. Babasının katili olan amcası Claudius’tan ve babasına ihanet eden annesinden nefret etmektedir, iğrenmektedir. Hamlet, oyunun sonunda amcasını zehirli kılıç darbeleriyle öldürür. Böylece babasının intikamını almış, üzerine düşen görevi yerine getirmiş olur. İntikam ateşiyle yanıp tutuşan gönlüne su serpmiş olur. Kendisi de Laertes’in zehirli kılıç darbeleriyle ölür.

Horatio: Hamlet’in güvendiği, kendisine yakın hissettiği bir arkadaşıdır. Hamlet, düşüncelerini onunla paylaşır, yapacakları konusunda ondan fikir alır. Hamlet ne zaman ihtiyaç duysa, Horatio onun yanı başında olmuştur. Oyunun sonunda, Hamlet’in aldığı zehirli kılıç darbeleriyle ölmek üzere olduğunu görünce kendisi de yaşamak istemez. Zehirli içkinin bulunduğu kupayı eline alıp içmek ister. Bu şekilde arkadaşı Hamlet’e olan sevgisini göstermek ister. Fakat Hamlet buna izin vermez.

Polonius: Kralın yakın adamlarından biri, Ophelia ve Laertes’in babasıdır. Krala bütünüyle sadık bir görevlidir. Kızı ile Hamlet arasında geçenleri olduğu gibi krala anlatır. Saray içerisinde konuşulanları gizlice dinleyip bunları sıcağı sıcağına krala yetiştirmeyi kendisine bir görev sayar. Yine bir gün Hamlet ile kraliçenin konuşmalarını perdenin arkasına gizlenmiş dinlerken Hamlet’in kılıç darbeleriyle ölür.

Ophelia: Polonius’un kızıdır. Hamlet tarafından sevilmektedir, fakat bu ilişkiyi taşıyabilecek olgunlukta bir kız değildir. Hamlet’in kendisine yazdığı aşk mektuplarını günü gününe babasına gösterir. Babası bu ilişkiye taraf değildir, kızını sürekli olarak uyarıp Hamlet’in sözlerine kanmamasını söyler. Babasının öldürülmesinden sonra aklını kaybeder, ortalıkta sürekli olarak şarkılar söyler. Irmakta boğularak ölür.

Laertes: Polonius’un oğlu, Ophelia’nın ağabeyidir. Kibar, görgülü, eğitimli bir kişidir. Kılıç kullanmakta oldukça yetenekli ve usta birisidir. Babasının öldüren Hamlet’ten intikam almak ister. Onu hile yaparak öldürmek ister, fakat kendi kazdığı kuyuya kendisi düşer. Dövüşte Hamlet’le boğuşurken kendisindeki ucu zehirli kılıç Hamlet’e geçer. Bu kılıçla birkaç darbe alır ve ölür.

III. Hamlet Oyununun Özeti (Olay Örgüsü)



Birinci Perde

Şatonun önünde nöbet tutan askerlerden Bernardo, Francisco, Marcellus ve Hamlet’in yakın arkadaşı Horatio, son birkaç gecedir, yaklaşık iki ay önce ölen Danimarka kralının hayaletini görmektedirler. Horatio, genç Hamlet’in yanına gider ve gördüklerini ona anlatır.

Bu arada boşalan tahta, ölen kralın kardeşi Claudius geçmiştir. Türlü hediyeler ve ince sözlerle kandırdığı yengesi Gertrude ile de vakit geçirmeden evlenmiştir. O dönemde Danimarka tahtına krallar seçilerek geçtiğinden, kral Hamlet’ten sonra yerine oğlu genç Hamlet değil, kardeşi Claudius geçmiştir.

Hamlet, askerlerin nöbet tuttuğu yere gelir. Babasının hayaletini görmek ve onunla konuşmak düşüncesiyle beklemeye başlar. Yakın dostu Horatio ve nöbetçi subay Marcellus da oradadır. Vakit gece yarısı olunca genç Hamlet’in babasının zırhlar içindeki hayaleti ortaya çıkar. Hayalet, Hamlet’e işaret eder ve onu tenha bir yere götürür. Kendisinin bir cinayete kurban gittiğini söyler ve oğlundan bunun intikamını almasını ister. Şu an krallık tacını başında taşıyan kişinin, yani kardeşinin, kralın bahçede uyurken bir yılanın sokması sonucunda öldüğünü söyleyerek halkı aldattığını, oysaki, asıl ölüm sebebinin bu olmadığını, bahçede uyurken kardeşi tarafından kulağına zehirli su akıtıldığını, daha sonra bu zehrin hızlı bir şekilde kanını pıhtılaştırdığını, dümdüz olan cildinin birdenbire cüzzamlılar gibi iğrenç kabarcıklarla kaplandığını ve oracıkta öldüğünü söyler. Ayrıca, bu hain kişinin kraliçeyi de türlü hediyeler ve ince oyunlarla kendisine âşık ettiğini anlatır. Kardeşi Claudius’un, hem krallık tacını hem de kraliçesini elinden çalarak çok büyük bir suç ve günah işlediğini söyler. Oğlundan intikam almasını ister. Yalnız bu işi yaparken ne olursa olsun annesi hakkında kötü düşünmemesini, onun haince bir oyunun kurbanı olduğunu, bu nedenle de suçsuz olduğunu söyler. Daha sonra da hayalet ortadan kaybolur. Hamlet, oradakilere babasıyla arasında geçen konuşmaları anlatmaz, gördükleri bu hayaleti kimseye söylememeleri konusunda yemin ettirir.


İkinci Perde

Saray görevlilerinden Polonius, kızı Ophelia ile Hamlet arasında duygusal bir ilişki olduğunu öğrenir. Kızı Ophelia, babasına gelip, Hamlet’in kendisine âşık olduğunu söyler, Hamlet’in yazdığı aşk mektuplarını gösterir. Polonius, kızını bu ilişki konusunda uyarır ve ondan uzaklaşmasını ister. Polonius, krala olan bağlılığını göstermek için kızıyla Hamlet arasındaki ilişkiyi vakit geçirmeden krala anlatır.

Hamlet, babasının hayaletini görüp onunla konuştuktan sonra kendisine deli süsü verir. Garip davranışlar sergilemeye başlar. Kral, Hamlet’teki bu davranış değişikliliğini merak eder. Polonius, Hamlet’teki bu tuhaf davranışların sebebi olarak, kızının kendi nasihatlerini dinleyerek Hamlet’in aşkına karşılık vermemesini gösterir. Fakat gerçekte böyle bir şey söz konusu değildir.

Bu arada saraya oyuncular (tiyatrocular) gelir. Hamlet, amcasıyla annesinin maskelerini düşürmek için sarayda bir oyun sergilenmesini ister. Bu oyunculara, amcasının ve annesinin gözleri önünde, babasının haince öldürüldüğü sahneyi oynatmayı planlar.


Üçüncü Perde

Hamlet’in aklından geçenleri merak eden kral, Polonius’tan bu işin iç yüzünü araştırıp öğrenmesini ister. Polonius, Hamlet’in bu deli davranışlarının sebebinin kızının ona ilgi göstermemesi olduğunu savunur. Kral ve Polonius, Hamlet ile Ophelia konuşurlarken gizlice onları dinlerler. Hamlet, Ophelia’yı aşağılayıcı sözler söyler. Kral, Hamlet’in konuşmalarının keskin bir zeka ürünü olduğunu, deli bir adam için bu sözlerin fazla kaçacağını düşünür. Tedirgin olmaya başlar, başına bir iş gelmesinden korkar. Kendisini güvende hissetmek amacıyla, Hamlet’in bir an önce İngiltere’ye gönderilmesini emreder.

Hamlet, oyuncuların provalarını izler. Onlardan oyunu sahnelerken daha canlı, daha coşkulu olmalarını ister. Babasının haince öldürülmesi olayını bilen Horatio’ya, geceleyin oynanacak oyunda bir sahnenin babasının cinayetine benzediğini, bu nedenle oyunun gösterimi sırasında, olanca dikkatiyle amcasını gözlemlemesini söyler. Çünkü Hamlet, amcasını bu sahneyi izlerken farklı tavırlar sergileyerek kendisini ele vereceğini düşünmektedir.

Seyirciler yerini alır, Hamlet’in “Fare Kapanı” adını taktığı, asıl adı “Gonzago’nun Öldürülmesi” olan oyun sahnelenmeye başlar. Oyunun başında, dilsiz oyunu oynanır. (Bu oyunda, birbirine fazlaca sevgi gösteren bir kralla bir kraliçe sahneye gelir, öpüşürler. Kraliçe diz çöker, krala sevgisinin büyüklüğünü anlatır. Kral, onu kaldırır, başını omzuna dayar, sonra çiçekli bir çimenliğe uzanır; uyuduğunu görünce kraliçe de onu yalnız bırakır. Az sonra biri gelir, kralın başından tacını çıkarıp öper, kulağına da zehirli sıvı akıtıp çıkar. Kraliçe döner, kralı ölü bulunca çok üzülür, çırpınır. Kralı zehirleyen adam iki üç dilsizle tekrar gelir. Kraliçenin üzüntüsüne ortak olmak istiyormuş gibi gözükür. Ceset kaldırılıp götürülür. Kralı zehirleyen adam hediyeler getirerek, kraliçeye aşkını bildirir. Kraliçe önce razı olmaz, isteksiz görünür, fakat sonunda adamın aşkını kabul eder.) Kral ve kraliçe, dilsiz oyununu başka şeyle ilgilendiklerinden tam olarak izleyemezler. Kendilerini asıl oyuna hazırlarlar. Bir süre sonra asıl oyun sahnelenmeye başlar. Oyun ilerledikçe kralın tedirginliği artar. Oyunda, kralın kulağına zehirli sıvının akıtılması canlandırılırken zaten gergin olan kral, büsbütün heyecanlanarak ayağa kalkar ve oyunu durdurur.

Hamlet, amcasının bu sinirli ve tedirgin hâlini görünce, babasının gerçek katilinin amcası olduğuna iyice inanır. Bu konuda hiçbir şüphesi kalmamıştır artık.

Oyun sonrasında kral, odasına kapanır. Kendisinin gelecekteki huzuru ve güvenliği için Hamlet’in bu saçma ve tehlikeli oyunlarına son vermek gerektiğini düşünür. Bu nedenle de onun bir an önce saraydan uzaklaştırılmasını emreder. Hamlet, elindeki kılıçla kralın odasına girer. Kral bu sırada, kardeşini öldürmenin verdiği vicdan azabıyla kıvranır bir vaziyette dua etmektedir. Hamlet, eğer kralı şimdi öldürürse onun sorgusuz sualsiz direk cennete gideceğini; onu daha kötü bir hâlde sarhoşken ya da yatakta zina hâlindeyken öldürürse, cehenneme gideceğini düşünür. Kralı öldürme işini sonraya bırakır, annesinin yanına gider. Bu sırada Polonius, perdenin arkasına gizlenmiş, onları dinlemektedir. Hamlet sorduğu sorularla annesini sıkıştırır, itirafa zorlar. Annesi bağırmaya başlar, Polonius da bağırmaya başlar. Hamlet, kılıcını perdenin arkasındaki Polonius’a batırır ve onu öldürür.

Kraliçe Gertrude, gerçekte kocasının kulağına zehirli sıvı akıtılarak öldürüldüğünü bilmemektedir. Hamlet, annesine, evlendiği adamın kardeş katili olduğunu söyler. Babasının ölümünün üzerinden henüz çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen amcasıyla evlenmesinin kabul edilemez olduğunu söyler. Annesi, oğlu Hamlet’in bu sözleri karşısında daha fazla dayanamaz, ağlamaya başlar. Kocasına ihanet ettiği için pişman olmuştur. Hamlet annesine, hiç olmazsa bundan sonra o katilin koynuna girmemesini, kirlenmiş ruhunu bu şekilde temizlemesini ister. Hamlet ayrıca, kendisinin deli olduğu konusunda krala telkinde bulunarak onu inandırmasını söyler.


Dördüncü Perde

Kral, Polonius’un Hamlet tarafından öldürüldüğünü öğrenir. Hamlet’i bir gemiyle İngiltere’ye gönderir. Hamlet’in yanındaki adamlara da Hamlet’in ölüm fermanının yazıldığı bir mektup verir.

Babasının öldürüldüğünü öğrenen Ophelia, aklını kaybeder; deli divane bir şekilde ortalıkta gezinir, sürekli olarak şarkılar söyler. Polonius’un oğlu Laertes, babasının öldürüldüğünü duyar duymaz, yanına aldığı askerleriyle birlikte kralın odasına girer. Babasını, kralın öldürdüğünü zannetmektedir. Kral, öfkesinden deliye dönmüş Laertes’i, babasının katilinin kendisi değil Hamlet olduğuna inandırır.

Hamlet, gemiyle İngiltere’ye doğru giderken bir gece gizlice askerlerin kamarasına girer, ölüm fermanının yazılı olduğu mektubu değiştirir, kendi güzel el yazısıyla yeni bir mektup yazar. Bu mektubunda görevli askerlerin hemen öldürülmesini yazar. Cebindeki babasının mührüyle de mektubu mühürler. Askerler bu değişikliğin farkına varmaz. Bir ara peşlerine korsan gemisi takılır. Gemilerin birbirine yaklaştığı bir anda Hamlet, korsanların gemisine geçer, onlara esir düşer. Hamlet, yakın arkadaşı Horatio’ya, başından geçenleri anlatan bir mektup yollar. Ayrıca krala verilmek üzere de bir mektup yollamıştır. Mektupta yarın kralın huzuruna gelip ondan özür dileyeceğini belirtmiştir.

Kral, mektubu Laertes ile birlikte okur. Yaptığı ince hesaplara göre, şimdiye kadar Hamlet’in çoktan ölmüş olması gerektiğini düşünen kral, bu mektup karşısında büsbütün şaşırır. Söylediği kışkırtıcı sözlerle, Laertes’in içindeki intikam ateşini iyiden iyiye körükler. Kılıç kullanmakta usta olan Laertes’in Hamlet’le dövüşmesini ister. Birlikte hile dolu bir plan yaparlar. Bu plana göre, Laertes dövüş öncesinde kılıç seçerken el çabukluğu ile ucu düğmesiz olanını alacak ve bu kılıcın ucuna da çok tesirli bir zehir sürecektir. Dövüşte yaptığı hamlelerle Hamlet’i yaralayacak, böylelikle zehir Hamlet’in kanına karışarak onu hemen öldürecektir. İşini sağlama almak isteyen kral, bununla yetinmez. Dövüş sırasında Hamlet’in susayacağını ve ona zehirli içki vererek öldüreceğini düşünür. Bu arada, Ophelia’nın ırmağa düşüp boğulduğu haberi gelir. Laertes’in içindeki intikam ateşi şiddetlenir.


Beşinci Perde


Hamlet, arkadaşı Horatio’ya İngiltere’ye giderken içinde ölüm fermanının yazılı olduğu mektubu nasıl değiştirdiğini ve başından geçenleri anlatır.

Kral, adamlarından birini Hamlet’in yanına gönderir. Kral, kılıç ustası Laertes ile bahse girmiştir. Kral bu dövüş bahsi için altı Arap atını, Laertes ise üç takım Fransız kılıcını ortaya koyar. Hamlet, Laertes ile dövüşmeyi kabul eder.

Hamlet, dövüş öncesinde Laertes’ten af diler. Babasının ölümünün kendisini deliye çevirdiğini, böyle deli bir anında da o acı olayın gerçekleştiğini söyler. Kız kardeşi Ophelia’nın ölümüne hiç kimsenin kendisi kadar üzülemeyeceğini, onu her zaman çok sevdiğini söyler. Laertes, Hamlet’i samimi bulur, özrünü kabul eder. Dövüş başlar. Laertes, daha önce kralla birlikte kararlaştırdıkları üzere, ucunda düğme olmayan kılıcı seçer, kimse görmeden zehri kılıcın ucuna sürer. Bu arada kral da içki dolu olan kupaya zehir koyar. Dövüş sırasında kraliçe Gertrude, zehirli içkiden içer. Kral buna engel olmak ister, fakat gecikir. Laertes, zehirli kılıçla Hamlet’i yaralar, birbirine girdikleri bir anda kılıçlar değişir. Sonra Hamlet, Laertes’i yaralar. Bu sırada kraliçe yere düşer. Kral, kraliçenin kan görmeye dayanamadığı için bayıldığını söyler. Fakat kraliçe, oğluna içtiği içkiden zehirlendiğini söyler ve ölür. Laertes, elindeki kılıcın düğmesiz ve zehirli olduğunu söyler. Bütün bu olup bitenin suçlusu olarak da kralı gösterir. Hamlet, elindeki zehirli kılıcı krala saplar, onu yaralar. Zehirli içkiyi krala zorla içirir, kral ölür. Laertes de ölür.

Hamlet, aldığı zehirli kılıç darbelerinden sonra can çekişmektedir. Sadık dostu ve yakın arkadaşı Horatio, zehirli içkinin bulunduğu kupayı eline alır, içmek ister. Hamlet’in ölümünden sonra kendisi de yaşamak istemez. Onu ölüm yolculuğunda da yalnız bırakmak istemez. Fakat Hamlet, buna izin vermez. Kendisinin yaşaması gerektiğini, bu hikâyeyi tüm gerçekliliğiyle herkese anlatmasını, yapılan kötülüklerin gün ışığına çıkarılmasını ister ve bir süre sonra ölür.
─ S O N ─