Aynı anda yaşanan ikili bir zaman yolculuğu bu. Biri kişisel Montaigne maceranıza dair zamanda ilerleyen yolculuğunuzun seyri diğeri de Montaigne’in zamanına uzanan bir yolculuk sanki. Siz ne dersiniz?
-
Yazan, dillerarası yolculuklara çıkan birinin bu türden gitmeleri
kaçınılmazdır diye düşünürüm. Kendi zamanımdan Montaigne’nin zamanına
uzanırken ister istemez içselleşen bir bakışa döndüm yüzümü…Geçişler,
hatırlamalar, izler…sonrasında gelip bizi kuşatan yaşama ve dil
duygusunun taşıdığı anlamın labirentlerinden gezinme. Bunlarsız yazının
kurulacağına, bir metnin örülebileceğine pek ihtimal veremem. Sizi
“yaşamım roman” çizgisinden alıp dil ve düşünce atlasına taşıyan bir
bakıştır bunları buluşturan. İçte ve dıştaki zamanın tanığı olan da
biriktirerek taşıdıklarımızdır aslında. Çünkü bununla bezenen içgözün
yolculuğundayızdır her daim. İşte bu noktada sizi donatan her bakış/
söz/ zamandır önemlisi.
