Translate

Deliler Kasabası

18 Ekim 2013 Cuma

Robert Capa'yı Beklerken/ Susana Fortes


Aşktan ve savaştan ibaret yaşamlar

Yirminci yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan "Robert Capa". Susana Fortes'in yeni yayımlanan romanı "Robert Capa'yı Beklerken", dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti hikâyeleştiriyor. Ancak bu roman sadece Capa'nın ve savaşın romanı değil, en çok aşkın romanı. Capa’nın yoldaşı ve meslektaşı Gerda Taro ile yaşadığı aşk...
 
 İkinci Dünya Savaşı'nı ve insanlığın bu felakete doğru sürüklendiği yılları birçok yazarın kaleminden okuduk, birçok yönetmenin vizöründen izledik. Her seferinde de yaşanılan olayın büyüklüğü ve dehşeti bir kez daha gözler önüne serildi. Olayın farklı bir yönünden tutmayı başarabilmiş her yazar ya da yönetmen bize başka başka dünyaların kapılarını açtı, ufuk genişletti. Konu aslında tam da gerektiği gibi çok fazla ele alındı ancak bunun bir "götürüsü" de oldu elbet. Yıprandı belki, belki de tekrara düşüldü ama dünya tarihi açısından bunca öneme sahip bir olay dedim ya tam da olması gerektiği gibi her yönüyle irdelenmeye çalışıldı. Ortaya konan eserler içinden zaman geçtikçe kendiliğinden, doğal olarak bir ayrışmaya gidildi ve özgün başyapıtlar kaldı bu eleğin üstünde.

İnsanlığın bu büyük dramına giden yolda en önemli, hatta can alıcı duraklardan biri de İspanya İç Savaşı oldu. İnsanlığı etkileyen her olay gibi bu savaş da elbet sanattaki yerini aldı. 1936 ve 1939 arasında, milliyetçiler ve cumhuriyetçiler arasında gerçekleşir bu savaş ve 17 Temmuz 1936'da General Francisco Franco'nun komutasındaki milliyetçi güçlerin seçimle işbaşına gelen Cumhuriyetçi Halk Cephesi koalisyonuna karşı ayaklanmasıyla başlar. Sonucunda ise İspanya'da Franco'nun, 1975'teki ölümüne kadar sürecek olan "diktatörlük" ülkeyi yönetir.
Her savaşın olduğu gibi İspanya İç Savaşı'nın da adını bile duymadığımız gizli birçok kahramanı var. Bunun yanında adını bu savaşla dünyaya duyurmuş müthiş bir aktivist ve fotoğrafçı da var: Robert Capa. Savaşın simge fotoğraflarından birini çeken ve İngiliz dergisi Picture Post tarafından 1938 yılında "dünyanın en ünlü savaş fotoğrafçısı" ilan edilen fotoğrafçı-gazetecisi... Aklı ve gönlü cumhuriyetin kazanmasından yana olarak katıldığı İspanya İç Savaşı'nda çektiği "Düşen Asker" fotoğrafıyla bütün dünyada ün kazandı Capa. Tüm ömrü boyunca da Almanya'dan Kuzey Afrika'ya, ABD'den Çin'e dünyanın neresinde çatışmalar, kitle eylemleri ve savaşlar varsa serüvenci ruhuyla ve barışçı tutumuyla kendini oraya sürükledi. Asıl adı ise Andre Friedman'dır Robert Capa'nın. Yahudi bir terzinin oğlu olarak Macaristan'ın Budapeşte'sinde dünyaya gelmiş. Yaşam ise onu az öne ufacık bahsedildiği gibi çok farklı coğrafyalara, silahlar arasında geçen mücadelelerin içine sürükleyecektir. Fotoğraflarına taşıdığı beş büyük savaş ve elliye yakın çatışma... Dile kolay!

SAVAŞ YILLARINDA AŞK
Susana Fortes'in yeni yayımlanan romanı "Robert Capa'yı Beklerken" de işte bu dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti romanlaştırıyor. Ancak bu roman sadece Capa'nın ve savaşın romanı değil. Birçok duygudan ve olaydan besleniyor roman ancak "Robert Capa'yı Beklerken", en çok aşkın romanı.
Capa kendine şöhreti getiren İspanya İç Savaşı yıllarında ve bu savaşın içine doğru yol aldığı Paris günlerinde yalnız değildi. Yanında birbirlerine büyük bir aşkla bağlı olduğu sevgilisi Gerda Taro da vardı. Roman işte sevgililerin bu zamanlarına odaklanıyor. Gerda Taro da tıpkı sevgilisi Robert Capa gibi bir fotoğrafçıydı ama fotoğrafı Capa'yla beraber algılamaya başlayan bir fotoğrafçıydı. Capa ise yaşamın kendisini Taro ile birlikte algılamaya başlar. Bir anlamda Robert Capa'yı bugün andığımız kişiye dönüştüren kadının adıdır Gerda Taro. Robert Capa dendiğinde her zaman anılır onun adı da, unutulmaz, ancak yine de önde olan Capa'dır çoğu kez. Elimizdeki romanının ise duygusal merkezini Gerda Taro meydana getiriyor. Her ne kadar Robert Capa bu duygusal merkezin de merkezine oturmuş olsa bir kadının algı dünyası etrafında şekilleniyor roman. Hikâye de bu bağlamda daha çok ikisinin fırtınalı ve tutkulu aşkına odaklanmak istiyor ancak yazarın kendine seçtiği kahramanlar buna izin vermiyor. Ne zaman "aşk" sayfa aralarına sızsa, "savaş" bir yerden baş gösteriyor. Savaş yıllarında aşkın ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamak için yaşıyor aşklarını bu çift adeta.
Gerda Taro'dan biraz daha bahsetmek gerek. O da gerçek adıyla yaşama tutunamayanlardan. Bu isim değiştirme olayının da daha sonra bahsedeceğimiz "acı" bir hikâyesi var. Asıl adı "Gerda Pohorylle" Taro'nun ve Almanya'da doğar. Yahudidir. On yedi yaşındayken de Liepzig’e yerleşir. Rus sevgilisi Georg sayesinde "sol" cenahın sesine kulak vermeye başlar. Bunun yanında Gerta’nın Almanya'dan kurtulmasına bir nevi vesile olacak ondan küçük iki erkek kardeşi vardır ve Mart 1933’te kardeşleri Karl ve Oskar bir dükkânın çatısından Hitler karşıtı broşürleri sokağa savururlar. Yapılan polis baskını sonucu kardeşler saklanmayı başarırken Gerda yakalanıp gözaltına alınır. Duruşu ve Nazilere göre "komünist olamayacak kadar güzel olması" nedeniyle salındığında ise bazı şeylerin farkına varmıştı: Artık Almanya'da yaşayamazdı. 1933 Ağustosu'nda romanda da önemli bir yeri olan arkadaşı Ruth'la Paris’e doğru yola çıkmıştı bile. Yani, Robert Capa ile yaşamlarının küçük bir reklam çekimi sırasında birleşeceği şehre. Tanıştıktan sonra ise Capa şöyle der: "Bizi ancak kazma-kürek ayırabilir!". Öyle de olur. Gerda Taro yaşamını kaybedene kadar küçük küslükler dışında ama hep büyük bir aşkla beraber olurlar.

CAPA VE TARO OLURKEN
Sevgililerin Paris yılları ise bir göçmen oldukları için oldukça zorludur. Para sıkıntısı çekilmektedir ve faşizm hâlâ enselerinde geziyordur. Yani, Gerta Pohorylles ile Andre Friedmann olarak yaşamaları sakınca haline dönüşmeye başlamaktadır. Bir de şöyle bir sıkıntı vardır: Bu adlarla ne kadar çalışsalar da para kazanamazlar. Ajanslar, editörler çektikleri fotoğraflara bu isimle doğru düzgün para vermez. Gerda Taro da bir plan yapar. "Robert Capa" adında zengin ve başarılı bir Amerikan fotoğrafçı yaratırlar. Andre fotoğraf çekecek, Gerta da bunları "Capa" adlı adamın eserleri diyerek editörlere pazarlayacaktı. Nasıl olduysa yaptıkları plan tutar. Gerta, Fransız editörlere fotoğrafların tanesini piyasanın üç katına satmaya başlar. Ancak şunu biliyorlardı: Bu fotoğrafların göçmen Andre Friedmann'ın çektiğini bilseler doğru düzgün para alamazlardı. Gerda bu arada kendisine de aynı derecede kozmopolit bir takma ad alır. Bundan sonra Gerta Pohorylles değil, "Gerda Taro" olacaktı. Sevgililer yollarına "Robert Capa" ve "Gerda Taro" olarak devam ederler. Tarihe de bu adlarıyla kalırlar zaten...
Romanın yazarı Susana Fortes de bu adların ve aşklarının büyüklüğünün hakkını vermeye çalışıyor romanda. Sevgililerin birbirlerine duyduğu maceralı aşkın yanında, savaşın gürültülü sesini ve Paris'in o yıllardaki entellektüel ve siyasal devimini de gözler önüne seriyor yazar. Çok daha fazlasını söylemek gerek aslında anlatılan hikâye için ancak kısıtlı yer buna engel olacak. Ne söylense boş, en iyisi romanı alıp okumak... Bunun yanında bir de Richard Whelan'ın kaleme aldığı, Türkiye'de Agora Kitaplığı'ndan yayımlanmış Robert Capa hakkında kapsamlı bir biyografi de mevcut. Bu biyografi de Robert Capa, Gerda Taro ve yaşadıkları aşkı, bunun yanında 20. yüzyılın en debdebeli zamanlarını anlama noktasında çok önemli bir kaynak olarak nitelenebilir.

Robert Capa'yı Beklerken/ Susana Fortes/ Çeviren: Seda Ersavcı/ Doğan Kitap/ 216 s.

E-Kitap - E-book :kitap özetleri, kitap özeti, yeni çıkan kitaplar, romanlar, hikayeler, biyografiler, kitap oku, bedava kitap