Translate

Deliler Kasabası

10 Haziran 2011 Cuma

Taoculuk Üzerine Meseller-Diyaloglar

Taocu Meseller 9
Chuang Tzu


Lao Tse'nin İntikamı
Shichong Chi adlı bir genç Lao Dan'ı ziyarete gelmişti. Ona dedi ki: "Usta, sizin için kutlu bir kişidir dediler, uzun yol demedim kalktım geldim. Yüz gün yüz gece yolculuk ettim, yürümekten ayaklarım yara oldu, hiç bir zahmetten kaçınmadım huzurunuza varabilmek için. Ama şimdi görüyorum ki, siz kutlu falan değilsiniz! Fare deliklerinin önünde pirinç taneleri var diye kızkardeşinizi kovdunuz: Bu sevgisizliktir. Eviniz çiğ-pişmiş yiyecek dolu, yine de yeni erzak alıp yığıyorsunuz: Bu açgözlülüktür." Tüm bunlar söylenirken Lao Dan derinlere dalmış, hiç bir tepki göstermiyordu.

Ertesi gün Shichong Chi yine geldi: "Dün kabalık ettim size. Bugün ise söylediklerime pişman oldum. Bağışlayın." dedi. Lao Dan dedi ki: "Kimin tutkulu, kimin tanrısal, kimin kutlu olduğunu böyle bir bakışta ayırt eden birinin karşısında ben teslim olmaktan başka ne yapabilirdim? Siz o sırada bana öküz deseniz ben öküz olurdum, at deseniz at olurdum. İnsan ne olduğunu açıkça yüzüne söyleyenlerin karşısında bunu kabul etmezse, ancak kendisini daha mutsuz kılar. Teslim oluşum benim her zamanki tutumumdu. Sizi söylediklerinize pişman etmek gibi bir amacım yoktu."
Shichong Chi gölgesini ustanın üzerine düşürmemeye dikkat ederek dikkatle geri çekildi. Sonra saygı kurallarına uygun şekilde yeniden ustanın huzuruna çıktı, benliğini geliştirmek için kendisine yol göstermesini rica etti. Lao Dan dedi ki: "Utanmaz bir suratın ve küstah patlak gözlerin var. Geveze ve ukalasın. Zorlukla dizginlenen atlara benziyorsun, bir davrandın mı hemen gemi azıya alıyorsun. Üstüne vazife olmayan her işe burnunu sokuyor, her konuda hüküm vermeye kalkıyorsun. Hilekar ve kurnazsın ve kendine önemli bir kişi süsü vermeye çalışıyorsun. Tüm bunlar sahtekar bir karakterin işaretleridir. Senin gibi birine insan tenhada rastlasa, haydut der. "

*62 Anlaşılan Lao Tse öğrencisinin o ağır sözlerini hiç de göründüğü gibi sükûnetle hazmedememiş! Fırsatını bulunca intikamını alıyor... Bilgelerin, kutsal kişilerin de insani zayıflıkları olduğunu görmek, bizi onlardan uzaklaştırmaz, tersine daha yakınlaştırır. Kendi kutsalına gülebilmek, insana kendine de gülmeyi öğretir. Bu, hem eski Uzak Doğu kültürünün, hem de Anadolu heterodoksisinin bir geleneğidir. Aynı şekilde Bk: "Lao Tse 'nin ölümü ".

Çağlayandaki Adam
Konfüçyüs bir gün Lü Liang yakınındaki çağlayanı seyre gitmişti. Otuz ayak yükseklikten aşağı dökülen sular kırk kulaç çapında bir burgaç yapıyordu. Bu köpüren sularda ne kurbağa, ne balık, ne kaplumbağa yüzebilirdi. Birden sularda yüzen bir adam gördü! Her halde yaşamından bezmiş, ölüme susamış biri olmalıydı. Öğrencilerini gönderdi kıyıya, adamı kurtarıp getirsinler diye. Ama daha yüz adım gitmiş gitmemişlerdi ki, adam sudan çıktı, saçlarını kuruladı ve türkü söyleyerek kıyıda dolaşmaya başladı.
Bunun üzerine Konfüçyüs kıyıya indi ve dedi ki: "Lü Liang çağlayanının yüksekliği otuz ayaktır. Ve onun kırk kulaç çapındaki burgacında ne kurbağa, ne balık ne de kaplumbağa yüzebilir. Sizin sularda yüzdüğünüzü görünce ben sizi yaşamından bezmiş, ölüme susamış biri sanmıştım. Bunun için öğrencilerimi sizi kurtarmaya gönderdim. Ama siz sudan çıktınız, saçlarınızı kuruladınız ve türkü söyleyerek gezmeye başladınız. Bunu görünce sizi cin sandım. Oysa yakından bakınca görüyorum ki insansınız. Lütfen bana söylemez misiniz, bu deli sularda yüzüp de boğulmamanın gizli bir sırrı mı var?" Adam, "Hiç bir gizli yanı yok bunun" dedi. "Bu önce alışkanlıktı, sonra benim doğam oldu, sonra da yazgım oldu: Her şeyi içine çeken burgaçla derinlere inerim, köpürüp taşan sularla dışarı çıkarım. Kendimi suyun Yol'una teslim ederim karşı koymadan. Suda yüzebilmemin bütün sırrı bu."
Konfüçyüs sordu: "Dediniz ki, bu önce alışkanlıktı, sonra benim doğam oldu, sonra da yazgım oldu. Bu ne demek?" Adam yanıt verdi: "Şu yüce dağların arasında doğdum, onlarla mutluyum: Bunun için bu önce alışkanlıktı dedim. Şu sularda gençliğimi yaşadım, onunla mutluyum: Bunun için bu benim doğam oldu dedim. Nasılını bilmeden yüzüyorum sularda: Bunun için bu benim yazgım oldu dedim." (19, 9)

Dara Düşmek
Chuang Tzu'nın giysileri kırk yamalı çuval bezindendi. Ayağındaki çarıkları sicimlerle bağlamıştı derme çatma. Bir gün bu haliyle We hükümdarının huzuruna çıktı. Hükümdar sordu: "Bu ne hal Beyim? Bu kadar mı dara düştünüz?"
Chuang Tzu yanıt verdi: "Bu gördüğünüz fakir düşmektir, dara düşmek değil! İnsan Tao'ya ve Te'ya erişmiş de bunları çevresine yayamıyorsa, asıl odur işte dara düşmek. Kötü giysi, yırtık çarık fakir düşmektir bunlar, dara düşmek değil. Asıl dara düşmek, dünyaya yanlış günde gelmiş olmaktır![63]
Hiç ağaca tırmanan maymunları seyrettiniz mi Hükümdar hazretleri? Kayın ağacına, çama, meşeye, bey defnesine çıktı mı, ağaçların beyi, hükümdarı olur o. En usta okçular bile erişemez ona. Ama çevresinde bodur çalılardan başka şey yoksa korkaklaşır, sağına soluna bakıp titremeye başlar. Kasları, kemikleri zayıflayıp da eklemleri katılaştığından değil, çevresindeki koşullar doğasına ters düştüğünden düşer bu hale. Yeteneklerini kullanamaz olur.
Günümüzde, aklını yitirmiş efendilerin ve kafası karışık vezirlerin yönetiminde yaşayıp da, yine de dara düşmeyeyim diyen kişi, olmayacak şeyi istiyor demektir. Bedeninden canlı canlı yüreği sökülen Bigan, uyarıcı örnek olmalı böylelerine!"

*63 Türkçe sözlüklerde dara düşmek, "para sıkıntısı çekmek" diye tanımlanıyor. Ama tasavvuf kültüründeki „dara çekmek", "dara düş oldum" gibi deyimlerin anlamına bakılırsa, bu deyimin bir kaynağı da Halacı Mansûr'un "Enel Hakk"ı söylediği için öldürülüşü, darağacına gidişi: "Dara düşmek" bu anlamıyla Türkçe'de de, hakikati söyleyip de dinleyen kulak bulamayan bilgenin acısını dile getiriyor.
*64 Konfüçyüs'ün derlediği söylencelere göre, Shang-Yin ailesinden son hakan olan Zhou çok zalimmiş. Akrabası Bigan Bey bu zulme karşı çıkıp onu uyarmış. Ama Zhou karısının kışkırtmalarına uyup Bigan'ı tutuklatmış, yüreğini canlı bedeninden söktürerek öldürtmüş.

Meseller
meseldir sözümün onda dokuzu
eski ustalardan onda yedisi
bir yudum su kadar gündelik sözler
Gök'ün uyumundan gelir büyüsü

Sözlerimin onda dokuzu eski mesellerdir dedim: Bunların çizdiği tablolar, anlattığı öyküler belli görüşleri anlatmak içindir. Derler ki, görücü gidildiğinde damadı babasının övmesi yakışık almaz. Babasından başka biri övmeli damadı... Görüşlerimi paylaşanlar çözeceklerdir meselleri, paylaşmayanlar çözemeyeceklerdir: Çünkü insan, kendine uyan görüşlere doğru der, uymayan görüşlere yanlış...
Sözlerimin onda yedisi eski ustaların sözleridir dedim: Saygıdeğer öğretmenler imdir onlar benim. Ne ki yılların sıralanışında önce gelen, ama zamanın çıkrığını eğirmede ustalık göstermeyen kişiyi, salt yaşından ötürü saygıdeğer saymam ben...
Söz, bir yudum su kadar gündelikse eğer, ve Gök'ün uyumundan alıyorsa büyüsünü, bizim yıllarımızı aşacak, sonsuza erişecek demektir. Sözlerin ötesinde birlik vardır. Ama sözler varamaz bu birliğe ve sağlasa da asıl birlik değildir o... Söyleşmeye söz gerekmez. Kimi yaşam boyunca konuşur, bakarsın bir şey söylememiş; kimi de bir yaşam boyunca susar, ama görürsün ki hep bir şeyler söylemiş. (27, 1)

Taoculuk Üzerine Meseller-Diyaloglar

Lao Tse ve Chuang Tzu, Tao Te Ching ve Meseller-Diyaloglar... Iste birbirini tamamlayan iki ad ve iki kitap... Ikisi de ayni görüsleri dile getiriyorlar, ögretileri ayni ama üsluplari çok farkli... Lao Tse'nin agirbasli, az sözle çok sey anlatan, birçok anlamlar içeren ve çesitli yorumlara açik üslubuna karsin Chuang Tzu'nun sakaci, kivrak, çarpici benzetmelerle, mesellerle, öykülerle Tao Te Ching'in ögretisini insanin kafasina iyice yerlestiren, perçinleyen üslubu...

Felsefi Taoculuk, iste bu iki ad ve bu iki kitaptan olusuyor. Taoculuk'ta adamakilli farkli çizgilerde gelismis çesitli akimlar vardir. Bütün bu akimlari birlestiren, birbirine baglayansa felsefi Taoculuktur. Ama asil felsefi Taoculugun en öz en bozulmamis seklini Zen Budaciliginda buluyoruz.

Çinli'nin düsüncesinin, yasama bakisinin, davranislarinin, kurumlarinin arkasinda ne kadar kendini gizlemeye çalissa da her zaman felsefi Taoculuk vardir, Lao Tse'yle Chuang Tzu vardir.