https://kitapozetlerioku.blogspot.com/google2d2f70c9684a41ad.html Kitap Özetleri, Kitap Özeti / E-Kitap - E-book: medeniyet

Translate

İzleyiciler

medeniyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
medeniyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2014 Cumartesi

Paul Theroux’dan “Sivrisinek Sahili”

 Paul Theroux’nun kaleme aldığı ve 1986’da filmleştirilen “Sivrisinek Sahili”, bir ütopyanın peşinden koşup Honduras’a yollanan Allie Fox karakterinin, terk etmeye uğraştığı medeniyeti farkında olmadan oralara götürüşünün hikâyesi.

 
Her şey itinayla bozulur
Paul Theroux’nun Sivrisinek Sahili birkaç yönden hayli ünlü bir kitap. Birincisi yayımlandığı dönemde (1982’de) epey ses getirmişti. İkincisi, 1986’da Peter Weir tarafından beyaz perdeye uyarlanmış ve film o yıl eleştirmenlerden olumlu tepkiler almıştı.
Yazar Theroux da edebiyatla ilgilenenlerin bildiği bir isim. Sivrisinek Sahili kadar Kör Aydınlık ve Bruce Chatwin’le kaleme aldığı Yeniden Patagonya’da yazarın tanınırlığını arttırmıştı. Burada bir parantez açmak gerekli: Theroux, Chatwin’le beraber ama farklı amaçla gittiği Patagonya üzerine yazdıklarında, bir tür edebi gezginlikten söz açmış ve adeta kâşif gibi orada yeni ne gördüyse büyük bir heyecana tutulmuştu. Üstelik Patagonya için “bir yere gitmek gerekirse aklıma güney gelir; güney bana özgürlüğü anlatıyor” demişti. Pek kimsenin yollanmaya cesaret edemediği ve gittiğinde bunun kendisi için hem edebi hem de düz anlamıyla gezginlik olduğunun altını çizmişti. Yeniden Patagonya’da, her ne kadar bir anlatı ve gezi kitabıysa da yolculuk ve yol temasının edebi zenginliğini vurgulayışıyla dikkat edilmesi gereken bir metindi.
Sivrisinek Sahili’nde de yolculuk, kaçış ve yeni bir yaşam arayışı etrafında şekillenen bir olay örgüsü hâkim. Bu anlamda ABD’den Honduras’a (yine güneye) uzanan Theroux, bir bakıma özgürlük

16 Ekim 2011 Pazar

Kitap inceleme: Fetih ve Fatih



İstanbul’un fethi, yalnız Türk ve İslam dünyası namına askeri bir zafer değil, bütün insanlık ve medeniyet için eşi bulunmayan bir hadisesidir. Türk egemenliğinin Doğu Roma hâkimiyetinin yerini almasıyla, din ve vicdan hürriyeti kavramı, ilk defa olarak Avrupa kültür dairesine girmiştir. Avrupa’nın doğusunda, Türk’ün din ve vicdan hürriyeti ile insan haklarına saygı ilkesinden doğan bu tarihî şafak, Ortaçağ loşluğuna son veren bir adım olmuştur. Doğudan gelen aydınlı fark eden Ortodoks dünyası, Katolik dindaşlarındansa Türk egemenliğine girmeyi gönüllü olarak tercih etmiştir. Öte yandan, tarihi belgeler, Katolik Hıristiyanların da, Türkleri, Bizans Ortodokslarına tercih edip onlara daha çok itimat ettiklerini gösteren örneklerle doludur.