Binlerce yeni yörüklere...
Osman Şahin'in kaleme aldığı Son Yörük, bir bakıma onu büyüten, besleyen ve konuşturan dil olan
Yörüklüğün ve Türkmenliğin içinden süzülüp geliyor. Şahin, kitabıyla bu büyük doğa ve insanlık birikimini okurlara sunuyor.
Oktay Sinanoğlu

Değerli sanat ve fikir adamı Sayın Osman Şahin'in Son Yörük adlı kitabını okurken kendimi Mersin'in arkasındaki ulu Toroslar'ın doruklarında, soğuk ve keskin rüzgârların itişine direnerek tırmanmaya uğraşır, sertleşmiş karların ayağımın altında çıkardıkları çatırtı ve hışırtıları dinler, zaman zaman devasa ardıç ve sedir (katran) ağaçlarının gövdelerini elleyip bu çok eski nesillerden gelen akrabalarıma minnet ve ifâde edilmesi zor bir derin sevgi, hatta aşkla 'Merhabalar ola size!' der buldum. Var ol Osman Şahin kardeşim! Gene gurbet ellerde olduğum mahzun bir günde beni hem doruklara, hem de o dağlar kadar ulu, anlı şanlı geçmişimize, gelenekleri, görenekleriyle
, doğanın her zerresiyle bütünleşerek yaşamış yörüklerimize götürdün; minnettarım.