Translate

Deliler Kasabası

3 Mayıs 2011 Salı

Cinayet Çiftliği

“Nefes kesici ve unutulmaz. Cinayet Çiftliği masumlarla suçlular, yaşayanlarla ölüler arasındaki diyaloglardan oluşan muhteşem bir cinayet romanı. Andrea Maria Schenkel bu türün sınırlarını baştan tanımlıyor.” David Peace
“Cinayet romanlarında nadiren yeni ve özgün bir kurguyla karşılaşıyorsunuz. Schenkel bunu henüz ilk romanıyla başarıyor. Büyüleyici…” The Times İkinci Dünya Savaşı’nda sonrasında bir Alman köyü. Yaşlı Danner, karısı, kızı, kızının iki çocuğu ve yeni hizmetçileri artık birer ceset. Bundan böyle “Cinayet Çiftliği” olarak anılacak ücra evlerinde baltayla, zalimce katledilmişler.

Gazetelerde cinayetlerle ilgili pek çok haber ve söylenti çıkıyor ama polisin elinde ipucu yok. Köyünün katliamla anılmasını kabullenemeyen eski bir sakin, düğümü çözmek için geri dönüyor.
Bir ailenin katledilme öyküsünün geriye dönük ve tanıklıklar eşliğinde anlatıldığı Cinayet Çiftliği, Truman Capote’nin ünlü romanı Soğukkanlılıkla ile kıyaslanmakta. Soluksuz okuyacağınız bu romanda, Andrea Maria Schenkel’in yarattığı eşsiz kurgu sayesinde çözümü ne polisler, ne gazeteciler, ne de anlatıcı bulur: sarsıcı sonuca sadece okuyucu ulaşır.
Sabahın erken saatlerinde, şafaktan önce çiftliğe giriyor. Dışarıdan getirdiği odunlarla mutfaktaki büyük ocağı yakıp, patates ve suyla doldurduğu düdüklü tencereyi ocağın üstüne koyuyor.
Mutfaktan çıkıyor, uzun ve penceresiz koridordan geçip inek ahırına giriyor. İneklerin günde iki kez beslenip sağılmaları gerek. Orada sıra halinde, yan yana duruyorlar.
Usulca konuşuyor onlarla adam. Ahırda çalışırken hayvanlarla konuşması alışkanlık haline gelmiş. Sesi onları sakinleştiriyor sanki. Monoton ses tonu. aynı sözcükleri tekrarlaması hayvanları yatıştırıyor gibi. Hayatı boyunca yaptığı bu işe alıştı. Keyif alıyor.
Yandaki samanlıktan aldığı yeni samanlarla eskilerin üstünü örtüyor. Samanlıkta hoş. tanıdık bir koku var. İnekler domuz gibi kokmuyorlar. Kesinlikle keskin ya da kesif kokmuyorlar.
Sonra tekrar yeni saman getiriyor samanlıktan.
Samanlıkla inek ahırının arasındaki kapıyı açık bırakı Hayvanlar karınlarını doyururlarken onları sağıyor. Bu konuda biraz kaygılı. Hayvanlar onun tarafından sağılmaya alışık değiller. Ancak sağmasına izin vermeyecekleri kaygısının yersiz olduğu ortada.
Pişen patateslerin kokusu ahıra kadar yayılıyor. Artık domuzları beslemenin vakti geldi. Düdüklü tenceredeki patatesleri dosdoğru bir kovaya boşaltıp ezdikten sonra domuz ağılına götürüyor.
Kapıyı açınca domuzlar ciyaklıyorlar. Kovanın içindekileri oluğa boşaltıyor ve biraz su ekliyor.
Böylece işini bitirdi. Evden çıkmadan önce ocak sönük mü diye kontrol ediyor. Samanlıkla inek ahırının arasındaki kapıyı açık bırakıyor. Kutulardaki sütü doğrudan gübre yığınına döküyor. Sonra kutuları eski yerlerine koyuyor.
Akşamleyin ahıra geri dönecek. Her seferinde inleyerek ondan kaçan, bir köşeye sinen köpeği besleyecek. Hayvanlarla ilgilenecek. Tabi samanlığın sol arka köşesindeki saman yığınından uzak durmaya özen göstererek.