Translate

Deliler Kasabası

4 Şubat 2012 Cumartesi

Paul Auster Kış Günlüğü

Paul Auster'ın Paul Auster'ı

Paul Auster Kış Günlüğü'nde kendisine 'sen' diye seslenerek benliğini ve anılarını, okurları ve hayranlarına açıyor. Zamanın hızla ilerlediğinin ayırdına varan yazar, belleğinden yitip gitmesini istemediği ne varsa hepsini kâğıda işliyor.



Paul Auster isminin markaya dönüştüğünü söylemeye bile gerek yok. Markalaşan, dünya edebiyatında hatırı sayılır bir noktaya gelen ve buna rağmen üretime ara vermeyen yazarların biriktirdikleri, yaşadıkları ve gizli kalmış an ve anıları hep merak edilir. Auster da bu merakı gidermek adına Kış Günlüğü'nde kendini anlatmayı seçmiş. Bir anlamda yazar, kendisini karşısına almış konuşuyor. Klasik özyaşamöyküsünden çok romanvari bir yola sapıyor. 'Saklandığı' yerden çıkan Auster, yılların getirdiği olgunlukla okura göz kırpıyor.

Yönünün bulamayan gezgin

Kış Günlüğü, Auster'ın deyimiyle 'soluk almanın fenomenolojisini' anlatan bir kitap. Hiç başa gelmeyeceği sanılanların tek tek yüzünü göstermesiyle oluşan çıkmaların bizi karşıladığı bir anlatı. Auster'ın kendine 'sen' diye seslenişi de bu anlatıyı renklendiren bir hoşluk:

Auster, altmış dört yıllık ömrünün yazılı olduğu kitabın önemli satırlarının altını çiziyor adeta.

'Hep kayboldun, hep yanlış yöne gittin, boyuna daireler çizip durdun. Ömrün boyunca yön bulma yeteneksizliğinin acısını çektin.'

Panik, hep panik

Auster'ın satırları, yazarın hayatındaki ailevi, sosyal ve ruhsal çalkantıları da açığa vuruyor. Bir bakıma geçmişe dönük ve üstü örtülmüş sorgulama ve hesaplaşmalar yeniden gün yüzüne çıkıyor. Elbette yine Auster'ın ensesindeki panik atağı unutmamak lazım: 'Panik, zihinsel kaçışın bir ifadesidir, köşeye sıkıştığın, gerçeğin kaldıramayacağın kadar ağır geldiği, bu kaçınılmaz gerçeğin haksızlığına karşı koyamadığın zaman içinde kabaran sınırsız güçtür; o yüzden bu dehşete verebileceğin tek tepki kaçmak, kendini soluk soluğa seyirten, çılgınlaşmış bir bedene dönüştürerek aklının kapılarını kapatmaktır; hangi gerçek bundan daha korkunç olabilir? Birkaç saat ya da birkaç gün içinde ölmeye mahkûm olmak, hiç mi hiç anlayamadığın nedenler yüzünden hayatının yarı yerinde bitmek, yaşamının bir anda bir avuç dakikaya, saniyeye, kalp atışına indirgenmesi.'

'Daha kaç sabah kaldı? Bir kapı kapandı. Bir başka kapı açıldı. Hayatının kışına girdin.'

//bulunmazali81.blogspot.com

Seçkin Selvi/ Can Yayınları/ 196 s.
E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap