Translate

Deliler Kasabası

23 Aralık 2016 Cuma

TEVFİK FİKRET’İN ÇOCUK ŞİİRLERİ VE ŞERMİN KİTABINDAKİ ŞİİRLERİNİN TAHLİLİ

ÖZET 

Tevfik Fikret, Servet-i Fünûn edebiyatının lideri, şiir alanındaki en önemli sanatçısı ve Servet-i Fünûn dergisinin ilk yayın yönetmeni olarak edebiyat sahnemizdeki yerini almıştır. (Akyüz, 1995: 95) Onun en önemli özelliklerinden biri de edebiyatımızda ilk defa çocuk şiirlerinden oluşan bir eser hazırlamış olmasıdır. Şermin adını verdiği bu eserin, hece ölçüsüyle ve dönemindeki genel dil anlayışına göre çok daha sade bir dille yazılmış olması da edebiyatımız adına o dönem için önemli bir yenilik ve atılım olmuştur. TEVFİK FİKRET’İN ÇOCUK ŞİİRLERİ ile ilgili görsel sonucu

Sanatçı kişiliğinin yanı sıra normal yaşamında öğretmenlik mesleğini icra eden Fikret, Mekteb-i Sultanî, Robert Kolej gibi okullarda çalışmış ve yaşamının büyük bir bölümünü çocukların ve gençlerin içinde geçirmiştir. (Parlatır, 2006: 25) Kız kardeşini genç yaşında kaybeden ve Hemşirem İçin adlı şiirini kardeşine ithaf eden Fikret (Parlatır, 2006: 31), gençlerin erken yaşta evlendirilmeleri, eğitimsiz bir hâlde hayata bırakılmaları gibi konulara karşı hassasiyet kazanmış ve kendini gençlerin eğitimlerine adamıştır. Servet-i Fünûn dergisinde yayınlanan ilk şiirine Hasta Çocuk ismini vermesi de onun hayatında çocukların ve gençlerin ne denli yer tuttuğuna bir delildir. Zaten Fikret’in hayatının odak noktasında oğlu Halûk bulunmaktadır. Oğlu için yazmış olduğu şiirlerden oluşan Halûk’un Defteri adlı bir eseri de bulunan Fikret, bu şiirlerde oğlu Halûk vesilesiyle bütün gençlere önemli mesajlar vermektedir. Bu kitapla gençlere, medeniyet ve gelişme yolu gösterilmek istenmiştir. (Kolcu, 2008: 47) Bir babanın çocuğuna duyduğu sevgi, bayram sabahlarının aile üzerindeki olumlu birleştirici gücü ve gelecek hakkındaki öğütlerin bulunduğu şiirler ise Rübab-ı Şikeste adlı kitabına aldığı şiirlerinde kendini göstermektedir. (Parlatır, 2006: 57) 

Fikret’in asıl çocuk şiirleri, arkadaşı eğitimci Satı Bey’in açtığı çocuk mektebinde verdiği dersler sı- rasında oluşmuş manzumelerden meydana gelir. (Kolcu, 2008: 46) Bu şiirlerin tamamında çocuk dünyası âdeta resmedilmiştir. Şiirlerin oldukça sade bir dille yazılmış olduğu görülür. Amaç, yazılmış olan şiirlerin, çocuklar tarafından da rahatlıkla okunabilmesidir. Bu şiirler, daha sonra Şermin adını verdiği kitapta toplanacaktır. Fikret, Şermin kitabında, özlediği yeni insan tipini yetiştirmeyi hedefler. (Sınar, 2007: 184) Robert Kolej’de çalıştığı dönemde, Anglo-Sakson eğitim ve öğretim metodu ile karşılaşan Fikret, çocukların daha iradeli, kabiliyetli ve bilinçli olmaları gerektiği fikrine varmış ve bu fikirlerini hayat bilgisi ile yoğurarak Şermin adlı kitabında, çocuklara şiir şeklinde sunmuştur. Fikret’in çocuklara duyduğu güvenin büyüklüğü ortadadır. Bu güven sayesinde onlara ithaf edilecek bir eser kaleme almış ve bu eserinde onlara çalışmanın önemini anlatmış ve iş üretmeye yarayan aletleri tanıtmıştır. (Enginün, 2012: 536) TEVFİK FİKRET’İN ÇOCUK ŞİİRLERİ ile ilgili görsel sonucu

Bu çalışmada, Servet-i Fünûn şiirinin öncüsü Tevfik Fikret’in yazmış olduğu çocuk şiirleri üzerinde genel olarak durulacak ve çocuklara duyduğu güvenle yazmış olduğu Şermin adlı eserinde yer alan şiirler, belli bir metoda göre incelenecektir. 

Anahtar Kelimeler: Tevfik Fikret, Çocuk Şiirleri, Şermin. 

Giriş 

Servet-i Fünûn şairlerinden Tevfik Fikret (24 Aralık 1867-19 Ağustos 1915, doğ. ve ölm. İstanbul) Aksaray’da Mahmudiye Rüştiyesi’nde öğrenime başlamış, daha sonra Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) öğrenimine devam etmiştir. Sultani’yi birincilikle bitiren Fikret Hariciye İstişare Kalemi’nde çalışmış, Sultani’nin ilk kısmında Türkçe öğretmenliği yapmıştır. (Necatigil, 2007: 415) Fikret’in hayatının dönüm noktasını ise 1895’te doğan oğlu Haluk teşkil etmiştir. Bu sıralarda Servet-i Fünûn dergisinin başına geçen Fikret aynı zamanda Robert Kolej’de Türkçe öğretmenliği yapmaya da başlamıştır. (1896) Derginin yazı işleri müdürü iken genç şair adaylarının şiirlerini incelemiş ve bu şiirlerden dergiye alınabilecekleri seçip yayınlamış, pek çok genç şair adayına yol göstermiş ve onların ilhamı olmuştur. Unutulmamalıdır ki Fikret şiirimizde bir dönüm noktasıdır. Onunla beraber edebiyatımıza Batılı fikirler girmeye başlamış şiirimiz Batı şiirinde olduğu gibi organik bir bütünlük kazanmıştır. (Aktaş, 2009: 125) 

1901-1908 arası inzivaya (Aşiyan) çekilen Fikret, 1909 yılında Mektebi Sultanî’ye müdür olmuş, müdürlükten istifasından sonra ise Robert Koleji’ndeki öğretmenlik görevine devam etmiştir. Fikret bu görevini ölümüne kadar sürdürmüştür. Görülmektedir ki Fikret, hayatının neredeyse her döneminde çocuklar ve gençler ile sosyal ilişkiler kurmuş, onların hayatlarına doğrudan etki eden bir kişilik yapısı sergilemiştir.

Fikret Servet-i Fünûn devrinde (1896-1901) daha çok ferdiyetçi bir yapı arz eden şiirler yazmayı tercih etmiştir. Tabiat, yaşanmış hayat sahneleri, romantik ve lirik bir hava ile onun şiirlerinde hayat bulur. 1901 sonrası ise şair, daha çok vatan sevgisi, milletin hürlüğü, memleketin içinde bulunduğu durum, toplumsal davalar hakkında şiirler yazmaya başlamış ve didaktik bir havaya bürünmüştür. Aslında bir aruz şairi olarak kabul edebileceğimiz Fikret, ölümüne yakın yazmış olduğu çocuk şiirlerinde ve ilk çocuk şiiri kitabı olarak kabul edebilecek Şermin adlı eserinde hece veznini tercih etmiştir. Bu çalışmada Fikret’in genel itibarıyla çocuk şiirleri ve Şermin adlı eserindeki şiirleri üzerinde durulacak ve bu şiirler, izleksel açıdan belli bir yönteme dayanarak incelenecektir. 

1.Fikret’in Çocuk Şiirleri 

1896 Şubat’ında, Fikret, edebiyat sahnesinde daha yeni yeni görünmeye başlayan bir gençtir. Bu genç, şiir alanındaki ilk başarısını, ilk olarak Servet-i Fünûn dergisinde yazmış olduğu Hasta Çocuk adlı manzumesiyle kazanır. (Akyüz, 1995: 95) Bu şiir, Fikret’in çocuklarla ilgili yazdığı ilk şiirdir.

– Bugün biraz daha rahattı, çok şükür.. 
– Elbet; Geçer, bu korkulacak şey değil, 
– Fakat nevbet Zavallı yavrucağın hâlini harâb ediyor: 
Vücudu âteş içinde, dalıp gidiyor. 
İlâçların da mı te’siri kalmamış acaba? Sekiz gün oldu… 
–Merak etmeyin hanım, humma… 
–Hayır, Hudâya emanet, neden merâk edeyim? 
Fakat kuzum, ne kadar olsa ben de valideyim! 
Sekiz gün oldu, hararet devam edip duruyor. 
Bakın, nabızları biçârenin nasıl vuruyor. 
Sarardı, korkuyor insan bakınca ellerine, 
– Üzülmeyin siz efendim, gelir çabuk yerine; 
Çocuktur o… (…) 

Bu manzumenin giriş kısmında görüleceği üzere Humma hastalığına yakalanmış bir çocuk, yatağında yatmaktadır ve onu muayene etmeye gelen bir doktor, çocuğun annesi ile çocu- ğun hastalığı hakkında konuşmaktadır. Şiirin ilerleyen kısımlarında çocuğun annesine ninem diye hitap ettiğini görmekteyiz. Bu açıdan kadının çocuğun gerçek annesi mi yoksa ona bakan ninesi mi olduğu anlaşılamamaktadır. Şermin kitabındaki pek çok şiirde de nine hitabı kullanılmıştır. Nine ifadesi, çocukluk devrinde genel itibarıyla sevilen bir kişiliktir. Muhtemeldir ki pek çok kişi ninesi tarafından büyütülmüştür ve nineler insanların hatıralarında güzel bir yer edinmiş durumdadır.

Fikret bu şiirden 15 yıl sonra yani 1911 yılında oğlu Haluk için yazdığı şiirlerden oluşan Haluk’un Defteri adlı kitabını tertip eder. (Kolcu, 2008: 47) Tevfik Fikret, Haluk’un Defteri adlı kitabındaki çoğu şiirlerinde batıcı dünya görüşüne uygun olarak idealize ettiği memleket genç- liğini şekillendirmeye çalışır. (Çetin, 2007: 453)

Üç bölüm hâlinde düşünülen kitabın ilk bölümünde Ümid Ölmez, Bir Tasvir Önünde, Zelzele, Şehrâyin, Haluk’un Amentüsü, Promete gibi şiirler, ikinci bölümde Doğan Güneşe, Hakikatin Yıldızı gibi şiirler, üçüncü bölümde ise Ferdâ, Hilâl-i Ahmer gibi şiirler yer alır. İlk bölümde oğlu Halûk’a seslenen şair, onu yurdunun yükselmesi, özgürlüğe kavuşması için çalışmaya; yaşama, gerçeğe ve bilime bağlı kalmaya, acımasızlığa ve haksızlığa baş kaldırmaya çağırır. (Sever, 1996: 32) İlk bölümde yer alan Halûk’un Amentüsü adlı şiir, bilim ve tekniği önceleyen ve boş uğraşlardan uzak durmaya davet eden önemli bir eğitici şiirdir. Aklın gücüne temas edilir ve batıl olan eleştirilir: 

Aklın, o büyük sâhirin i’câzı önünde 
Bâtıl geçecek yerlere hüsranla, inandım. 

Birgün yapacak fen şu siyah toprağı altın 
Herşey olacak kudret-i irfanla… İnandım. 

Bu dizelerde görüldüğü üzere bilim insanın aydınlandıramadığı şeyleri zamanla aydınlatacak olan bir ışık gibidir. Bâtıl olan insanı kandırmaktadır ve geride tutmaktadır. İlerlemek isteyen insan irfan kudretine sahip olmak durumundadır. Bu kudret de bilimdir. 

Halûk’un Vedaı adlı şiirde ülkenin içinde bulunduğu durum ve bu durumdan nasıl kurtulabilineceği konu edilir. 1909 yılında oğlunu Mühendislik mesleği için İskoçya’ya göndermesi bu şiirin konusunu teşkil eder. (Parlatır, 2006: 33) Bu şiir, Fikret’in dünya görüşünün bir özeti gibidir. Dünyayı düze çıkaracak düzeni kuracak kişi oğlu şahsında birleştirdiği gençlerdir. Sanat, fen, güven, özen gibi disiplinleri aşılamaya çalıştığı oğlu her ne kadar onu hayal kırıklığına uğratmış olsa da asıl hedeflenen bütün gençlere öğüt vermek olmuştur. Gençler, Fikret için geleceğin aydınlatıcısı, Promete’sidirler. Fikret’in Promete şiiri bu mevzuu konu edinir. Ferdâ şiiri ise Fikret’in gençlere vasiyetnâmesi gibidir. Onlar, geleceğin kurtuluşu Ferdâ’sıdırlar. (Sertel, 2006: 52)

Bu gibi şiirler yazmasında, öğretmenliğinin etkili olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır. Bu meslekte oldukça başarılı olduğu, öğrencilerinin yazılarından anlaşılmaktadır. (Enginün, 2012: 536) Ruşen Eşref, Boğaz’ın Rumeli yakasını, Galatasaray’ın son sınıfında iken Tevfik Fikret’in öğrencileri her hafta bir tarihi semti gezme usulünü koymasıyla tanıdığını yazmıştır. 

Fikret’in bu şiirlerden başka çocuklar ile ilgili olan şiirleri de vardır. Bu şiirlerden bazıları Ramazan Sadakası, Haluk’un Bayramı gibi şiirlerdir ve bu şiirlerin ortak özelliği yoksul ve kimsesiz çocukları konu edinen şiirler olmasıdır. Fikret bu şiirlerde bu konuyu edinmiştir çünkü o insanı üzen her şeye baş kaldıran bir şairdir. Yoksullara, düşkünlere ve çaresizlere büyük yakınlık duyar. (Sever, 1996: 36) 

2. Şermin Kitabındaki Şiirlerin İncelemesi 

Fikret’in çocuklara şiir yazmasının öncelikli nedeni onun çocuklara olan güvenidir. Kitabın ilk şiirini, eğitimci Satı Bey’in “Yeni Mektep”indeki “Yuva’nın minimini yavrusu” na ithaf etmiştir. Fikret bu kitabında çocuklara hayat bilgisinin verilmesini savunur, çocuğa çalışmanın önemini ve iş üretmeye yarayan aletleri tanıtır. (Enginün, 2012: 536) 

Tevfik Fikret, Şermin adlı eserindeki şiirlerinde şu konuları işlemiştir: Eğitim, aile, korku, müzik, çevre ve hayvan sevgisi, ölüm, çalışmanın ve emeğin gerekliliği, masal, oyun ve çocuklara verilen öğütler. 

A) Konu ve İzlek: 

a) Eğitim Konulu Şiirler ve İzlekleri:

Kitapta eğitim konusunu işleyen şiirler İthaf, Şermin’in Elifbası, Mahallebim ve Mektebim, Hasbihâl ve İş Salonunda adlı şiirlerdir. Şermin’in Elifbası’nda şair, Şermin’e ve onun şahsında tüm çocuklara Arap harflerinin yazımıyla ilgili akılda kalıcı bilgiler vermekte ve bu dilin alfabesini harekeleriyle birlikte bir oyun misali açıklamaktadır. O dönemki çocuklara, bu zor alfabenin öğretilmesi açısından oyunsal metodun kullanılması oldukça akılcı bir yol olarak göze çarpar. Mahallebim ve Mektebim şiirinde yine Şermin olduğunu tahmin ettiğimiz çocuk, okuluna ve öğretmenlerine olan sevgisini dile getirmektedir. Şermin bu şiirde, özellikle coğrafi bilgisini okuluna ve öğretmenlerinin ona öğrettiklerine borçlu olduğunu ifade etmektedir. Hasbihâl şiirinde şairin çocuklara ve gençlere okumaları ve çalışmaları yönünde verdiği öğütler yer alır. Fikret genç dimağlara, araştırıcı ve sorgulayıcı olmalarını bir sohbet havasında anlatır. El tutarsa yürür sapan, eldir sapanı da yapan gibi ifadeler çalışmanın gerekliliğini gözler önüne serer. İş Salonunda adlı şiirde ayda on gün el işi hocalarıyla çalışan öğrencilerin derslerde yaptıkları ve hocalarıyla olan enstantaneleri anlatılır. Bu şiirde çalışılan yerin temiz olması gerektiği üzerinde durulmuştur.

 b) Aile Konulu Şiirler ve İzlekleri: 

Kitapta aile konusunu işleyen şiirler, Hediye, Siyah Bacı, Rüya, Öksüz, Arı Sokar ve Ezan adlı şiirlerdir. Hediye şiirinde Şermin yine şiirin baş kişisidir. Doğum günüdür ve bu gün onun için adeta bir bayramdır. Ablasından hediye bekleyen Şermin, önce ablasının kendisine hediye almadığını sanarak üzülür; ancak daha sonra ablası onu sevindirir ve Şermin de ablasına olan sevgisini ona melek diye hitap ederek gösterir. Siyah Bacı şiirinde şiirin baş kişisi belli değildir; ancak bu çocuğun bir kız kardeşi vardır. Bu kardeşin adı Leylâ’dır. Onun yanında yatıp uyumak ise çocuğa sonsuz bir mutluluk verir. Rüya şiirinde Şermin olduğunu tahmin ettiğimiz çocuk rüyasında ninesinin kendisine soğuk davrandığını görür ve üzülerek ağlar. Fakat çocuğun babası çocuğun yanına gelir ve onu teskin eder. Çocuk gördüklerinin bir rüya olduğunu şiirin sonunda anlar. Öksüz şiirinde bir çocuk, evde anne diye hitap ettiği halasına, okulda duyduğu öksüz kelimesinin manasını sorar. Halası da çocuğa annesini kaybedenlerin öksüz olduklarını söyler. Burada dikkati çeken anne ifadesi yerine nine ifadesinin kullanılmasıdır. Pek çok çocuk şiirinde Fikret anne yerine nineyi tercih etmiştir. Arı Sokar adlı şiir hem öğüt hem de aile konularını işler. Şiirde kendisini arı sokan bir çocuk annesi tarafından yarı tatlı azarlanır. Annesinin öğüdünü dinlemeyip yaramazlık yapan çocuğu arı sokmuştur, böylece çocuk arılarla oynamanın tehlikeli olduğunu öğrenmiştir. Ezan adlı şiirde bir çocuğa babası ezanda geçen Hayya-ale’lfelâh ifadesini sorar. Cevabı bilemeyen çocuk babasından yarı şaka bir tokat yer. Babası onu camiye götürmüş fakat o uyuyakalmıştır. Şiirin sonunda büyükbabasının ölümüne üzülen çocu- ğu teskin edip gözyaşlarını silen yine babası olmuştur. 

c) Çevre ve Hayvan Sevgisi Konulu Şiirler ve İzlekleri: Şermin kitabında çevre ve hayvan sevgisi konulu şiirler, Papatya, Kuşlarla, Rengîn, Yaz Nine, Kış Baba, Arslan, Yazın, Kışın, Ağustos Böceği İle Karınca ve Veli Baba adlarını taşır. Bu şiirlerde Fikret’in çoğunlukla mevsimlerin güzelliği yönünden çevre tasvirleri yaptığı görülür. 

Bahar olsun da seyredin 
Nasıl süsler bayırları, 
Zümrüt gibi çayırları 
Yüze gülen o nâzenin 
Gelin yüzlü papatyalar, 
Altın gözlü papatyalar. (Parlatır, Çetin, 2004: 596)

(…) 
Buz kesilir; zavallıcık 
Ağaçların kuru, kırık, 
Çırılçıplak ağaçların 
Küme küme yığın yığın 
Yerde yatan soluk sarı 
Ölü yüzlü yaprakları 
Acı acı hışırdarmış. (Parlatır, Çetin, 2004: 607) 

Hayvan sevgisinin konu edildiği şiirlerden Kuşlarla’da, özgürlük içinde uçan kuşlara özenen bir çocuğun, onlar gibi olma isteği anlatılmaktadır. Rengîn şiirinde ise beyaz, sarı ve siyah renklerden oluşan bir kediye, sahibi olan çocuk, ablasının ismi olan Rengîn’i, isim olarak verir. Ablası ilkin bu duruma oldukça bozulur; çünkü çocuk her kediyi çağırdığında ablası kendisini çağırdığını sanmaktadır. Ağustos Böceği İle Karınca şiiri ise hem çevre ve hayvan sevgisi üzerine hem de çalışmanın ve emeğin önemi üzerine vurgu yapan bir şiirdir. Herkesin az çok bildiği masal, bu şiirde yeniden işlenmiş ve çocuklara aktarılmıştır. 

B) Varlık: Bu kategoride Tevfik Fikret’in Şermin adlı kitabındaki şiirlerinde yer alan soyut ve somut varlıklar üzerinde durulacaktır. Çocukların dünyasında hangi varlıkların bulunduğu bu açıdan daha net anlaşılabilir. Şermin kitabındaki şiirlerde yer alan somut varlıklara örnek olarak: Sütlaç, şeker, şekerleme, piyano, keman, oyuncak, bebek, kedi, köpek, kuş, papatya, kitap verilebilir. Görülmektedir ki somut varlıklar hep çocuklar için eğlenceli olan şeylerdir. Dehşet verici, korkutucu hiçbir somut varlığa şiirlerde yer verilmemiştir. Çoğunlukla çocuğu oyuna sevk edecek varlıklar tercih edilmiştir. Kitaptaki soyut varlıklara örnek olarak ise umacı, cadı, hafıza ve canavar gibi ifadeler söylenebilir. Bir iki şiir dışında soyut varlık kullanımına gidilmemiştir. 

C) Düşünce: Düşünce kategorisinde anlatılmak istenen şey lirik, epik, satirik, didaktik, pastoral, hamasî gibi isimlerle anılan şiir türleridir. Fikret’in çocuk şiirleri çoğunlukla didaktik, pastoral ve lirik özellikler taşır. Epik, satirik, hikemî ya da hamasî özellikler çocuk şiirlerinin genelinde yer almaz. 

D) Görüntü: Bu kategoride Şermin kitabındaki şiirlerde yer alan öznel ve nesnel görüntüler üzerinde durulacaktır. Şiirlerde rastlanan öznel görüntülere örnek olarak: 

Yuva şefkat yuvasıdır, 
Ninelerdir onu yapan (Parlatır, Çetin, 2004: 577), 

Ağabeyim iyi çalar, 
Bana da meşk ettirecek. 
Onun da birkaç kemanı var, 
Birini bana verecek; 
Hepsinin de güzel sesi… (Parlatır, Çetin, 2004: 587) 

Marangozum ben beş gündür… 
Çalışan her işi görür; 
İnsan için san’at çoktur, 
Yapılmayacak iş yoktur. (Parlatır, Çetin, 2004: 613) 
verilebilir. 

Şiirlerin çoğunda öznel görüntüler yer aldığını söylemek gerekir. Şair, çocukların dünyasını yine çocuklara anlattırırken nesnel ifadeler kullanmayı tercih etmemiştir. Çocukların daha çocuk yaşta herkes için genel geçer ifadeler kullanmasını beklemek yanlış olacaktır. 
Şiirlerde geçen nesnel ifadelere örnek olarak ise:

-Hangi harfler kalındırlar? 
-Ha; hı, sat, dat, tı, zı, ayın (…) (Parlatır, Çetin, 2004: 578) 

Bir yaz günü, sabah erken 
İki yolcu aynı köyden 
Kasabaya gidiyordu; 
“Yolcu kısmı yolda gerek!” 
Koşmasını söyleyerek. (Parlatır, Çetin, 2004: 629) 

verilebilir. 

SONUÇ 

Tevfik Fikret’e göre geleceğin Türkiye’sini kuracak olan Türk gençliği, ona göre batılı bilgi, görgü ve fikirlerle mücehhez olan bir kişiliğe sahip olmalıdır. Oğlu Haluk, yol gösterdiği ve ülkede batılı anlamda bir dönüşümü gerçekleştirecek gençliğin temsilcisi ve sembolüdür. (Çetin, 2007: 454) Bu sembol, hemen birdenbire kişiliğini kazanan bir sembol değildir. Gençliği mevcut hâle getirebilmek için daha çocukluk devrinden itibaren eğitim ve yönlendirme gereklidir. Bir öğretmen bu yönlendirmeyi, çocuklara okullarında öğretmenlik yaparak kazandırabilir. Onlara gerekli dersleri verir, hayatı, fenni ve matematiği öğretir. Bir sanat ve edebiyat adamı ise öğrencilere bizzat ulaşma şansına sahip değildir. Onun yönlendirmesi, eserleri ve fikirleri yoluyla olabilecektir. Fikret her iki yönlendirmeyi yapmayı başarmış bir şahsiyettir. Hem öğretmenlik yoluyla hem de verdiği eserlerle çocukları ve gençleri eğitmiş, onları arzulanan şahsiyetler yapabilmek için uğraşmıştır. 

Gerek Şermin eseri, gerekse önceki eserleri, Fikret’in çocukları ve gençleri geleceğe hazırlamak için yazdığı eserler olmuştur. Çeşitli yollarla onlara hayat dersi vermeye gayret etmiş- tir. Bu gayret sadece o zamanki değil günümüzdeki çocuklar ve gençler tarafından da görülüp uygulamaya geçirilmeli, geçmişine bağlı, geleceği yönlendirme açısından pozitif anlamda kaygılı ve belli amaçları olan çocuklar ve gençler yetiştirilmelidir. 

KAYNAKÇA 

Akyüz, Kenan (1995). Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İstanbul: İnkılap Kitabevi. 

Parlatır, İsmail (2006). Servet-i Fünûn Edebiyatı, Ankara: Akçağ Yayınları.

Parlatır, İsmail; Çetin, Nurullah (2004). Tevfik Fikret Bütün Şiirleri, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Çetin, Nurullah (2007). II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, Ankara: Akçağ Yayınları. 

Kolcu, Ali İhsan (2008). Servet-i Fünûn Edebiyatı, Erzurum: Salkımsöğüt Yayınları. 

Sınar, Alev (2006). Türkiye’de Çocuk Edebiyatı Araştırmaları, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, İstanbul. 

Enginün, İnci (2012). Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat’tan Cumhuriyet’e (1839-1923), İstanbul: Dergâh Yayınları. 

Necatigil, Behçet (2007). Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, İstanbul: Varlık Yayınları. 

Aktaş, Şerif (2009). Şiir Tahlili, Ankara: Akçağ Yayınları. 

Sever, Sedat (1996). Tevfik Fikret ve Çocuk Şiirleri, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Ankara. 

Sertel, Sabiha, (2006). İlericilik ve Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret

E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap