Translate

Deliler Kasabası

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Para Kurulları

KİTABIN ÖZETİ



Globalleşme dalgasının finans ayağı, özellikle ekonomisi yeterince gelişmemiş ve ekonomik kurulları istikrar kazanmamış ülkelerde önemli sorunlara sebep olabilmektedir. Bu sorunları önlemenin yollarından birisi bir "Para Kurulu" kurmaktır. Finansal krizlerden bir türlü kurtulamayan ülkemizde para kurulu tesis edilmesinin yararlı olup olmayacağı bu kitapta tartışılmaktadır. Kitapta yer alan görüşlerin kısa bir özeti aşağıda verilmektedir:

Türkiye 1947 yılında uluslar arası para fonuna katıldığında döviz kuru dolar başına 2,80 liraydı. Altın standardının sona erdiği 1971 yılı itibariyle bu oran 15 lira olmuştu. Döviz kuru ilk kez 1981 yılında 100 lirayı, 1988 yılında bin lirayı, 1993 yılında 10 bin lirayı, 1997 yılında 100 bin lirayı ve 2001 yılında 1 milyon lirayı aştı.

Türkiye'nin ayarlanabilir sabit döviz kuru sisteminin çökmesi, lirayı stabilize etme yönündeki birçok başarısız adımın en sonuncusuydu. Bazı gözlemciler yanlışlıkla, Türkiye'nin ayarlanabilir sabit döviz kuru sistemini bir tür para kurulu olarak adlandırdılar, fakat bu doğru değildir. Ortodoks bir para kurulu, ayarlanabilir sabit döviz kuru sisteminden ziyade, sabit bir döviz kuruna sahiptir; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının yaptığı gibi ticari bankalara ödünç vermez. Şeffaflığı garanti altına alan ve onu siyasi baskılardan yalıtan kurumsal özellikleri vardır ki, Merkez Bankası bu özelliklere sahip değildir. Steve Hanke, ayarlanabilir sabit döviz kuru sistemini ilk olarak Türk Hükümetinin IMF ile görüşmeler yaptığı Kasım 1999'da eleştirmiş ve ayarlanabilir sabit döviz kuru sistemi ile bir para kurulu arasındaki farkı hem kamuoyunda hem de uluslararası denetim raporunda vurgulamıştı. Günümüzde artık ayarlanabilir sabit döviz kuru sisteminin merkez bankacılığının sadece bir devamı olduğu genellikle kabul edilmektedir.

Türkiye'de ayarlanabilir sabit döviz kuru sisteminin çöküşü, IMF destekli ayarlanabilir kurların 1998'de Rusya'da ve 1999'da Brezilya'daki çöküşüne çok benzemektedir. Sonuç olarak IMF ve ulusal hükümetlerin çoğu, merkez bankaları tarafından yürütülen ayarlanabilir sabit döviz kuru sistemlerinin soruna davetiye çıkarmak anlamına geldiğini bugün artık daha fazla kabul ediyor görünmektedirler. Bununla birlikte, Türkiye ve Endonezya'nın son tecrübelerinin de gösterdiği gibi, dalgalı döviz kurunun da problemleri vardır. Liranın istikrarsızlığının temel nedeni, döviz kuru ister ayarlanabilir sabit, ister dalgalı olsun, liranın siyasi denetime maruz kalmasıdır. Türk hükümeti, bütçe açıklarının çoğunu yeni lira basarak finanse etmektedir. Resmi "bütçe-kaynaklı" açıklara ek olarak, bir de banka kurtarmak gibi bazı faaliyetlerden kaynaklanan "bütçe-dışı" açıklar vardır. Merkez Bankasının çok az bir siyasi bağımsızlığı vardır ve bütçe açıklarını finanse etmeye direnebilme gücü bulunmamaktadır. Türkiye'nin ve gelişmekte olan diğer ülkelerin tecrübeleri ciddi bir biçimde ortaya koymaktadır ki, bir merkez bankası tarafından çıkarıldığı sürece, lira istikrarsız bir para olmaya devam edecektir.

Lirayı istikrarlı bir hale getirmek için, Türkiye'nin merkez bankasının yerine geçecek bir para kurulu derhal oluşturarak euro üzerinden sabit (ayarlanabilir-sabit değil) bir döviz kurunu tesis etmesi gerekir. Son zamanlarda, lira euro başına 1 milyona yakın bir orandan alınıp satılıyor. Değerlendirmelere göre, bu oran üzerinden istikrarın halihazırda mümkün olduğudur. Ancak bu son trend devam ederse, bu oranı korumak mümkün olmayacaktır. Nihai olarak hangi döviz kuru seçilirse seçilsin, bir para kurulu lirayı siyasi denetimden yalıtabilir, enflasyonu ve buna bağlı olarak faiz oranlarını önemli ölçüde düşürebilir ve Türkiye'nin bugün muzdarip olduğu resesyonun tersine çevrilmesine yardımcı olabilir. Bulgaristan, 1997'de bugün Türkiye'dekinden daha kötü koşullar içindeyken, para kurulu benzeri bir sistemi tesis etmişti. Bu sistemde enflasyon ve faiz oranları tek haneli rakamlara düşmüş; hükümet, kendi bütçesi üzerindeki denetimi büyük ölçüde geliştirmiş ve ekonomik büyüme süreci yeniden başlamıştır. Para kurullarının zor zamanlarda kurulmuş olduğu bir çok ülke vardır. Bunların hepsi de, paralarını istikrara kavuşturmada başarı göstermişlerdir.

Para kurulunun, Türkiye'nin tedavüldeki tüm liraları, euro ile ikame edeceği "tam eurolaştırma" yolunda bir geçiş aşaması olması kitapta önerilmektedir. Tam eurolaştırma, parayı siyasi denetimden daha fazla yalıtabilir, Türkiye'nin Avrupa ekonomisiyle tam entegre olma arzusunu yansıtır, yatırımları ve euro kullanan ülkelerle ticareti geliştirir.

Para kurulunu ve eurolaştırmayı tamamlamak için, Türkiye'deki yerleşik kısıtlama olmaksızın banka mevduatı açma, sözleşme yapma ve karşılıklı olarak anlaşma sağlanan herhangi bir para ile ödeme yapmada serbest olmaları gerekir. İnsanlar, kendi ihtiyaçlarına en uygun olduğunu düşündükleri parayı kullanabilmelidir. Buna ilaveten, yüksek düzeydeki uluslar arası istikrar, etkinlik ve kaliteye ulaşmanın en iyi yolu, para ve finans hizmetlerini rekabete açmaktır.

Gelişmekte olan ülkelerdeki merkez bankacılığı, bugünkü biçimiyle, sağlam olmayan paralar, yüksek enflasyon ve sıklıkla ekonomik durgunlukla sonuçlanmaktadır. Bu ülkelerin çoğunda merkez bankası, reforma tabi tutulmuş haliyle bile, kısa zamanda sağlam para sağlama konusunda şanslı görünmemektedir. Para kurulu sistemi ise, Hong Kong'da ve başka yerlerde görüldüğü gibi, sağlam, itibarlı, tam konvertibil para sağlamanın ve hızlı ekonomik büyümeyi teşvik etmenin yeterli düzeyde kanıtlanmış bir yoludur.

Para kurulu sisteminin gelişmekte olan ülkeler için pek çok avantajı vardır. Bir para kurulu çabuk kurulabilir, çalışması basittir, sağlam ve tam konvertibıl para çıkarmada itibarlı bir parasal otorite olabilir ve uluslar arası ticareti ve yatırımları teşvik etmeye eğilimlidir.

Para kurulunu kurmanın iki yolu vardır; Merkez bankasını para kuruluna dönüştürerek veya bir paralel para ihraç eden merci olarak para kurulu kurmak. Dönüştürme yaklaşımı, derhal katı bütçe sınırlamaları koymayı gerektirir. Paralel para yaklaşımı ise, bütçe sınırlamalarının katılaştırıldığı ve hükümetin merkez bankası parasından enflasyon yoluyla bazı gelirler elde etmeye devam ettiği kısa bir geçiş sürecine izin verir. Paralel para kurulunun parasının varlığı aynı zamanda, ekonominin yüksek enflasyondan kendisini önemli ölçüde korumasını da mümkün kılacaktır.

Parasal reform için kitapta ayrıntılı olarak öneri sunulmuştur. Bu önerinin en önemli unsurları, para kurulunun kurulması ve para kurulunun onu bir merkez bankasına dönüştürecek siyasi baskıdan korunmasıdır. Para kurulunu koruyacak uygun yöntemler bulunabilir.

Bir para kurulunun koymayı amaçladığı katı bütçe sınırlamaları, hükümet finansmanının ve devlet teşebbüslerinin daha sonra reforma tabi tutulması için bir hareket noktası oluşturabilir. Bir para kurulu iktisadi gelişmeyi, eğer daha geniş bir ekonomik reform paketinin bir parçası olursa, ileriye götürebilir; bununla birlikte, gerçekten olması gerektiği gibi kurulmuş bir para kurulu, siyasi baskı daha geniş iktisadi reformları geçici olarak geciktirse bile, bir ekonomiyi yaşatmak ve ona yardımcı olmak için yeterince güçlüdür. Bir para kurulu, diğer parasal ve iktisadi reformların yapılmasını zorlar; çünkü cari parasal sistemi sürekli kılan yumuşak bütçe sınırlamalarını gidermeye yönelmiştir.

Parasal reform, büyüme ve gelişmenin en önemli adımıdır ve bir para kurulu da, günümüzde gelişmekte olan ülkelerde dayanıklı, faydalı parasal reforma ulaşmanın en ümit verici aracıdır.

KİTAPTA YER ALAN ÖNERİLER ŞUNLARDIR:

Merkez bankasını bir para kuruluna çevirmek:

1. Merkez bankasının parasal taban arzından başka diğer tüm işlevlerini diğer organlara havale etmek.

2. Ulusal paranın denge kurunun tespiti amacıyla; kısa bir süre için, temiz ve sınırlandırılmamış dalgalı döviz kuruna bırakılmasına müsaade etmek.

3. Merkez bankasının faaliyetlerini şeffaf ve öngörülebilir kılmak.

4. Ticari bankaların rezervlerini (merkez bankasındaki mevduatlarını) ticari bankaların tercihine göre, para kurulu kağıt ve bozuk parasına veya yabancı menkul kıymetlere çevirmek. Kalan rezervleri elden çıkarmak.

5. Rezerv para üzerinden sabit bir döviz kuru tesis etmek.

6. Yabancı rezervlerin, tedavüldeki yerli kağıt ve bozuk paralarının %100'üne eşit olmasını sağlamak.

7. Merkez bankasının kalan aktiflerini ve pasiflerini para kuruluna transfer etmek ve para kurulunu göreve başlatmak.

Bir paralel para çıkarıcı olarak para kurulu kurmak:

1. Para kurulu için başlangıç yabancı rezervleri bulmak.

2. Para kurulu parasını vergi ve özel borçların ödenebileceği geçerli para haline getirmek.

3. Yabancı rezervlere eşit miktarda para kurulu parası çıkarmak.

4. Para kurulu parasını, örneğin iyi tanımlanmış bir plana uygun olarak ülkedeki herkese dağıtarak tedavüle sokmak.

5. Para kurulu parasının, merkez bankasına paralel bir para olarak, piyasa güçleri tarafından belirlenmiş bir döviz kuru üzerinden tedavüle girmesine izin vermek.
E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap