Translate

Deliler Kasabası

3 Mayıs 2011 Salı

''Sofralara Geldi Bahar'' Kitap, Türkçe baharat bitkileri ansiklopedisi

Sofralarda bahar

Ramis Dara'nın kaleme aldığı Sofralara Geldi Bahar, 176 baharlı-yararlı bitkinin tarihini, coğrafyasını, dünya dillerindeki adlarını, Türkçe adının hikâyesini, nerede yetiştiğini ve nasıl kullanıldığını anlatıyor. Kitap, aynı zamanda bir Türkçe baharat bitkileri ansiklopedisi olma özelliği de taşıyor.
Ramis Dara, yayımlanmış beş deneme-eleştiri kitabıyla ve Bursa'da çıkardığı Yeni Biçem ve Akatalpa edebiyat dergileri ile yazın çevresinin tanıdık ismi olduğu biliniyor. Ayrıca beş Bursa denemeleri yayımlamış olup Albert Camus'den yaptığı üç çeviri kitabı da bulunan Dara'yı doğayla, bitki ve baharatlara yaptığı araştırmalarla tanımak da onun adına renkli bir iz olarak anımsanacak.


Aslında uzun yıllar Bursa-Uludağ yöresinin bitki ve doğa florası üstüne derin ve incelikle yaptığı araştırmalarla dergilere dökülen yazılar, doğaya tanıdık duran kimliğini yaşatıyordu Dara'nın. Sofralara Geldi Bahar kitabı önümüze düştüğünde hayli keyifli bir okumanın içinde bulduk kendimizi.

Baharatlar, kokulu otlar, baharatsılar ve yerel, evrensel tatlar olarak ayırabileceğimiz kitapta, Dara'nın doğayla insan arasında gelişen onlarca ot ve benzerinin ne işlere yaradığı, doğayla insanın ne denli bütünlükler yaratan birer varlık olduğuna göndermeleri dikkat çekiyor. Örneğin Adaçayı'ndan söz ederken her ilde farklı konular için içildiğini ayırtediyorsunuz. Yani kimi otların bir ilde başka derde, diğer ilde başka soruna ilaç olarak kullanımına rastlıyorsunuz. Sonuçta bu kitaba bakarak her konuda şifanın doğada mevcut olduğuna dair kanınız kesinleşiyor. Ama dozunda ve ayarında kullanılmak koşuyla. Dünyada üretilen biber üretiminin yarısının Çin'de olduğunu duymak gibi ayrıksı bilgilerde mevcut bu kitapta. Yarısı doğaçlamadan ya da Dara'nın kendi kişisel araştırmalarından gelişen, kimi de bu konuda farklı yayınlardan derlenen yüzlerce görüntü, bilgi yumağı.

Çörekotu ve bademin kalp krizi riskini azalttığını bilir miydiniz? Benim Sofralara Geldi Bahar' a yakınlığım arttıkça bademe olan sevgim arttı örneğin, her gün tuzunu azalttıktan sonra 4-5 badem fazladan yemeye başladım. Dara'nın tüm bunları öyküsel bir yöntemle anlatması da işin içine bir okuma ve izleme sıcaklığı katıyor. Örnekse her baharatın veya otun bir yağı olduğunu bilmeyenler öğrensin. O bitki yağlarının türlü soruna şifa olduğunu bu kitapta çözümleriyle öğreneceksiniz. Çoğunuz bilir ama ben Samandağ'da öğrenmiştim, defne yağının romatizmal ağrılara iyi geldiğini, sanırım bazı ağrı kesici merhemlerin yapımında defne yaprağının yağından yararlanıldığını. Birçok ilacın terkibinde bulunan bitki ve ot karışımları, ya da başka bir deyimle onlarda bulunan kimyasal karışımların ilaç sanayine esin kaynağı olduğunu.

Bu kitaptan 'tıp folkloru' başlıklı yeni bir deyim öğrendim. Söz yerindeyse doğanın her türlü zenginliğinden ve yararından yaratılan bir deyim bu: Tıbbı çoğaltmak ve kıvraklaştırmak adına aynı zamanda. Antep fıstığının, sihirli içecek zencefilin (bence çayına zencefil katan uzun ömürlü oluyor), karanfilin, kabuk tarçının, maydanoz ve soğanın, cevizin, dereotunun, pırasa ve zeytinin, turunç ve kimyon gibi baharatsıların ayrı ayrı ne işlere yaradıklarını, insan doğasına ne denli iyilikler taşırdıklarını Dara'nın özenli dilinden bu kitapta toparlamak, bilgi dağarcığımıza tek noktada bulundurmak mümkün.

Püf noktası...

'Bütün ilaçlar bir zehirdir; hiçbiri istisna değildir. Püf nokta ayar (dozaj) meselesidir' diyor Ramis Dara önsözde. Demek ki bu kadar iyiliğinden dem vurduğumuz ot ve bitkinin ya da başka deyimle baharat ve baharatsının üst üste, ara vermeden süresiz kullanımı yarardan çok zarara dönüştürebilir. Örneğin prostata iyi gelen bazı otların üç haftadan fazla kullanılmaması öneriliyor kitapta.

Baharat sözcüğünün baharın çoğulu olduğu bilinsin isterim. Salernolu hekimlerin şu şiiri unutulmasın isterim bu kitabı okuduktan sonra: 'Niçin ölsün bir insan/ bahçesinde her zaman/ varsa bir adaçayı.' Tıp dilinde 'can kurtaran ecza' olarak bilinen adaçayının mucize baharatlardan olduğu bilinmeli. Bakteri, mantar, virüs yok edici, iltihap kurutucu, böcekkırıcı, antioksidan, ter kesici etkisi notlarımız arasından eksik bırakılmamalı.

'Şeker hastalığı için yemek aralarında bir miktar toz kekik yenir' (s. 114). 'Iğdır'da karanfil çayı bellek güçlendirici olarak içilir. Tüm Türkiye'de ise ağız kokusu giderici karanfil ağızda çiğnenir' s. 106). Kitaptan seçtiğim bu ilginç bilgiler, Dara'nın edebiyattan sonra baharat ve baharlar dalında da uzmanlaştığının bir göstergesi.

Sofralara Geldi Bahar/ Ramis Dara/ Yapı Kredi Yayınları/ 528 s