https://kitapozetlerioku.blogspot.com/google2d2f70c9684a41ad.html Kitap Özetleri, Kitap Özeti / E-Kitap - E-book: özeti

Translate

İzleyiciler

özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2020 Pazartesi

Gılgamış Destanı'nın Genel Hatlarıyla Özetlenmiş Keyifli Hikayesi


Tarihin en eski yazılı destanının neler anlattığını kısa bir okuma ile iyi şekilde öğrenebilirsiniz.
Gılgamış Destanı'nın Genel Hatlarıyla Özetlenmiş Keyifli Hikayesi

gılgamış destanı, mezapotamya bölgesinde milattan önce 1800’lü yıllarda kil tabletlere sümerce yazılmıştır ve günümüzde yazılmış en eski destan olarak bilinmektedir.

hikayeye göre gılgamış yüce bir kraldır ve

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Savaşçıya Pratik Öneriler kitap özeti

1. A. BİRİNCİ BÖLÜM

2. Kitabın yazarı Küba’nın bugünkü düzeninin kurulmasında önemli katkıları bulunan bir şahıstır. Nitekim kitabına Küba’daki iç savaş yıllarında Fidel CASTRO’ya yazdığı daha ziyade bir “durum raporunu” andıran mektup ile başlamaktadır.

3. B. İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

4. Küba ihtilali öncesi durumu kendi bakış açısıyla anlatan yazar, özetle şu değerlendirmelere yer vermektedir. “Küba ikinci kez tarihinin en canice dönemlerinden birini yaşıyordu. Birincisi, sömürgeci İspanya’nın kanlı kılıcı Weyler tarafından düzenlenmişti; şimdiyse sıra Amerika kıtasının gördüğü en büyük hain ve katil olan Fulgencio Batista’ydı. Açlık, yoksulluk, sakatlık, salgın hastalıklar ve ölüm, köyleri kırıp geçirmekteydi.

5. Ancak, bir gün Küba halkının öfkeli karşı çıkışı gerçekleşti, halk artık korkmuyordu, mücadeleye kararlıydı, kesinlikle kurtuluşuna doğru yol almaya başlıyordu.”

17 Temmuz 2011 Pazar

Işığın Müziği - Deniz Şiva Oflaz kitap özeti

Kitap Özet

"Aşk o kadar büyük bir haldir ki, seni evrenle biraraya getirdiğinden, orada zaman ya da mekan söz konusu değildir. O zaman, sevgilinin uzakta oluşu hatta bir gün gelip yolların ayrılması bile sorun değildir. Maşuk gider, ama aşk devam eder. Canan gider, ama can aşk içindedir hala. Aşk içinde olana uzaklık yoktur. Tüm uzaklıkları bir eder Aşk.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Düşlerin Dili Olsa - Muzaffer Gültekin kitap özeti

Kitap Özet

Pembenin eğriminde döner başım
Döner dertlenir umarsızlıktan
Sarılır, bir yumak olur ayazlarda
Açamam.

Düşlerin dili olsa da öykülese geceleri????:



Yoksa her gece bir ezginlik
Her gündüz bir kördüğüm
Açamam.
(Tanıtım Bülteninden)


????:




Düşlerin Dili Olsa
Muzaffer Gültekin
Delisarmaşık Yayınları / Şiir Dizisi
Türkçe
64 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 13 x 19 cm
İstanbul, 2011, 1. Basım
ISBN : 9786055497279
Etiket Fiyatı : 7,00 TL (KDV Dahil)

kitap özetleri, kitap özeti, kitaplar, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap

20 Haziran 2011 Pazartesi

Kuşku Çağı[Kitap Özeti]

Kuşku Çağı

Galbraith'ın bu kitabında, yüzyıllar boyu, ekonomik bunalımlar, devrimler, kıyımlar ve kırımlar yaşamış dünyamızın sosyo-ekonomik tarihini sergilenmektedir. Kitapta bir önceki yüzyılda kapitalistlerin başarılarından, sosyalistlerin ise zaferlerinden emin oldukları, ancak günümüzün "Kuşku Çağı" olduğu vurgulanmaktadır. Toplumları, rejimleri etkileyen, hatta ona yön veren düşünce akımlarının, sistemlerinin yarattığı karmaşa içinde insan yaşamının biçimlenişi ile kapitalist ve sosyalist ekonomik sistemlerin gittikçe birbirine yaklaştığı tezi açıklanmaktadır.

Her Yönüyle Ermeni Sorunu[Kitap Özeti]

Her Yönüyle Ermeni Sorunu

Kitabın amacı, özellikle Osmanlı döneminde Ermenilerin konumları hakkında okuyucuyu aydınlatarak objektif bir bakış açısıyla tarihe ışık tutmaktır. Ermeni tarihinden söz eden ve hemen hemen hepsi kiliseye bağlı olan tarihçilerin bir çoğu, Ermenilere yabancı olan milletlerdendir. Ermeni kelimesine ilk olarak, İran Hükümdarı "Doryüs=Dara"nın yazıtlarında rastlanmıştır.

15 Haziran 2011 Çarşamba

Doğu Ekspresinde Cinayet Kitap Özeti Kitap Özetleri

KİTABIN ADI Doğu Ekspresinde Cinayet



KİTABIN YAZARI Agatha Christie / Gönül Suveren



YAYINEVİ VE ADRESİ Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL

BASIM TARİHİ Ocak 1986


KİTABIN YAYIM MAKSADI Trende Yaşanan Cinayetin Anlatılması

KİTABIN ÖZETİ :



Cinayete kurban olan kişi, Bay Rachett adıyla anılmaktadır. Ve daha sonra gerçek adının Cassetti olduğu ortaya çıkacaktır. Kendisinin öldürüleceğinin farkına varmış ve korunması için aynı trende bulunan dedektif

Leonardo da VINCI Gibi Düşünmek Kitap Özeti

KİTABIN ADI Leonardo da VINCI Gibi Düşünmek

KİTABIN YAZARI Mıchael J.GELB

KİTABI ÇEVİREN : Tuncer BÜYÜKONAT

YAYINEVİ VE ADRESİ Beyaz Yayınları Nuruosmaniye Cad. Kardeşler Han No: 3 Kat : 2 Cağaloğlu / İSTANBUL



BASIM TARİHİ Temmuz 1999



KİTABIN YAYIM MAKSADI Çağımız insanlarının Rönesans erkekleri ve kadınları olabilmeleri için, yani kişisel ve profesyonel olarak nasıl daha yaratıcı ve dengeli olabilecekleri hakkında geliştirilmiş DA VINCI egzersizlerini anlatmak maksadı ile yayınlanmış- tır.

KİTABIN ÖZETİ :

BİRİNCİ BÖLÜM :

Bu bölümün girişinden sonuna kadar; kişinin aslında sandığından daha iyi bir beyine sahip olduğu, kendi yeteneklerini küçümsediği anlatılıyor. Burada insanın teorik olarak sınırsız bir öğrenme ve yaratıcılık yeteneğine sahip olduğu, düşünüldüğü gibi yaşandıkça bu yeteneklerin körelmediği, aksine yaşandıkça öğrenme ve

8 Haziran 2011 Çarşamba

Sessiz Çığlık / Kanzeburo OE kitap özeti

KİTABIN ÖZETİ



Nobel Edebiyat Ödülü almış olan bu romanda adı geçen kahramanlar; Mitshu, Nathsu, Takashi arasında geçen olaylar ve geçmişle hesaplaşmalarını anlatan bir yapıt. Asıl kahraman Mitshu hayattan beklentileri kalmamış, içe kapanık, geçmişteki olayların etkisinden dolayı devamlı hayallerle yaşayan geçmişi yargılayan, şanssız, gençliğinde çocukların attığı bir taşla bir gözünü kaybetmiş bir kişi. Nathsu ise çocuklarının sakat doğmasından dolayı hep düşünceli, mutsuz, acılarını hafifletmek için kendini içkiye vermiş bir kişi. Takashi ise gençliğinde öğrenci çatışmalarına katılmış, isyankar bir kişi.


Moğol Kurdu / Homeric kitap özeti

KİTABIN ÖZETİ



Kitap üç bölümden oluşmaktadır.



Moğol hanı ugey’in (Temuçin’in babası) ölümü üzerine aile içerisinde liderlik mücadelesi başlar. Amca ve yeğenler düşmanları (Noyan’lar) ile işbirliği yaparak 16 yaşındaki Temuçin’i yalnız bırakır. Ailesiyle tek başına kalan Temuçin; hayatta kalabilmek için topraktan buldukları kök ve soğancıklarla beslenir.



Targutay, Moğol Kağanlığına (Noyan’ların başı amcaoğlu) yükselmek için Temuçin’i rakip olarak görür. Bir baskında Temuçin’i ele geçirir ve tahtaya bağlatarak halkın içinde dolaştırır, onurunu kırar. İşkence odasında ölümü beklediği bir sırada; babasının iyilik ettiği bir nöbetçi kendisinin kaçmasına yardımcı olur. Uzun kaçıştan sonra ailesine kavuşan Temuçin, yaşamak ve güçlü olabilmek için babasının arkadaşı Toğril Beyin yanına gider.



Merkit’ler bir baskında Temuçin’in eşi ve üvey annesini kaçırır. Onları aramaya başlayan Temuçin’e Toğril Bey; birlikte büyüdüğü yeğenlerinden Camuka ile işbirliği önerir. Yapılan öneri kabul olur ve Temuçin, Toğril ve Camuka üçlüsü Merkit’lere saldırır. Bu saldırıda Temuçin eşini kurtarır. Bu zafer Temuçin’in ününün tüm bölgede yayılmasına sebep olur. Onu güçlü kılan; terkedilmiş, kovulmuş ve soyulmuş olmasına rağmen, inatçılığı ve ikna kabiliyeti ile Merkit’leri yenmeyi başarmasıdır.



Bu zaferden sonra, sancağı altındakileri koruyup zenginleştirmeye başlaması dolayısıyla kendisine katılanların sayısı artar, hatta kendisini terk eden kardeşleri ve yeğenleri de geri dönmeye başlar. Katılanlara babasının sancağı önünde ‘hiçbir suçun cezasız kalmayacağı’na inandıklarına dair yemin ettirir.

Denge Oyunu (2.Dünya Savaşında Türkiye’nin Politikası) kitap özeti

Yazar:Selim DERİNGİL



Özeti:1939-1945 2nci dünya savaşı Türk Dışişlerini değerlendirmek için önce dönemin politikasını yönlendiren kadroyu anlamak gerekir.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Yaralı Aşklar (Erhan BENER )

KİTABIN ADI Yaralı Aşklar KİTABIN YAZARI Erhan BENER YAYINEVİ VE ADRESİ Remzi Kitabevi, A.Ş. Selvili Mescit Sk.Cağaloğlu 34440 İSTANBUL

BASIM TARİHİ Ekim 1998 KİTABIN YAYIM MAKSADI Kitap, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülünç yada traji-komik öykülerin bir derlemesidir. Sabırlık, Kahve Molası, İlk Aşk, Kaçış, Yataklı Vagonlar Mabudesi, Nazife Hanım’ la Kızları, Eski Kareler, Pavyonda, Sonuncu, Evlilik Ajansı, Eski Defter isimli öykülerden oluşmaktadır.

10 Mayıs 2011 Salı

Gümüş Patenler (kitap özeti)

KİTABIN ÖZETİ :



KİTABIN ADI

Gümüş Patenler

KİTABIN YAZARI

Elızabeth M. DODGE

YAYINEVİ VE ADRESİ

Akdeniz Yayıncılık Bağcılar / İSTANBUL

BASIM TARİHİ

Aralık 1998

KİTABIN YAYIM MAKSADI

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Gezegenimizi Kurtarmak (kitap özeti)

KİTABIN ÖZETİ :



I NCİ BÖLÜM



Çevre bilincinin gelişmesine rağmen, gezegenimizin sağlığı benzeri görülmemiş bir hızla bozulmuştur. 1972’ den bu yana Dünya, yaklaşık 200 milyon hektar ağaçlık alanı kaybetmiştir. Bitki ve hayvan türlerinin binlercesi yok olmuştur. Stockholm’ deki toplantıdan bu yana insan nüfusu 1,6 milyar artmıştır; bu sayı 1900’ deki toplam insan nüfusuna eşittir.



Çağdaş toplumlar, teknolojideki gelişmelere rağmen, doğaya bağımlıklarını yadsıyarak kendilerine zarar vermektedir. Gezegenin sağlığı sonuçta, üzerinde yaşayan insanların sağlığını da etkiler. Bu bakış açısına göre son yirmi yılda zararlı eğilimler görülmektedir. Ekonomik çıktının büyük bir hızla yükselmesine rağmen, dünyadaki yoksulların sayısı artmıştır.Üçüncü dünya ülkelerinde iş sayısındaki artışın nüfus artışının altında kalması nedeniyle, on milyonlarca insan işsizdir ve yüz milyonlarcası da yetersiz işlerde çalışmaktadır. Bundan çok daha fazla insan ise temiz sudan, yeterli sağlık hizmetinden ve dengeli beslenmeden yoksundur.



Rüzgar ve su erozyonu nedenleriyle toprağın üst tabakasının kaybolması ve bunun yol açtığı toprak bozulması da aynı derecede kaygı vericidir. Üçüncü dünya ülkelerinde yaygın olarak görülen ormansızlaşma ve aşırı otlakçılık ta toprağın bozulmasına neden olur.



Hava kirliliği tüm dünyada yüzlerce şehirde ve pek çok kırsal alanda sürekli bir sorun haline gelmiştir. Dünyanın pek çok yerinde hava kirliliği ve asit yağmurları ekinlere ve ormanlara zarar vermektedir. Atmosferde huzursuz edici bir hızla gelişen başka değişimler de söz konusudur. Bilim adamları, büyük oranda sanayileşmiş ülkelerin ürettiği karbon ve diğer sera gazlarının yoğunluğunun giderek artmasının, önümüzdeki yirmi otuz yılda ortalama küresel sıcaklıklarda hızlı bir artışa yol açacağını tahmin etmektedirler.



Yeryüzünün fiziksel durumunda yerel, bölgesel ve küresel düzeylerde yaşanan bütün bu değişimler, gezegendeki biyolojik çeşitlilik üzerinde korkunç bir etki yaratmaktadır. Kitabın bu ilk bölümünde ele alınan mücadele kaynağı temelde, sürdürülebilir bir toplumun taslağını çizmek, bu toplumun neye benzeyeceğini ve nasıl işleyeceğini tanımlamaktadır.



II NCİ BÖLÜM



Sürdürülebilir bir ekonomi yaratmanın en açık ön şartlarından biri, dünyanın temel enerji kaynakları olarak petrol ve kömürün kullanılmasından vazgeçmektir. Bu yakıtlara bağımlılığı azaltmanın en kolay, en hızlı ve ucuz yolu enerjiyi daha etkin şekilde kullanmak yani daha azla daha çoğunu yapmaktır.



Çeşitli ülkelerde sürdürülen araştırmalara göre bina, fabrika ve ulaşım sistemlerinde enerji kullanımının azaltılması, yalnızca karbon yayımını düşürmekle kalmaz, maliyetinden daha yüksek miktarda para tasarrufu yapılmasını da sağlar.



Dolayısıyla enerji kısıtlamaları büyük olasılıkla evlerin ve dükkanların yürüme ya da bisiklet mesafesinde yer aldıkları daha sıkışık topluluklar yaratacaktır. Enerji etkinliğinin artırılması potansiyeli özellikle, sanayileşmiş ülkelerdeki teknolojik ilerlemelere yetişmeyi geçmişte başaramamış olan üçüncü dünya ülkelerinde yüksektir. Bu ülkeler gelecekte sanayileşmiş ülkeleri hızla yakalayabilirler.



Yeni binaların güneş ışığını hem ısınma hem de elektrik için mümkün olduğunca çok kullanacak şekilde inşa edilmesi ve belki de ileride bodrumlara, hidrojen kullanılarak elektrik ve sıcak su üreten bir kojenaratör yerleştirilmesi yararlı olacaktır.



Ama genelde, sürdürülebilir bir enerji ekonomisinde kirlilik oranı daha düşük ve ekonomi Orta Doğu’ daki politik karışıklıkların yarattığı ekonomik krizlere karşı daha dayanıklı olacaktır.Enerji kaynakları daha pahalı olsa da, bir bütün olarak enerji sistemi çok daha ekonomik olabilecektir.Etkinliğin artması enerji faturalarının düşmesini sağlayacak ve kirlilik kontrolüne sürekli yatırım yapma zorunluluğunu ortadan kaldıracaktır. Sanayileşmiş ülkelerde fosil yakıtlara bağımlılığın azalması, refah düzeyinin sürdürülebilmesini sağlayacaktır.



III NCÜ BÖLÜM



Gücünü büyük oranda, gün ışığından ve jeotermal enerjiye dayalı güneş kaynaklarından alan, bir dünya enerji sisteminin gerekli teknolojisi kurulmaya hazırdır. Böylece fosil yakıtlarının rolü marjinal düzeye indirilebilir. Fakat son zamanlarda yaşanan gelişmelerin getirdiği ekonomik ve çevresel yükler nedeniyle toplumların nükleer gücü reddettiği görülmektedir.



Başta, biyokütle ve su gücü olmak üzere yenilenebilir enerjilerin daha şimdiden dünya enerjisinin yaklaşık %20’ ini sağladığını öğrenmek pek çok kişiyi şaşırtacaktır. 1970’ lerin ortalarından bu yana, dünyada yenilenebilir, kaynak kullanımının artması için gerekli pek çok enerji teknolojisinde sürekli ilerlemeler kaydedilmektedir. Güneş enerjisinden enerji sağlayabilecek makine ve süreçlerin pek çoğu daha şimdiden fosil yakıtlarla rekabet edebilecek durumdadır. Bu teknolojilerin daha da gelişmesiyle birlikte, önümüzdeki on yıl içinde maliyetin daha da düşmesi beklenir.



Sürdürülebilir bir dünya enerji sisteminin dönüm noktası büyük olasılıkla güneş enerjisinin doğrudan dönüştürülebilmesi olacaktır. Geleceğin güneş ısısı teknolojileriyle daha da ucuza elektrik üretilmesi beklenmektedir.



Güneş enerjisinin diğer bir şekli olan rüzgar gücü de, güneşin, yeryüzünün atmosferini düzensiz şekilde ısıtmasından kaynaklanan hava akımının yarattığı enerjiyi kullanmaktır. Rüzgar gücü pek çok ülkede enerjinin beşte birini veya daha fazlasını üretebilmektedir.



Su gücü şu anda, dünya elektriğinin beşte birini sağlar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu alanda büyük bir artış potansiyeli olsa da çevre kısıtlamaları bu gelişmeye sınırlama getirmektedir. Hangi su gücü kaynağının kullanılacağına karar verilmesinde kara taşkınları,tuzlanma ve yerlerinden edinmesi gerekecek insan sayısı etkili olacaktır. Bu kaygılar büyük bir olasılıkla, çoğu ülkede potansiyelinin tamamının kullanılmasını engelleyecektir. Yenilenebilir enerji sisteminin diğer önemli bir unsuru da jeotermal enerji, başka bir deyişle yeryüzü çekirdeğinin ısısıdır.. Biyokütlede olduğu gibi jeotermal kaynakların da yenilenebilir olmaları için dikkatle işlenmeleri ve yönetilmeleri gerekmektedir. Yanlış yönetim yerel ısı kaynağının boşalmasına yol açabilir.



Yenilenebilir enerji sisteminin şekli şimdiden ortaya çıkmaya başlamıştır. Mevcut kaynakların son derece bol ve çok yönlü olduğu görülmektedir. Güneş ekonomisinde çok çeşitli teknolojilerin birleşimi kullanılacak, yararlanılan enerji kaynakları bölgenin iklimine ve doğal kaynaklarına göre değişecektir.



IV NCÜ BÖLÜM



20 yy.’ da Batı toplumlarında yerleşen kullan-at anlayışı nedeniyle o kadar çok enerji tüketilmekte, o kadar çok karbon yayılmakta ve o kadar çok hava kirliliği, asit yağmuru, su kirliliği, zehirli atık ve çöp üretilmektedir ki toplum adeta kendi kendini boğazlıyor gibidir. Çevresel açıdan sürdürülebilir bir ekonomide, günümüzün çöp toplama ve çöpleri yok etme şirketlerinin yerini atıkların azaltılması ve geri dönüştürme endüstrileri alacaktır. Böyle bir ekonomide malzeme kullanımı, bir seçenekler hiyerarşisine göre yönlendirilecektir. Öncelikle ele alınacak konu elbette, temel olmayan malzemelerin kullanımından kaçınılmasıdır.



Kullan-at ekonomisinden uzaklaşma amaçlı ilk adımlar geri dönüşüm konusu üzerinde yoğunlaşmışsa da uzun vadeli sürdürülebilirlik, atık akışlarının yok edilmesine bağlıdır. Özellikle de sanayide üretilen atık hacmi azaltılmalıdır. Sanayide imalat süreçlerinin yeniden yapılandırılmasıyla, atık miktarı en az üçte bir oranında azaltılabilir.



Bir diğer olası atık azaltma yöntemi de, gıda ambalajlarının basitleştirilmesi olabilir. Çok boyutlu ya da şekilli içecek ambalajlarının yerini de pek çok kez kullanılabilecek camdan yapılmış ambalajlar alabilir. Bu tür bir sistem büyük oranlarda enerji ve malzeme tasarrufu sağlayacaktır.



Gezegenimizin giderek çoğalan nüfusunun gereksinimlerini, atık akışını sistematik olarak azaltarak ve geriye kalan malzemelerin çoğunu yeniden kullanarak ya da yeniden dönüştürerek yaşamamızı destekleyen sistemleri yok etmeden karşılayabiliriz.



V NCİ BÖLÜM



Fosil yakıtlar ve mineraller gibi iki önemli istisna hariç, besin maddelerimizin tamamını ve sanayinin hammaddesinin büyük bölümünü dört biyolojik sistem – ormanlar, otlaklar, balık yatakları ve tarım alanları – sağlar.



Ormanlarda, aşırı hasadın sonucunda gözle görülür bir ormansızlaşma yaşanmaktadır. Pek çok ülkede insanlar, doğanın, faizin yanı sıra sermayesini de tüketmektedirler. Tarım öncesi döneme göre şimdiden üçte bir azalmış olan ormanlar her yıl 17 hektardan fazla küçülmektedir.



İkinci biyolojik sistem olan otlaklar da, sürdürülebilir bir dünyada farklı bir şekilde yürütülecektir. Saban işini tamamladıktan sonra ormansızlaşmış toprakların büyük bölümü ancak otlak olarak kullanılabilir. Ekim yapılamayacak kadar kurak ya da eğimli tarım alanları neredeyse hiç istisnasız besi hayvanlarının beslenmesinde kullanılmaktadır. Yeryüzünün kara yüzeylerinin %24’ ü, ekin alanlarının kabaca iki oranında bir kısmı bu amaca ayrılmıştır. Yaklaşık 3 milyar evcil geviş getiren hayvan beslenmektedir.



Üçüncü doğal biyolojik sistem olan balık yatakları da küresel ekosistemde ve insanların beslenmelerinde çok önemli bir yere sahiptir. Okyanus ve tatlı su balık yataklarından elde edilen hasat, 1980’lerin sonlarında, yılda 90 milyon tonu aşmıştır. Daha da önemlisi, düşük gelirli ülkelerin çoğunda temel hayvan proteinini balık oluşturmaktadır.



VI NCI BÖLÜM



8 milyar insanı yeterli şekilde doyurabilmek, sürdürülebilir bir dünya kurmanın en zorlu işi olabilir. Beslenmemiz için gerekli hayvan proteininin çoğu balık yatakları ve otlaklardan sağlansa da yiyeceğimizin büyük bölümü ekili alanlardan ve özellikle de bu alanlarda yetiştirilen tahıllardan elde edilmektedir.



İnsanların çoğunun toprakta kalmadığı ve dolayısıyla ekonominin tarımsal temellerinden yalıtılmış olarak yaşayan modern sanayi sonrası toplumlarda, toprağın kapasitesini garanti altına alınmış olarak görme eğilimi söz konusudur. Timothy Weiseke’ nin çok doğru şekilde belirttiği gibi;”Tarım sonrası toplum diye bir şey yoktur.” 8 milyar insanı çevresel açıdan sürdürülebilir bir şekilde doyurmamız, tarıma şu andakinden çok daha fazla zaman ve sermaye ayırmamıza bağlıdır. Yani, tarıma hakettiği önceliği vermemize bağlıdır.



VII NCİ BÖLÜM



Gelişmekte olan ülkelerde her yıl nüfusa eklenen yeni insan sayısı bile çevreye ve çevrenin nüfusları destekleme kapasitesine karşı giderek büyüyen bir tehdit oluşturur. Hızla katlanan nüfuslarla yaşamlarını destekleyen sistemler arasındaki ilişkiler istikrara kavuşturulmadıkça, kalkınma politikaları ne denli yaratıcı olursa olsun başarısızlığa mahkum olacaktır.



Aile planlaması harcamalarının maliyet açısından aslında ne denli etkin olduğu, sağlık konusunda ulaşılacak kazançlar göz önüne alındığında daha iyi anlaşılabilir. Aile planlamasına ulaşma olanağının artması, kadınların üreme sağlıklarında büyük gelişme sağlayacaktır.



Sürdürülebilir bir dünyada, aile boyutu kararları ile sonuçta oluşan nüfus artışı oranlarının, çevresel, ekonomik ve sosyal sonuçları arasındaki ilişkiye dair bilgilere yaygın olarak ulaşılabilecektir. Dolayısı ile, etkin bir ulusal nüfus eğitimi programının başlangıç noktası dolayısıyla, geleceğe dikkatle bakmak ve çeşitli nüfus artışı oranlarının devre destek sistemleriyle ve ekonomik eğilimlerle ilişkilendiren bir dizi alternatif projeksiyon oluşturmaktadır. Geleceğe dair yararlı bir bakış ancak, bu ürünün birleştirilmesiyle edinilebilir.



VIII NCİ BÖLÜM



Sürdürülebilir enerji kullanımı, gıda üretimi, ormancılık ve demografi modellerine doğru ilerleme, geniş kapsamlı toplumsal sorunlar yaratmaktadır. Genellikle ekonomik büyümenin yalnızca bir eki olarak görülen adalet, temel gereksinimleri karşılarken çevreyi de korumayı amaçlayan bir dünyanın en temel hedeflerindendir.



Politik ve sosyal değişimlerin yanı sıra, ekonomik sistemlerin de radikal şekilde elden geçirilmesi gerekmektedir. Bedenin kendi bağışıklık sisteminin sağlıklı bir dokuya saldırmasına yol açan ve oto immün adı verilen bir hastalık gibi ekonomimizde işlemesini sağlayan destek kısımlarına saldırmaktadır.



Ekonomik göstergelerden çıkan anlam ne olursa olsun refaha gelecek kuşaklar pahasına ulaşan ve yoksulların sayısının arttığı bir ekonomiye başarılı denemez. Şu anda, miras bırakacağımız dünyanın, çocuklarımızın gereksinimlerini, bizim gereksinimlerimizi karşıladığı gibi karşılayıp karşılayamayacağı sorusuyla karşı karşıyayız.



IX NCU BÖLÜM



Günümüzde yaygın olarak kullanılan tek gösterge gayri safi milli hasıla (GSMH)’ dır. Bir ekonomideki toplam mal ve hizmet çıktısının ölçeği olan GSMH ülkelerin zenginden yoksula doğru sıralanmasında temel alınır. Yükselen bir GSMH neredeyse tüm dünyada, bir ülkenin sağlığındaki gelişmenin ve insanların ekonomik durumlarındaki iyileşmenin kanıtı olarak görülür.



Ama GSMH’ nin üretilmesinde kullanılan hesaplama sistemi dikkatle incelendiğinde, uzun vadeli ilerlemeyi saptama konusunda bazı önemli hatalar içerdiği görülür. Bir ülkenin ekonomik bilançosu, toplandığında GSMH rakamını veren gelir hesaplarından ve zenginlikteki değişmeleri izleyen sermaye hesaplarından oluşur.



Ekonomik ilerlemenin birincil göstergeleri olarak geleneksel GSMH’ nin ve gelirin ele alınmasındaki yaklaşımdaki kusurların giderek daha da anlaşılması, alternatif ölçü çubuğu geliştirilmesini sağlamıştır. Bu konuda yakın zamanlarda gündeme gelen çabalar arasında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’ nın hazırladığı Beşeri Kalkınma Endeksi (HDI) ve ekonomist Herman Daly ile ilahiyatçı John Cobb’ un geliştirdikleri sürdürülebilir Ekonomik Refah Endeksi (ISEW) yer almaktadır. Üçüncü bir gösterge olan kişi başına düşen tahıl oranı da, daha gelişmiş endekslerin hesaplanması için gerekli verilerin yıllık bazda genellikle toplanamadığı düşük gelirli ülkelerde refah düzeyi değişimleri için yararlı bir ölçek sunmaktadır.



Bilgi içinse, yetişkin okur yazarlığı ve ortalama öğrenim süresi kullanılır. Kaynaklar üzerindeki hakimiyet, satın alma gücüne göre uyarladıkları kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) temel alınarak belirlenir.



X NCU BÖLÜM



Devletler, tarım zehiri maliyetini düşük tutarak çiftçilere, zararlıların yaptığı tahribatı azaltmalarında dolayısıyla ekin verimini artırmalarında yardım etmeyi amaçlamaktadır.Pek çok devlet aslında orman tahribatını sübvanse etmekte ve her yıl kamu hazinelerinde büyük miktarlarda harcamalar yaratmaktadır.



Bu tür sübvansiyonların azaltılması çevreye hızlı kazançlar sağlamaktan öte, sosyal bir eşitsizlik kaynağını da yok eder ve yoksulların yararlanacağı türden programlara fon ayrılabilmesini sağlar.



Özel yatırımları çevre yararına çalışmaya yönlendirecek pek çok yaratıcı yöntem bulunabilir. Kamu hizmetleri kuruluşlarının düzenlenme biçiminde reform yapılması doğal sorunların ortadan kaldırılmasında ve para tasarrufunda büyük yarar sağlayacaktır.



Ticaret politikalarının çevre üzerindeki etkilerine yakın zamanlara dek yeterince ilgi gösterilmemiş, ama bir çok önemli uluslararası ticaret düzenlemesinin söz konusu olmasıyla birlikte, ticaret politikalarıyla çevre arasındaki bağlantıları saptamaya duyulan ilgi son yıllarda artmıştır. Ticaret kural ve anlaşmaları, doğal kaynakların nasıl kullanıldığı vb. gibi konular yılda 3 trilyon dolara ulaşan büyük para çıkışlarından kimin yararlandığı konularında belirleyicidir.



XI NCİ BÖLÜM



Çevrede meydana gelen zararlar orta kesim halkın üzerine ağır bir yük getirir. Vergilendirme bu yanlışın düzeltilmesi için etkin bir yöntem ve ekonomilerin daha iyi bir çevre sağlığına doğru ilerlemelerini sağlayacak güçlü bir araçtır.Devletler, doğal sistemleri kirleten, bozan ürün ve faaliyetleri vergilendirerek, özel kararlarda çevre maliyetinin de göz önüne alınmasını sağlayabilir.



Bu vergilerin karşılığında gelir vergilerinin ve diğer vergilerin azaltılarak toplam vergi yükünün aynı düzeyde tutulması, hem ekonomi hem de çevre açısından yararlı olacaktır. Vergi yasal düzenlemenin alternatifi değil, tamamlayıcısı olacaktır. Çevre vergileri pazarın güçlü yönlerini korumaktadır. Fiyatları bir pazarın gerçek maliyetini yansıtacak şekilde düzenleyerek, pazarın işlemesini sağlar.



Gelir ve çevre vergilerinin birleştirilmesini gerektiren faktör üretim ve tüketim modellerinin, vergilendirilen faaliyetlerden uzaklaşmasıyla birlikte çevre vergisi gelirlerinin düşecek olmasıdır.



Çevre vergilerinin ulusal ekonomilerin yeniden şekillendirilmesine katkıda bulunmaktan öte çevresel sorunların çözümünde fon olarak kullanılması gerekir.



XII NCİ BÖLÜM



Küresel ekonomide mali dengenin yeniden kurulması, toplumların sürdürülebilir bir yola girmelerinde büyük önem taşır. 1990’ da üçüncü dünya ülkelerinin borcu 1,2 trilyon dolar gibi olağanüstü bir rakama ulaşmıştır ve bu toplam GSMH’ nın %44’ ü demektir. Bu borcun maliyeti 1990’ da 140 milyar dolardır ve bu yük, zengin ülkelerden yoksul ülkelere doğru geleneksel sermaye akışının tersine dönmesine katkıda bulunmuştur.



Günümüzdeki tek taraflı kredi veren ve en büyük kuruluş konumundaki Dünya Bankası’ nın tutarlı bir sürdürülebilir ekonomi görüşü yoktur ve kredi verme özellikleri de genellikle, böyle bir ekonomi yaratma hedefiyle çelişmektedir.1989’ da zengin ülkelerin yoksul ülkelere sağladığı askeri olmayan yardımlar 41 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı yıl Dünya Bankası’ ndan ve bölgesel kalkınma bankalarından alınan krediler toplam 28 milyar dolar düzeyine çıkmıştır. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü yıllık yardım düzeylerinin her üyenin GSMH’ sinin %0,7’ ye ulaşmasını hedefler.



Dünya Bankası’ nın açıkça ifade edilmiş sürdürülebilir bir kalkınma stratejisi ve yeni bir yatırım öncelikleri dizisi saptaması, dünyanın acilen gereksindiği liderliği sağlayacaktır.



Küresel çevre bozulması sürecinin durdurulması için gerekli mali kaynakların bulunmasında dünya topluluğu şu ana dek ancak duraksamalı bir ilerleme kaydedilmiştir. Temel sorunlar arasında borç yükünün nasıl azaltılacağı, kalkınma yardımlarının nasıl artırılacağı ve yeni bir kanala sokulacağı ve Dünya Bankası ile diğer çok taraflı kredi kuruluşlarının kurumsal ön yargılarının ve ataletinin nasıl alt edileceği yer almaktadır.



XIII NCÜ BÖLÜM



Çevre açısından sürdürülebilir bir dünya kurmak, insan varlığının neredeyse her yönünde devrim yaratılmasını gerektirecektir. Tarım ya da sanayi devrimi gibi çevre devrimi de kaçınılmaz olarak, farklı ekonomik, sosyal, politik modeller yaratacaktır.



Sürdürülebilir toplum hedefine ulaşmamız “Ekonomik kalkınma” motorunun yönünün değiştirilmesine bağlıdır. Sürdürülebilir bir toplum için gerekli ön şartlar; toprağı koruyan bir tarım, kadınlara sağlık hizmetlerinin ve nüfus istikrarının kavuşturulması eğitimi, bireylerin doğal yaşama yakınlaşmalarının sağlanması, halk öğretmenlerinin sağlanması, buna bağlı olarak eylem planlarının oluşturulması, gelir seviyelerinin dengelenmesi, bu konular hususunda gerekli eğitim kurumlarının oluşturulması veya mevcut kurumların iyileştirilmesi, buna bağlı olarak halkın bilinçlendirilmesi.



Ulus-devletin ortaya çıkışından bu yana ilk kez tüm ülkeler, ortak bir tema çerçevesinde kenetlenmeye çalışma savaşımıyla karşı karşıyadır. Küresel gündem ideolojik olduğu kadar ekolojik olmaya ve doğayla aramızdaki ilişkiye göre yönlenmeye başlayabilir.



Eğer bunlar geçekleştirilemezse, kendimize, çocuklarımıza büyük bir olasılıkla ekosistemlerin çöktüğü, kanser salgınlarının görüldüğü, yaşam standartlarının düştüğü ve açlıkların arka arkaya yinelendiği bir dünya bırakacağız.

--

5 Mayıs 2011 Perşembe

Yaralı Aşklar - Erhan BENER

1. KİTABIN KONUSU:

Kitap, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülünç yada traji-komik öykülerin bir derlemesidir. Sabırlık, Kahve Molası, İlk Aşk, Kaçış, Yataklı Vagonlar Mabudesi, Nazife Hanım’ la Kızları, Eski Kareler, Pavyonda, Sonuncu, Evlilik Ajansı, Eski Defter isimli öykülerden oluşmaktadır.



2. KİTABIN ÖZETİ :

--SABIRLIK--

Öykü, şehir dışında hatta dağ başında yalnız yaşayan bir ressamın genç kız ile olan ilişkisini anlatır.

Tek Adam (Kitap Özeti)

KİTABIN ADI Tek Adam

KİTABIN YAZARI Şevket Süreyya AYDEMİR

YAYIN EVİ VE ADRESİ Remzi Kitapevi Evrim Matbaacılık Cağaloğlu / İSTANBUL

BASIM TARİHİ 1986

KİTABIN YAYIM MAKSADI

Gelecek Kuşakların Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü Anlamasını Sağlamak



KİTABIN BÖLÜMLERİ :

1 NCİ CİLT 1881-1919 DÖNEMİ

2 NCİ CİLT 1919-1922 DÖNEMİ

3 NCÜ CİLT 1922-1938 DÖNEMİ

KİTABIN BÖLÜM BÖLÜM ÖZETİ :

CİLT 1 1881-1919 DÖNEMİ:

Otuz Üçüncü Peron (Necip Tosun) Özeti,Konusu,Karakterleri ve Yorumları

Otuz Üçüncü Peron



USTA İŞİ
Yazan Abdullah Harmancı

1998′de ilk öykü kitabı Küller ve Uçurumlar’ı yayınlanan Necip Tosun, 2005 yılı itibariyle ikinci öykü kitabını çıkardı: Otuz Üçüncü Peron (Hece Yayınları, 2005) Kitapta on dört öykü var
Öykülerde “yolculuk” izleği öne çıkıyor Otogarlar, otobüsler, oteller, yollar, yolculuklar… öykülerin önemli bir bölümüne hakim Kahramanlarımız

4 Mayıs 2011 Çarşamba

uç ve Ceza Romanının Özeti Dostoyevski

Suç ve Ceza Romanının Özeti Dostoyevski


Rus yazar Dostoyevski romanda, (Suç ve Ceza) bir insanın, başka bir insana karşı işlediği suçtan dolayı çektiği korkunç vicdan azabı anlatılmaktadır. On dokuzuncu yüzyılda, Rusya’nın büyük kentlerinden birindeki yoksul insanlar yan*sıtmıştır.

Robinson Crusoe Özeti Daniel DEFOE

Robinson Crusoe Özeti Daniel DEFOE

Bu romanda, düştüğü ıssız bir adada 28 yıl ya*şayan adamın macerası anlatılmıştır. Onun doğa ile o!an mücadelesi, yaşama savaşı romanın ana ko*nusudur. Romanın tezi, güçlü bîr irade ve çalışma enerjisiyle tüm zorlukların yenilebileceğidir. Robinson Crusoe, macera düşkünüdür.

999 Adet Kitabın Özeti / Kitap Özetleri Arşivi

999 Adet Kitap Özetlerimizle Sizlerle Beraberiz.

Kitapları Teker Teker Sıralayalım;


1 küçük ağa
2 robin cook

3 BİR TEREDDÜTÜN ROMANI
4 SİMYACI