Translate

Deliler Kasabası

5 Ekim 2011 Çarşamba

Finansal Piyasalar Ve Para Politikası

KİTABIN ÖZETİ

Yazar "Finansal Piyasalar ve Para Politikası" adlı kitabında çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlamış olduğu makalelerini bir araya getirmiştir. Makalelerinde genel olarak finansal piyasalar ile para politikası arasındaki ilişki ortaya koyulurken, ülkemizde 1980 sonrası yaşanan değişimler de yansıtılmaya çalışılmıştır.

Kitap, 27 adet makaleden oluşmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır:

· Makro İktisat ve Para,

· TCMB'nın Para Politikası ve Para Programı,

· Merkez Bankası Verimli Çalışıyor mu?,

· 5 Nisan ve Merkez Bankası,

· Merkez Bankası Bilançosu ve Para Politikası,

· Currency Board:Para Arzının Kontrolüne İlişkin Monetarist Bir Yaklaşım,

· Hazine Ve Merkez Bankasının Uyumlu Çalıştığı Söylenebilir,

· İsviçre Bankacılığı Albenisini Yitirdi mi?,

· Türk Bankacılık Sistemi İçinde Küçük Bankalar Ve Üstlendikleri Döviz Riski,

· Avrupa Para Sisteminin Oluşumu ve Gelişimi,

· Savaş Finansmanında Bir Araç Olarak Enflasyon Ve Savaş Dönemi Para Politikası,

· Türk Ekonomisi Bir Savaşı Kaldıramaz.

Bu çalışmada makalelerden önemli olduğunu düşündüğüm birkaçının özeti aşağıdaki paragraflarda sunulmuştur.

"TCMB'nın Para Politikası ve Para Programı" adlı makalede TCMB'nin özerk olması gerektiği, ancak bunun tek başına yeterli olmadığı belirtilmektedir. Zira eğer bir ekonomide enflasyon var ise, TCMB'nın bağımsızlığı da yok oluyor demektir. Makalede belirtildiği üzere Türkiye bu konuda 72 ülke için yapılan bir araştırmada 61nci sırayı alabilmiştir. Yazar bu duruma neden olarak, TCMB'nın kamuya açtığı kredilerde devamlılık gösteren genişlemeyi göstermektedir.

"Merkez Bankası Verimli Çalışıyor mu?" adlı makalede ise iktisat politikalarının uygulanışında birincil görevi yüklenen merkez bankalarının bu uygulamalarında tek başlarına hareket edemedikleri, uygulamalarda mutlaka diğer karar birimleri ile uyumun şart olduğu belirtilmektedir. Zira, iktisat politikaları, karar birimleri ile uyumlu olunması halinde başarılı olabilecektir. Yazara göre, Türkiye'de alınan iktisadi kararların, hedeflenen sonuçlara ulaşamamasının ardında yatan gerçek budur.

"Merkez Bankası Bilançosu ve Para Politikası" adlı makalede TCMB'nın sahip olduğu mevcut bilanço büyüklükleri ile istese bile, kısa süre içinde bir para programını yürütemeyeceği, bunu yapabilmesi için her şeyden önce hükümetlerin, devletin sahip olduğu finansal kurum ve kaynakları kullanarak bazı kesimlere rant yaratmaktan vazgeçmesinin gerektiği vurgulanmaktadır.

"Currency Board: Para Arzının Kontrolüne İlişkin Monetarist Bir Yaklaşım" adlı makalede "Currency Board" sisteminin işleyişi ve çeşitli ülkelerdeki uygulanma biçimleri ve ülke ekonomilerine etkileri belirtilmiştir. Tanım olarak verilmesi gerekirse Currency Board; bir ülkenin para arzı mekanizmasını, belirlenen sabit kurdan, ülkenin döviz varlıklarına bağlanmasıdır. Bu sistemde para arzı ülkenin döviz pozisyonuna bağlanmaktadır. Yani para, döviz rezervleri karşılığında arz edilmektedir. Türkiye'de Currency Board sistemi, genel olarak, bir finansal krizin ardından para arzı mekanizmasını düzenlemeye yönelik bir kurumsal yapı olarak nitelenmektedir. Yazar bu noktada, Currency Board kurulurken özellikle döviz kurunun hangi düzeyde belirleneceğinin hayati bir konu olduğunu vurgulamaktadır.

"İsviçre Bankacılığı Albenisini Yitirdi mi?" adlı makalede İsviçre Bankacılık sisteminin özellikleri ve kara para aklaması ile aralarındaki ilişkiler anlatılmaktadır. Yazara göre birçok ülke ekonomisi ve de İsviçre Ekonomisi kara paranın ülkelerine girmesinden bir rahatsızlık duymamaktadırlar. Çünkü kara paranın etik açıdan sakıncaları olmasına rağmen iktisadi açıdan gelir yaratıcı etkisi vardır.

"Türk Bankacılık Sistemi İçinde Küçük Bankalar Ve Üstlendikleri Döviz Riski" adlı makalede TCMB'nın 1990 yılından itibaren uyguladığı aşırı değerlenmiş kur politikası ile mali sistem içerisinde yer alan bankalara düşük maliyetli döviz cinsinden yabancı kaynak sağladıkları, bunun neticesinde bu bankaların aşırı kar elde ettikleri, ancak 1993'ten sonra elde edilen kaynakların geri ödemeleri gerektiğinde ve kur makasından dolayı rant elde etme imkanları da kalmadığında, mali kesimin açık pozisyonların yarattığı baskı ile karşı karşıya kaldığı belirtilmektedir. Doğal olarak öz sermayesi yeterli olmayan küçük bankaların açık pozisyonlarını kapatma telaşları döviz kurunu yukarıya çekmiş, zaten var olan likidite darlığını daha da arttırmış ve bankaları tam bir çıkmaza sürüklemiştir.

"Savaş Finansmanında Bir Araç Olarak Enflasyon Ve Savaş Dönemi Para Politikası" adlı makalede kalkınmanın veya kamu harcamalarının en kolay finansman yolu olduğu belirtilmektedir. Savaş ekonomisinin nasıl finanse edileceğine ilişkin bir planlama yapılmamış ise, para arzını arttırarak yaratılacak olan enflasyon ile savaşın finanse edilmesi kolay, çabuk, ancak aynı zamanda da olumsuz etkisi büyük olan bir yöntemdir. Yazar, Türkiye'nin herhangi bir şekilde savaşa girmesi durumunda ortaya çıkan ekonomik yükü dağıtabilmek için kullanılabilecek üç yolun olduğunu belirtmektedir. Bunlar: "Açık Finansman", "Vergi Artırımı" ve "Borçlanma" olarak ifade edilebilir. Ancak bu üç araçtan hiçbirisinin etkin bir şekilde kullanılması mümkün değildir.

Yazar kitabın yazıldığı yıllarda (1996) Türkiye ve Dünya Ekonomisi ile ilgili çeşitli saptamalarda bulunmuş, sorun olarak belirlediği konulara çözüm yolları ortaya koymuştur. Aradan neredeyse altı yıl geçmiş olmasına rağmen kitapta Türkiye Ekonomisi ile belirlenen sorunlar giderek artmış ve kronikleşmiştir. Yaşadığımız ekonomik kriz bunun en açık kanıtıdır.
E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap