Translate

İzleyiciler

8 Haziran 2016 Çarşamba

Karşılaşmalar / Aysel Sağır kitap özeti, yeni çıkan kitaplar

‘Şimdi, deneyimsiz bir çocuktur!’

Aysel Sağır’ı yazdığı kitap eleştirileriyle tanıyoruz. Geçtiğimiz yıl, "Bizi Güneşe Çıkardılar" adlı yakın tarih çalışmasıyla okuyucuyla tanışan Sağır, bugünlerde "Karşılaşmalar" ile okuyuculara bir kez daha merhaba dedi.



[Haber görseli]Bir deneysel edebiyat metni olan "Karşılaşmalar" on dokuzuncu yüzyıl yazarlarının ve onların roman karakterlerinin bugündeki hallerini -yer yer mizahi-, dokunaklı halleriyle betimliyor. Tabii bu hallerin yaşadığımız ülke gerçekleriyle çoka ilgisi bulunuyor. Sağır’la kitabını konuştuk
-Metnini deneysel diye nitelendirebilir miyiz? Bildiğim kadarıyla gazetecilik yaptın. Konuşurken en periyodik okumalarımı “gazetecilik yaptığım yıllarda yaptım” da dedin. Karşılaşmalar'a gerek gazeteciliğinin gerekse iyi bir okur olmanın katkılarını anlatabilir misin?
- Çalışmamı, nasıl bir çerçeveye oturtmak gerekir bilemedim ama edebiyatın unsurlarını içinde barındırması itibariyle deneysel demek daha doğru olur. Anakronik olması, bilinç akışı unsurlarını içinde barındırması, karakterler ve olay örgüsü etrafında gelişen durumlar… En önemlisi de çoklu diyebileceğimiz son(lar)la

Hiçkimse'nin Anısı / Günhan Kuşkanat

'Yaşadıkça öğrendim; umut tehlikelidir'

On bir yıl önce ilk kitabıyla Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü alan ama daha sonraki kitaplarında romana yönelen Günhan Kuşkanat bu kez de “Hiçkimse'nin Anısı” ile okuyucuyla buluştu. Yine huzursuz bir hikâye anlatan Kuşkanat'la geçen on bir yılı, yeni romanı ve huzursuzluğunu konuştuk...


[Haber görseli]- Siz öyküyle başladınız, ilk öykü kitabınızla da Cevdet Kudret Ödülü’nü aldınız ve sonra romanla devam ettiniz. Türler arası ayrım yapacak değilim elbette ama insan gelinen süreci de düşünmeden edemiyor…
- Yazmaya ilk kalkıştığımda küçük ‘an’ yazıları ve sonrasında öykülerle başladım, evet. Böyle yazmanın daha kolay olduğunu sandığım için. ‘Koskoca’ bir ‘roman’ işine kalkışacak cesaretim yoktu. Sonra anladım ki aslında bir öykü kitabı oluşturmak, belki de bir roman yazmaktan daha zor bir uğraş. Bir öykü kitabında yazdığınız her

Türkiye’nin Pop Müziği/ Uğur Küçükkaplan

‘Müzik bilmeyen müzisyenler(!) ortalığı sardı’

Uğur Küçükkaplan’ın kitaplarından ilki “Arabesk”ti. İkincisi de yakın zamanda yayımlanan “Türkiye’nin Pop Müziği”nin müzikle ilgili herhangi bir çalışma yapmak isteyenler için kılavuz olduğunu söylemek gerek. Bu bakımdan, her iki kitabın da, amacına ulaştığını gösteriyor. Küçükkaplan’la kitabı üzerine söyleştik.


[Haber görseli]- Kitap müzik tarihi, dünya ve Türkiye’deki müzik pazarına dair, teknik ya da sosyolojik yönden “derinleşmemiş” olarak eleştirilse ne düşünürsünüz?
- Bir çalışmayı değerlendirirken dikkat edilmesi gereken iki temel unsur var: Bunlardan biri, ortaya koyduğu teknik ve teorik bilgilerin genel niteliği. Diğeri ise bu bilgileri hangi yaklaşımla nasıl bir düşünsel zemin üzerinde ele aldığı ve dayandığı argümanlarla hangi sonuca vardığı. Hayatın her alanında olduğu gibi müzikte de

Efendi ve Aşim Köprü ve Ötesi Mührün Sırrı

Neslihan Akbaydar'ın yeni kitabı: Efendi ve Aşim Köprü ve Ötesi Mührün Sırrı

Neslihan Akbaydar'ın yeni kitabı 'Efendi ve Aşim Köprü ve Ötesi Mührün Sırrı', Fantastik Kitap'tan çıktı.



[Haber görseli]Tarihte bilinen tüm fantastik kahramanlar bir amaca hizmet ederler. Kimileri dünyayı ele geçirmek için kötülüğe hizmet ederken, kimileri de dünyayı yok olmaktan kurtarmak için kötülerle mücadele ederler. Biz ise bu kitapta yalnız ama yalnız gerçeklere hizmet ediyoruz.
Öylesi gerçekler ki bunlar, ezber bozduracağız. Bunu nasıl mı yapacağız? Her şeyden önce öyle ince detaylara girdik ki bu kitapta fantastik kalıplarına örtülü bir gerçeklik kattık. Öylesi bir gerçeklik ki bu, adı anılsa ürpeririz

İrem Uzunhasanoğlu’nun ikinci kitabı “365

[Haber görseli]
Kısa bir süre önce ilk kitabı “Gitme, Gül Yanakların Solar” adlı anneannesinin mübadele anılarından kurguladığı romanıyla okuyucularla tanışan Uzunhasanoğlu, bu kez yurt dışında çok popüler olan bir tarzı ilk kez Türkiye’de derleyip “365”adıyla piyasaya çıkarttı.
Yazar, yazmak isteyen ama nereden başlayacağını bilmeyenler için yol gösterici bir kitap olan “365”i  İngiliz Dili

“Gözyaşı Konağı” geriye dönüşlerle gelişen bir roman

'Yalnızı arayıp soran, merak eden, hatırlayan olmaz'

“Gözyaşı Konağı” geriye dönüşlerle gelişen bir roman. 1800’lerin sonunda yaşanan olaylara dayanan romanda Halid Ziya ve çağdaşlarının tadı var. Olayların kuruluşu, kahramanların davranışları o romanları anımsatıyor. Şebnem İşigüzel, romanın gelişimini daha çok başkahramanının anlatımlarına dayandırmış.



“1876 yılı baharında gayrımeşru bebeğimi doğurmak üzere evin erkeklerinden habersiz Büyükada’ya gönderildim” diye başlıyor Şebnem İşigüzel’in “Gözyaşı Konağı”.
1876 hareketli bir yıl. 14 Şubar’ta Alexander Graham Bell telefonu icat etmiş. 30 Mayıs’ta Abdülaziz tahttan indirilip yerine V. Murat geçiyor. 4 Haziran’da Abdülaziz ölmüş. İntihar ettiği söylense de öldürüldüğü iddiaları da var. 31 Ağustos’ta akıl sağlığı yerinde olmadığı anlaşılan V. Murat tahttan indirilip yerine II. Abdülhamit geçecek.

Lazistan’a Yolculuk/ Nikolay Marr

Lazistan neresi, Lazlar kim?

25 Aralık 1864’te Kutaisi’de doğan; Rus-Sovyet Doğu araştırmaları ekolünün önemli araştırmacılarından olarak kabul edilen Nikolay Marr, yaklaşık yüz evvel Doğu Karadeniz’de Lazların yaşadığı bölgelere yaptığı dilsel yolculuğu anlattığı “Lazistan’a Yolculuk” isimli çalışmasıyla bir dönemin tarihine ışık tutuyor.



[Haber görseli]Nikolay Marr’ın yardımcısıyla yaptığı yolculuktaki ilginç anektodlar, bölge insanının sosyal ve siyasal yapısına dair de önemli bilgiler sunuyor. Yüzyıl önceki idari sınırlar içerisinde bugün; Rize ve Artvin sınırları içerisinde yer alan ve Lazlar’ın kadim zamandan beri yaşadığı; Pazar (Atina), Ardeşen (Artaşeni), Fındıklı (Viçe), Arhavi (Arkabi), Hopa (Hope) ve Çamlıhemşin ilçelerindeki köylere ve yerleşimlere uğrayarak hem Lazca konuşan toplumu tespit etmek, Lazca’nın en iyi nerede konuşulduğunu anlamaya çalışmak hem de orada yaşayan insanların