Paul Theroux’nun Sivrisinek Sahili birkaç yönden hayli ünlü bir kitap. Birincisi yayımlandığı dönemde (1982’de) epey ses getirmişti. İkincisi, 1986’da Peter Weir tarafından beyaz perdeye uyarlanmış ve film o yıl eleştirmenlerden olumlu tepkiler almıştı.
Yazar Theroux da edebiyatla ilgilenenlerin bildiği bir isim. Sivrisinek Sahili kadar Kör Aydınlık ve Bruce Chatwin’le kaleme aldığı Yeniden Patagonya’da yazarın tanınırlığını arttırmıştı. Burada bir parantez açmak gerekli: Theroux, Chatwin’le beraber ama farklı amaçla gittiği Patagonya üzerine yazdıklarında, bir tür edebi gezginlikten söz açmış ve adeta kâşif gibi orada yeni ne gördüyse büyük bir heyecana tutulmuştu. Üstelik Patagonya için “bir yere gitmek gerekirse aklıma güney gelir; güney bana özgürlüğü anlatıyor” demişti. Pek kimsenin yollanmaya cesaret edemediği ve gittiğinde bunun kendisi için hem edebi hem de düz anlamıyla gezginlik olduğunun altını çizmişti. Yeniden Patagonya’da, her ne kadar bir anlatı ve gezi kitabıysa da yolculuk ve yol temasının edebi zenginliğini vurgulayışıyla dikkat edilmesi gereken bir metindi.
Sivrisinek Sahili’nde de yolculuk, kaçış ve yeni bir yaşam arayışı etrafında şekillenen bir olay örgüsü hâkim. Bu anlamda ABD’den Honduras’a (yine güneye) uzanan Theroux, bir bakıma özgürlük