Translate

Deliler Kasabası

10 Temmuz 2011 Pazar

Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi/ Georges Perec

Meydanda bir 'hafiye'

Edebiyat dünyasının tuhaf yazarı Georges Perec, üç gün boyunca Saint-Sulpice Meydanı'nda oturup olan biteni okura aktardığı Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi'nde durağan sanılan günlük hayatın hareketliliğini anlatıyor.
Ali Bulunmaz
Yaşam-Kitap - Deneysel metin yazmak zor zanaat. Zaten edebiyatta deneme veya deneysellik kavramlarının üstüne atlayıp tepetaklak yere çakılanların sayısının fazlalığı göz önüne alınırsa, bahsedilen zorluğun derecesi de kavranabilir.
Bir de işin öbür tarafı var: Deneme ya da deneysel metinleriyle okuru çarpan az sayıda yazar bulunuyor. Örneğin Georges Perec. Kaleme aldığı hemen her metinle okuyanı veya okumaya çalışanı sallayan Perec, en durgun an, en absürd durum ve en olmadık zamanlardan bir şeyler türetebiliyor. Bunların zemini de sağlam ayrıca. O nedenle Perec okumaları yoğun dikkat gerektiriyor, yoksa heyecana kapılıp ayaklarınızın yerden kesilmesi işten bile değil. Yani, büyük balona binip yükselmeye başlayabilirsiniz. Sonuç tam bir felaket olabilir, çünkü Perec metinleri insanı balona bindirme değil, balondan indirme üzerine kurulu.
Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi, Perec'in sözü geçen deneysel çalışmalarından ve Paris'in Saint-Sulpice Meydanı'nda akıp gidiyor. Sıradan anların sıra dışı yanlarını büyüteç altına alan yazar, hiçbir şey ifade etmeyen ayrıntıların aslında nasıl büyük anlamlar barındırabileceğini kendi biçemiyle aktarıyor.
Meydanın üç günü
Perec, Saint-Sulpice Meydanı'nda olup biteni şavullar ve insanları, güvercinleri, mekânlarla nesneleri dikizlerken daha önce sadece gelip geçtiği ve belki de hiç dikkat etmediği ayrıntıları yakalamanın keyfini sürer. Ne yazmayı amaçladığını da baştan söyler ki yanlış anlama olmasın:
'Benim yapmak istediğim [daha önceki] çalışmalarda yer almayan, o arkada kalmış gibi görünenleri betimlemek; genelde dikkatimizi çekmeyen, kendini fark ettirmeyen, önemsiz diye nitelenenleri listelemek; zaman, insanlar, arabalar ve bulutlar dışında hiçbir şeyin hareket etmediği anlarda yaşananları anlatmak.'
Perec, meydanın bir köşesine çökmüş elinde kalem önünde defter, 18-20 Ekim 1974 günleri arasında saat saat, tıpkı bir hafiye gibi ne gördüyse işliyor. Karşımızdaki, aslında Perec'in öbür metinleriyle karşılaştırıldığında son derece 'basit' ve 'anlamsız' görünüyor. Daha da ötesi, 'hemen herkesin yapabileceğinin' kâğıda dökülmüş hali. Ama şu da var ki Perec yalnızca bakmıyor; hareketi ve ayrıntıları hiç fark etmeyebileceğimiz ölçüde seçiyor. Bir anlamda sanki meydanda o değil, biz oturuyoruz.
Kafeden kafeye seğirten yazarımız, meydandaki hareketliliği ölçüp biçerken bunların gerçekte 'duruş biçimlerini' yansıttığını belirtiyor. İnsanların bütün eylemleri; dudak hareketleri, eller, mimikler ve konuşmalar, enerjinin neye harcandığını göstermese bile nasıl boşaltıldığının kanıtı.
Perec'in kafaya taktığı şeylerden biri de 'zamanı bölümlere ayıran' ve 'ritim oluşturan' otobüsler. Onlar dışındakileri 'rastlantısal' diye niteleyen yazar, otobüslerin meydana 'zorunluluk katan' tek şey olduğunu not ediyor. Otobüs kullanımından karakter tahliline de giriştiğini söyleyelim:
'Tek bir hareketle park etmeyi başaran otobüs şoförüyle dakikalarca süren zorlu çabalardan sonra park etmeyi başaran bir otobüs şoförü arasında ne fark vardır? Akla uyanık olma, ironi, yardım alma geliyor (') İnsan otobüslerin geçtiğini fark etmez ki, onları görmesi için bir otobüsü beklemesi ya da otobüslerden inecek birini karşılamaya gelmesi (') gerekir.'
Yazarın zaferi
Meydan, bir hızlanıp bir yavaşlayan yağmur gibi. Perec, düzeni otobüslerin geçişi üzerine oturturken gördüğü yüzlerle bazen tekrar karşılaşıyor. Anlayacağınız Perec artık meydana hâkim. Öyle ki oranın hareketliliğine alışanların son derece durağan sandığı anlarda Perec, eylemin kalbine inip meydanın sözcüklerle krokisi ve resmini çizmeye koyuluyor.
Taşınan gazete, poşetteki yiyecek içecek, masalarda kulağa çalınan konuşmalar, otobüsteki yolcuların tavırları, sokak lambasının göz kırpması gibi kareleri atlamayan Perec, adeta alanı çarpanlarına ayırıyor. Bizi, Saint-Sulpice Meydanı'ndaki sesleri işitmeye davet eden Perec metni, daha doğrusu notlar, her türlü çağrışıma da açık. Kesik kesik cümleler, gitmek için çatallı yollar sunuyor.
Perec'in Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi'ndeki tavır ve notları, meydanın faaliyet raporunu defterine nakşeden; kalemiyle meydanı fetheden muzaffer bir yazar duruşunu andırıyor.
alibulunmazcumhuriyet.com.tr YAZINca
Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi/ Georges Perec/ Çeviren: Ayşe Ece/ Sel Yayıncılık/ 64 s.
kitap özetleri, kitap özeti, kitaplar, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap